Burhan Çocuk

e-Posta Yazdır PDF

MUTLU OLMAK İSTER MİSİNİZ?
Her ürünün bir kullanma kılavuzu vardır. Onu üreten firma bütün özelliklerini bildiği için
daha uzun ömürlü ve verimli olması için bir kullanma kılavuzu hazırlar. O kılavuza uyulursa
ürün daha verimli ve daha uzun ömürlü olur.
Biz insanları yaratan Allah (c.c) da yarattıklarını en iyi bildiği için onların dünya imtihanını
kazanıp, başarılı ve mutlu olmaları için uymaları gereken yüce bir kitap göndermiştir. O da
kur’an-ı Kerim’dir. Nasıl ki ilk alınan bir ürünün kullanımını öğrenmek için kullanma kılavuzunu
okuyorsak, bizde hayatımızı şekillendirmek için ilk okuyacağımız kılavuz kur’an-ı kerim
olmalıdır.
Peygamber efendimiz (s.a.v) uymamız gereken kılavuzları bize şöyle bildirmiştir: "Size
iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla yolunuzu şaşırmazsınız: Allah'ın Kitab'ı
ve Resûlünün sünneti".
İşte bu iki kılavuza uyduğumuz zaman hem dünyada hem de ahirette mutlu oluruz. Çünkü
mutluluğun yolları bu kılavuzlarda anlatılmıştır. Yemek adabından yatma adabına, banyo
adabından temizlik adabına, çalışıp kazanmaktan sağlıklı yaşama aradığınız her şey bu
kılavuzlarda anlatılmaktadır.
Unutmamak gerekir kılavuzu yanlış olanın başı dertten kurtulmaz. Öyleyse kılavuzunuzu
doğru seçin. Şimdi başta sorduğum soruyu cevaplıyorum mutlu olmak istiyorsanız kılavuzunuza
uymalısınız. Allah (c.c) bizleri bu kılavuzlardan ayırmasın. ( Amin).

 

İNSANLIĞIN ÖZLEMİ “ MUTLULUK ÇAĞI ”
Bir yer düşünün, orada büyükler küçüklerine karşı sevgi gösteriyor, küçüklerde büyüklerine
karşı saygılı davranıyor. Güçlüler güçsüzleri ezmiyor her şey adaletle işliyor. Hiç kimse başkasını
aldatmıyor. Herkes doğru konuşuyor, verdiği sözde duruyor. Hastalar ziyaret ediliyor. Fakirler ve
düşkünler gözetiliyor.
Bunların yaşandığı bir yer var mı diye merak ediyorsanız asr-ı saadet dönemine bakın. Yani
Peygamber Efendimizin yaşamış olduğu döneme. O dönemin diğer bir adı da mutluluk çağıdır. O
çağda yaşayanlar dünyanın en mutlu insanlarıydı. Önceden kendi çocuklarını bile öldürecek kadar
acımasız olan insanlar bu çağda merhamet ve adaletin temsilcileri olmuştur. İnsanlığa bir yıldız olmuşlardır.
O insanlara mutluluk yaşatan nedir biliyor musunuz? O zaman Rasulullah (s.a.v.) Efendimizi
dinleyelim. O bir hadis-i şeriflerinde saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu tembihte bulunuyor:
"Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini mü’min kardeşi içinde arzu edip istemedikçe
mü’min olamaz." "Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz." İşte ölçüleri görüyor musunuz? bir
toplumu mutlu veya mutsuz eden şey inandığı değerlerdir.
Bugün o mutluluğa ne kadar ihtiyaç duyuyoruz değil mi? Öyleyse mutluluğu çok uzaklarda
aramaya gerek yok. Mutluluk İslami yaşantıyı hayatımıza hâkim kılmak kadar yakın. Kısaca toplumun
mutluluğu islamdadır.

 

GÖRGÜ VE NEZAKET KURALLARI
1- Evimize gelen misafire ne denilir?
a) Bize neden geldin? b) Hoş geldiniz. c) Ne zaman gideceksiniz?
2- Yüce Allah’ın adını duyduğumuzda ne demeliyiz?
a) Celle Celalühü (o aziz ve yücedir) b) Bismillah C) Elhamdulillah
3- Aşağıdakilerden hangisi güzel bir davranış değildir?
a) Düzenli olarak dişlerimizi fırçalamak. b) Tırnakları uzatmak. C) Elbiselerimizi temiz tutmak
4- Aşağıdakilerden hangisi güzel bir davranış değildir?
a) saçlarımızın temiz ve taralı olması. b) Gerek görüldüğünde banyo yapmak. c) Yerlere çöp atmak
5- Aşağıdakilerden hangisi güzel bir davranıştır.
a) Yerlere tükürmemek. b) Tükürenleri uyarmamak. c) Musluğu açık bırakmak

YATMA ÂDÂBI
1- Sevgili peygamberimiz, mutlaka abdestli yatardı
2- Peygamber Efendimiz, dişlerini temizlemeden uyumazdı.
3- Peygamber Efendimiz, uyumak için yatınca önce sağ tarafına yatardı, sağ yanağını
sağ avucunun içine
Koyardı ve o günün muhasebesini yapardı.
4- Peygamber Efendimiz, yüzükoyun yatmazdı, böyle yatanları ikaz ederdi.
5- Sevgili peygamberimiz, yatağa girdiğinde avuçları açık olarak İhlas, Felak ve Nas
sûrelerini
Okuyup avucunun içine üfleyip sonra ellerini bütün vücuduna sürerdi.
6- Efendiler efendisi, sabah erken uyanırdı, erken kalkmayı teşvik ederdi.

BABAMIN KALEMİNİ KULLANDIM
Öğretmeni Kemal’in ödevlerine bakıyormuş.
“ Kemal bu yazı babanın kaleminden çıkmış olmasın?”
Kemal: “ Evet öğretmenim, çünkü yazarken babamın kalemini kullandım.”