Burhan Çocuk Eylül 2010

e-Posta Yazdır PDF

Sanki Yedim

   Arkadaşlar, “ Sanki yedim ” adında bir yer hiç duydunuz mu? Hatırlamak için ipucu mu istiyorsunuz? Peki, ipucu veriyorum öyleyse, yemekle ilgili; ama lokanta değil. Çikolata, dondurma, bisküvi, kebap, döner….. evet evet bunların hepsiyle ilgili ama bir yapıt ismi. Hatırlayamadıysanız üzülmeyin. Çünkü, bu güzel olay yüzyıllar öncesinde olmuş; ama binası hala yaşıyor. Neyse sizi fazla meraklandırmadan açıklayayım.

   Sanki yedim, İstanbul’un Fatih ilçesinde bir caminin ismi. Bu ismi nasıl mı almış? İşte çok ilginç hikâyesi var arkadaşlar. Camiyi yaptıran Keçeci Hayrettin Efendi, canı bir şey yemek istediğinde “Sanki yedim” diyerek canının istediğini almayıp ücretini bir köşede biriktirirmiş. Zamanla işte bu biriken paralardan bu camiyi yaptırmış. Çok ilginç değil mi? Biz de aynı yöntemi uygulayarak böyle bir cami yaptırabilir miyiz? Yaptırabilir miyiz, yaptıramaz mıyız bilmem; ama bu şekilde çok güzel hayırlar yapabileceğimizden eminin. Mesela, bir cami yaptıramasak da ihtiyaçlı olan arkadaşlarımıza yardım edebiliriz. Bence önemli olan bunu tartışmak yerine böyle bir karar alıp para biriktirmeye başlamak. Böylece en doğrusunu yapmış oluruz.

   Bu mübarek ramazan ayında yapılan iyiliklerin karşılığı kat kat fazlasıyla verilir. Bu bereketi yakalayabilmek ve “ Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da onu kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır.” buyuran peygamber efendimizin müjdesine ulaşabilmek için böyle bir çalışmaya başlayalım ne dersiniz?


Bin Aydan Daha Hayırlı Gün

   Arkadaşlar bir ramazan ayının daha sonuna geldik. İbadetlerimizle, sahurla, teravih namazıyla bu rahmet ayını en iyi şekilde değerlendirdiğinize inanıyorum. Yaşı büyük olan arkadaşlarımız oruçlarını tam tuttular. Oruç tutmaya gücü yetmeyenler de tekne orucu tuttular. Tekne orucu da ne mi?  Hani küçük kardeşlerimiz acıkınca yemeklerini yer sonra da oruçluyum derler ya işte buna “ tekne orucu” denir.

   Böylece bin aydan daha hayırlı geceye gelmiş olduk. Bu geceyi ibadetle geçirirsek yaklaşık seksen dört yıl ibadet yapmış sevabı alacağız. Kim mi diyor? Bakın Allah (c.c): "Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?  Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. .  O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar." (Kadir Suresi )

   Peygamber efendimiz (s.av): “ Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününde arayın.” buyurarak bin aydan daha hayırlı gecenin son on günde aranmasını buyurmuşlardır. İşte büyük bir fırsat bir gecede bin ay, yaklaşık seksen dört yıl ibadet sevabı almak. Kaçar mı bu fırsat?  Öyleyse ramazanın bu son günlerine ayrı bir özen gösterelim. Vakit namazlarımızı ve teravih namazlarını aksatmamaya, orucumuzu tutmaya daha dikkatli olalım.


Tilkinin Orucu

   Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür.

   Açtır ama şüphelenir kontrol etmeye başlar ve görür ki bu bir tuzak.

   Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi…

   Tilkiye sorar “ Ne yapıyorsun dostum?”
   Tilki cevap verir “ Hiç, yatıyorum”
   -Burada bir but var
   -Evet var.
   -Neden yemedin?
   Tilki sakince cevap verir ; “ Bu Gün Orucum”
   Kurt kendinden emin ; “Ben yiyeyim o zaman”
   Tilki “Buyur afiyet olsun” der.
   Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman… Kurt yaralı,  hareketsiz, 10 metre uzakta perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar.
   Bunu gören kurt: “ HANİ SEN ORUÇTUN?” der.
Tilki pişkin pişkin: “Biraz önce top patladı duymadın mı?”