BURHAN ÇOCUK HAZİRAN 2010

e-Posta Yazdır PDF

 

TORUNLARIMA

 

            Ben, Fatih Sultan Mehmed 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdum. Babam Sultan  İkinci Murad, annem Huma Hatun'dur. Okumayı çok severim.  Bilime büyük önem veririm. 20 yaşında Osmanlı padişahı oldum. 29 Mayıs 1453’te İstanbul'u  fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırarak “Fatih” ünvanını aldım.

 

            Hz. Muhammed'in (S.A.V) hadisi şerifinde müjdelediği “İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan” olmayı Allah (c.c) bana nasip etti. Orta Çağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı açarak Cihan İmparatoru olmayı bana nasip ettiği için Allah’a hamd ediyorum.

 

            Sevgili torunlarım, Ben de sizin yaşınızdayken okumayı, öğrenmeyi çok severdim. Küçük yaştan dil öğrenmeye merak duydum ve yedi yabancı dil öğrendim. Şaşırdınız mı? Hiç şaşırmayın isteyene yüce Allah (c.c) kolaylık veriyor. Tembellik ederseniz tabi ki öğrenmek zor gelir. Televizyon izlemekten, internette gezinmekten kendinizi alıkoyamıyorsanız elbette zor gelir. Değil dil öğrenmek hayatta da başarılı olamazsınız.

 

            Ben İstanbul’u fetih hazırlıkları yaparken sabahlara kadar uyuyamıyordum. Bir anımı sizinle paylaşayım mı? Ne dersiniz? Çok mu merak ettiniz? Öyleyse iyi dinleyin.  Annem Hüma Hatun,  yatağımın her sabah düzgün olduğunu görünce: “Şehzadem, yatağınızı siz toplamasanız da hizmetçiler toplasa, böylece yorulmamış olursunuz.” dedi. Ben ise her zamanki gibi sevdalı olduğum İstanbul’un Bizans’ın olan kısmına bakarak şunu söylemiştim: “ Canım anam, ben o yatağa 6 aydır girmedim.” İşte benim başarılarım böyle çalışmak ve fedakârlıklarla gerçekleşti. Ben de oyun ve eğlenceye dalsaydım belki bu başarılara ulaşamayacaktım.

            Benim örneğim Hz. Muhammed Mustafa (s.av) oldu. Onun yaşantısı, sünnetleri, hatta İstanbul’u feth etmekteki amacım O’nun müjdesine kavuşmaktı. Böyle çalışmalar dünya ve ahirette mutluluğu sağlar. Sizlere bu çalışmalarımın örnek olmasını diliyor alınlarınızdan öpüyorum.

                                                                                                                                                                                                                                                                             Fatih Sultan Mehmet

 

 

Afacan ile Meraklı

            Okulların tatil olması yaklaşınca herkeste bir heyecan başlıyor. Kimileri gideceği gezeceği yerleri belirlerken, kimileri de katılacağı yaz kurslarının programını çoktan yaptı bile. Bunların dışında tatili sadece oyun ve yatarak geçirmek isteyenler de var. Sizlerin ne planı var bilmiyoruz ama Afacan’la Meraklı’nın planları varmış. Merak ettiniz mi? Ne planları varmış. Ben de çok merak ediyorum öyleyse hep beraber öğrenelim.

            -Meraklı okulların tatil olmasına az zaman kaldı tatilde neler yapacaksın planladın mı?

            -Tatilin planı mı olur afacan. Bir yıldır canımız çıktı ders çalışmaktan bir de tatilde mi plan yapalım? Yine de planımı öğrenmek istiyorsan söyleyeyim.

            -Tabii istiyorum söyler misin?

            -Tatilde bol bol yatacağım kimse beni erkenden kaldırmayacak. Sonra da televizyon izler, biraz da dışarıda arkadaşlarımla oynarım. Senin planın ne?

            -Ben önce Yaz Kur’an Kursu’na gideceğim. Kur’an bilgilerimi tekrar edeceğim. Unuttuklarım varsa onları hatırlayıp bilmediğim konuları öğreneceğim. Vakit namazlarımı camide kılacağım. Babam, müsait olunca yakınımızdaki tarihi eserleri gezeceğiz. Spor için de kurs araştırıyorum bulunca ona da yazılacağım.

            -Vay canına!

            -Dinlenmek demek, yatmak demek değildir. Dinlenmek bir işten başka bir işe geçmektir. Peygamber efendimiz (s.a.v): “ İki günü eşit olan zarardadır.” buyuruyor. Yatarak zarara uğramayacak mısın Meraklı?

            -Çok doğru söylüyorsun Afacan sana çok teşekkür ederim. Hiç böyle düşünmemiştim.

            -Meraklı nereye koşuyorsun dur!

            -Ben de plan yapmaya gidiyorum. Görüşmek üzere Allah’a emanet ol kardeşim.

            Arkadaşlar siz planınızı yaptınız mı? Öyleyse ne duruyorsunuz haydi siz de planınızı yapınız. Hepinize iyi tatiller.

 

 

 

Öğrenci Temel

            Temel okula gidiyormuş. Ama defterinde tek bir satır yazı yokmuş.

            Babası bu durumu görünce demiş ki: “ Oğlum temel senin defterinde neden hiç yazı yok”.

            Temel: “Babacığım öğretmenin yazdığını ben de aynen defterime yazıyorum; ama öğretmen tahtayı silince ben de defterimden siliyorum.”