Burhan Çocuk Temmuz 2011

e-Posta Yazdır PDF

KARDEŞLİK

            Sevgili arkadaşlar, bugün sizlerle “Kardeş olun, o senin kardeşin, kardeşlik böyle mi olur?” gibi sıkça duyduğumuz “kardeşlik” kelimesi üzerinde durmak istiyorum. Sizce kardeşlik nedir? Şöyle biraz düşünmenizi istiyorum. Çok farklı tanımlar akla geliyor değil mi? Doğru, bu kelimenin tek anlamı yok. Ama asıl anlamı şu olsa gerek: “Kardeşinin sevinciyle sevinmek, üzüntüsünü paylaşmak, sıkıntısını gidermek, onun yanında kendini güvende hissetmek, ayrılığında ise eksikliğini hissetmek, kendisi için istediğini başkası için de istemek, kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkası için de istememek, komşusunun açlığını hissetmektir kardeşlik.”


    Böyle bir kardeşliğin olduğu yerde hiç hüzün olur mu? Tabiî ki olmaz tam aksine mutluluk olur. Böyle zamanlar “Mutluluk çağı” diye anılır. Mutluluk çağında (Asr-ı saadet) bu kardeşliği Mekke’den hicret eden muhacirlerle Medine’nin yerlisi ensar arasında görüyoruz. Allah (c.c) ve Rasulullah’a muhabbetinden başka her şeylerini Mekke’de bırakan Muhacirler Medine’ye geldiklerinde ne yiyecekleri bir şeyleri, nede barınacakları yerleri vardı. Hepsini Mekke’de bırakıp gelmişlerdi.

    Rasulullah (sav) Medineli yardımsever Ensar’la, hicret eden Mekkeli müslümanları bir araya toplayarak kardeş ilan etmişti. Medineli ailelerden her birinin reisi, Mekkeli Muhacirlerden bir aileyi yanına alacak, mallarını onlarla paylaşacak, beraber çalışıp beraber kazanacaklardı. Dünyaya örnek olacak bu kardeşlikte aynı anne babadan olmayan, önceden hiç tanışmadıkları halde sadece din kardeşliğinden dolayı gösterdikleri samimiyet tüm insanlığa örnek olmalıdır. Medineli Sa’d bin Rebi (r.a.), muhacir olan Abdurrahman bin Avf’a (r.a.): "Ben mal cihetiyle Medineli Müslümanların en zenginiyim, malımın yarısını sana ayırdım." demiştir.

            İnsanlık tarihinde böyle bir kardeşliğe başka yerde şahit olunmamıştır. Bu kardeşlik neticesinde Medine’de muazzam bir kuvvet doğmuş ve kısa zaman içerisinde bütün Arabistan’ı bu kuvvete boyun eğmek mecburiyetinde bırakmıştır. Şimdi İslam coğrafyasındaki yaşanan savaşlar, zulümler, akan gözyaşlarını görünce insan düşünmeden edemiyor, acaba bu kardeşlik bozulduğu için mi bu zulümler oluyor.

            "Doğudaki bir Müslümanın ayağına diken batsa, batıdaki Müslüman onun acısını kalbinde duyacaktır." buyuruyor Hz. Peygamber (s.a.v). Yeniden bu kardeşlik duygusunu geliştirebilirsek o zaman yeniden bir kuvvet oluşmuş olur ve İslam coğrafyasında yaşanan işkence ve zulümler ortadan kalkar. Bu kardeşlik duygusuna ulaşabilmek temennisiyle.


ANTRENÖR DURSUN

            Boksör Temel iri yapılı rakibi ile maç yapar.1.rauntta rakibi temeli epey haşlar, raunt sonunda Temel köşesine gider. Antrenörü Dursun moral vermek için Temel’e “Sen dövüyorsun devam et” der. 2.ve3. rauntlarda da aynı şeyler olur.4. rauntta kaşı ve gözü patlamış olan Temel, raunt sonunda güç bela köşesine gider.

            Dursun yine “Aslanım Temel, adamı parçaladın.” der. Temel güç bir şekilde Dursun’a bakarak: “Ben mi dövüyorum?” der. Dursun: “Evet sen dövüyorsun.”

Temel: “Öyle ise etrafa iyi bak, başka birisi beni fena halde dövüyor!”