Burhan Çocuk Kasım 2011

e-Posta Yazdır PDF

Kutsal Ziyaret Hac

Hac; İslâm’ın şartlarından birisi ve önemli bir kulluk vazîfesidir. Kişinin Allah’a doğru yolculuğu ve manevi âlemde yükselişidir. Peygamber efendimiz (s.a.v) hadisi şeriflerinde: "Kötü söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse, annesinden doğduğu gündeki gibi günahsız olarak (evine) döner." buyurmakla haccın arınma günahlardan temizlenme olduğunu ifade etmişlerdir.

 Hac; ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem’in (a.s)  indirildiği ve insanlık tarihinin ilk yerleşim merkezi olan güzel beldelerin, Müslümanların atası Hz. İbrahim’in (a.s) inşa ettiği müslümanların beş vakit namazda yöneldiği Beytüllah (Allah’ın evi) olan Kâbe’nin de bulunduğu kutsal mekanların ziyaretidir.

Hac; Allah’ın (c.c) sevgilisi efendimiz, önderimiz, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) ve ismini sayamadığımız birçok peygamberin yaşadığı yerleri ziyaret ederek onların izlerinin takip edilmesi ve onlara olan hasretin giderilmesidir.



Bu güzel yolculukta yaşanacak en heyecanlı an peygamber efendimizi ziyarettir. Yılların özlemiyle yanına varıp “ Anam babam sana feda olsun, esselamü aleyke ya rasulallah.” diyerek özlem gidermektir. Yanına sokularak şefkatle okşamasını hissetmektir; çünkü peygamberimiz: “ Hac edip kabrimi ziyaret eden, beni hayatta iken ziyaret etmiş gibi olur.” buyurmuşlardır. Biz onu görmesek de onun bizi şefkatle kucakladığını hissetmektir. Orada bu mutluluğu ve heyecanı yaşamaktır.

Ne mutlu bu kutlu yolculuğa çıkanlara! Bu ziyarete çıkacaklara duamız: “ Rabbim haccın amacına uygun olarak bu haz ve mutluluk içerisinde yolculuğunuzu gerçekleştirmeyi nasip eylesin.” Sizlerden de gidemeyenler için dua istiyoruz. Kâbe ilk görüldüğünde yapılan dualar kabul olurmuş. İşte o anda bu müjde gereği siz de gidemeyen kardeşlerimize en kısa zamanda gidebilmeleri, gidenler için ise tekrar gidebilmeleri için rabbimizin fırsatlar vermesi için dua etmenizdir. Güle güle kutlu yolun yolcuları….



Ben o camı açmam

Hoca bütün öğrencileri kaldırıp rutin sorular soruyormuş; "Arabadasın, çok sıcak, ne yaparsın?" Öğrenci: "Camı açarım." Hoca: "Peki içeri giren havanın sürtünme katsayısı nedir?" Öğrenci: "Bilmiyorum." Hoca: "Otur, sıfır!" Bu böyle bir değil, iki değil, bütün sınıfta sürmüş herkes dökülüyor. Hoca sonunda Temel'i kaldırmış; "Oğlum otobüstesin, çok sıcak, ne yaparsın?" Temel: "Ceketimi çıkarırım" Hoca: "Ama oğlum çok sıcak..." Temel: "Gömleğimi çıkarırım...", "Oğlum arabanın içi halen çok sıcak, sıcaktan patlamak üzeresin, ne yaparsın?" Temel dayanamamış: "Hocam ne yaparsan yap, ben o camı açmam!"