Burhan Çocuk Mayıs 2018

e-Posta Yazdır PDF

Sol Yanımsın Ey Kudüs

Ey Kudüs sen Hz. İbrahim’in, eşi Sare ile birlikte Mısır’a giderken uğradığı ve kabrinin bulunduğu şehirsin. 

Hz. İshak’ın yaşadığı, torunu Hz. Yakub’un, yavrusu Hz.Yusuf’unun hasretiyle ağlamaktan neredeyse gözlerini kaybettiği, Hz. Yusuf’un doğup büyüdüğü ve kardeşleri tarafından kuyuya atıldığı yersin.

Hz.Musa’nın Mısır’da doğup büyüyüp, orada peygamberlik görevine başlayıp firavunla mücadelesinden sonra İsrailoğullarını Mısır’dan çıkarıp götürmek istediği Filistin topraklarının merkez şehrisin.

Hz. Davud’un fethederek devletinin başkenti yaptığı, Hz. Süleyman’ın Mescid-i Aksâ ile taçlandırdığı kutlu şehirsin ey Kudüs. 

Doğduğunda annesinin adağı olarak mabede hizmet etmek için Hz. Zekeriyya’ya teslim ettiği, mabette ibadet ederek büyüyen, tüm kadınlar için iffet ve namus timsali Hz. Meryem’in yaşadığı yersin sen ey Kudüs.

Ve nihayet kendisinden önce isimleri Kur’an’da geçen ya da geçmeyen yüzlerce peygamberden sonra “hâtemü’l-enbiyâ” yani peygamberler zincirinin son halkası, Kur’an’da “rahmeten li’l-âlemîn” (alemlere rahmet) olarak gönderildiği ifade edilen, İsrâ mucizesiyle Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya yürütülen, Mi’rac mucizesiyle de Mescid-i Aksâ’dan sidre-i müntehâya yükseltilen Hz. Muhammed Mustafa’nın “ziyaret edilmeye değer” gördüğü ve teşvik ettiği üç şehirden birisisin. İlk kıblemizsin sen.

Allah’ın (c.c) kutsal kıldığı, etrafını bereketlendirdiği kutsal şehirsin. Öyle kutsalsın ki Rabbimiz dünyadaki en sevdiğini misafir edeceğinde bile önce sende ağırlayıp sonra huzuruna kabul ettiği nazlı mekansın. 

Rabbimiz ve Onun sevgili habibi için sevgili olan bizim içinde sevgilidir ve biz de seni bunun için sevdik seni sol yanımıza, kalbimize yazdık ey Kudüs.

Yıllarca vahyin merkezi oldun. İnsanların cehaletin bataklığından imanın nuruna ulaştıkları yer oldun.  Esenliğin, huzurun şehri oldun. Sadece Müslümanlara değil bağrında beslediğin tüm inançlara güven verdin. Günler geçti, yıllar geçti tarih hep senin bu faziletlerini yazdı.

Ne yazık ki yarım asırdan fazladır karanlık güçlerin eline geçtikten sonra üzerindeki huzur bulutları dağıldı ufku zulüm kapladı. 

Feryatlar yükselmeye başladı. Yaşam alanları kısıtlanarak adeta açık hapishaneye çevrildi Kudüs. Irkçı ve emperyalist Siyonistler tarafından Müslümanlara hayat hakkı tanınmaz oldu. Ekonomik ambargolarla sefalete terk edildi. Arazileri ellerinden alındı. Evleri yıkıldı, elektiriksiz barınaklarda yaşam mücadelesi vermekte insanlar. Hastanelerde narkozsuz ameliyatlar yapılırken mazlumların ahı arşa yükseldi.

Ne yazık ki arşa yükselen bu ahı duyan yok. Ekonomisi gelişmiş fakat insanlığı gelişmemiş, sözde dünyaya insanlık dersi vermeye çalışan cüce devletler olaylara seyirci kalırken utanmadan timsah gözyaşlarıyla kendilerini savunmaya çalışmaktadırlar. 

Ey insanlık sen Kudüs’ü anlayabilir misin?

Ağzındaki emziği ile şehit edilmiş çocuğunu çaresizlikle yüreğine basan babanın feryadıdır Kudüs,

Serinlemek için sahile giden çocukların hunharca bombalanarak katledildiği yerdir Kudüs,

Elinde oyuncak olması gereken çocukların en gelişmiş teknolojik silahlar karşısında sapan taşıyla kendini savunma mecburiyetinde bırakıldığı yerdir Kudüs, 

Yahudi postalları altında inleyen ibadet için bile izin verilmeyen ilk kıblemiz mahsun Mescidi Aksanın bulunduğu yerdir Kudüs, 

Çocukların üzerine bile silah doğrultarak tutuklandığı, insanlığın bittiği yerdir Kudüs,

Hayalleri çalınmış, yetim bırakılmış çaresiz çocukların şehridir Kudüs.


İpe Un Sermek

Nasrettin Hoca’nın komşusu Hoca’nın kapısını çalıp ip istemiş.

 Hoca: -Kusura bakma komşu, bizim hanım ipe un sermiş, onun için veremeyeceğim.

 -Aman Hoca hiç öyle şey olur mu, ipe un serildiğini de senden duyuyorum!

 Nasrettin Hoca hiç istifini bozmadan:

-Canım, ne var bunda; vermeye gönlüm olmayınca bal gibi de serilir...!