Burhan Çocuk Kasım 2017

e-Posta Yazdır PDF

Kapıyı İtin, Açılacaktır


Kral, emri altındakileri önemli bir görev için sınamak ister. Bunun için kralın etrafında birçok güçlü ve akıllı adam toplanır. Kral onları, daha önce hiç görmedikleri kocaman bir kapının önüne getirir ve onlara şöyle seslenir:

“Siz çevremdeki akıllı ve güçlü insanlarsınız. Benim çözemediğim çok büyük bir problemim var. Bu problemi çözmenizi istiyorum. Burada krallığımdaki en büyük ve en ağır kapıyı görüyorsunuz. Hanginiz bu kapıyı açabilirsiniz?”


Saray mensuplarından bazıları “Açamayız.” der gibi başlarını sallar. Daha akıllı olan bazıları ise kapıya yanaşırlar, onu yakından incelemeye başlarlar. Ancak onlar da bu kapıyı açmaya güçlerinin yetmeyeceğini kabul ederler. Diğerleri ise “Akıllı insanlar kapıyı açamayacaklarını anladıklarına göre bizim bu kapıyı açma şansımız olamaz!” deyip hiç teşebbüste bulunmazlar.


Sadece bir vezir kapının yanına giderek onu şöyle bir gözden geçirir, elleriyle yoklar, açmak için çeşitli yolları dener ve en sonunda kapıyı kuvvetle yüklendiğinde ağır kapı açılır. Meğer kapı zaten tam kapalı değilmiş ve açmak için deneme isteği ve yüreklilikle davranma cesaretinden başka bir şey gerekmiyormuş. 


Kral vezire şöyle seslenir: “Sadece gördüğün ve işittiğine bağlı kalmadan, kendi gücünü devreye soktuğun ve denemeyi göze aldığın için saraydaki görevi sen alacaksın.”


Başarı beyinde kazanılır. Karşılaşılan sorunlarla ilgili doğru soru sormalı. Bu sorunu çözebilir miyim? Çözemez miyim? diye sorduğunuzda alacağınız cevap iki şıktır çözebilirim veya çözemem fakat bu sorunu nasıl çözebilirim diye soru sorarsanız beyin çözümle ilgili yöntemler üretecektir. 


Gerekli olan cesareti göstermeyip atılması gereken adımları atmazsanız başarıya ulaşma imkanız olamaz. Hiçbir bahane sizi ulaşmak istediğiniz başarıya ulaştırmaz. Sizi başarıya ulaştıracak yegane güç kapıyı açma cesareti göstermenizdir.




Mum Ateşiyle Pişen Yemek


Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşurlar. Eğer Hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet bunu beceremezse o, arkadaşlarına ziyafet çekecek.


 Kararlaştırılan gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek bekler.

 Sonra yanına gelenlere Hoca: 

- Tamam demiş. İddiayı kazandım.

- Ne oldu ne yaptın demişler. 

- Bekledim sabaha kadar demiş. 

- Hayır demişler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. İddiayı kaybettin! Ziyafetimizi hazırla.  

Hoca çaresiz kabul etmiş. Ziyafet vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum koymuş. Güya yemek pişirecek. 

Arkadaşları ne yapıyorsun? Hocam diye sormuşlar.

Hoca kıs, kıs gülerek: 

- Bu mum sıcağıyla size yemek pişireceğim arkadaşlar. Uzaktaki bir mum ışığıyla ben nasıl ısındıysam, bu kazandaki yemek de öyle pişecek!...