Burhan Çocuk Ağustos 2017

e-Posta Yazdır PDF

Sağırın Hasta Ziyareti


Bir gün anlayışlı yol, yordam, hal hatır bilen bir zat bir sağıra: “Komşun hasta” diye haber verir.

Bunun üzerine sağır düşünür ve kendi kendine:

“Bu sağır kulaklarla komşumun sözünü anlamam mümkün değil, fakat yine de gitmek lazım gitmezsem olmaz.” diye düşünür. 

Hastayı ziyarete giderim ona: “Ey benim sevgili dostum nasılsın?” derim o zaman elbette ki 

“İyiyim yahut da hoşum şükürler olsun.” diye cevap verir. Ondan sonra:

“Ne çorbası yedin?” diye sorarım. O da:  “Mercimek çorbası.” diye cevap verecek o zaman ben de:

“Afiyet olsun, dedikten sonra hekimlerden kim geliyor, seni kim tedavi ediyor?” diye sorarım. 

O: “Filan hekim.” deyince: 

“O hekimin ayağı çok uğurludur, o çok usta bir tabiptir o geldi mi işin yolunda demektir,  biz de onu denedik neye elini sürerse, kimi tedavi ederse onun işi tamam demektir.” derim.

Sağır kafasında soruları ve cevapları kurarak komşusunu ziyarete gider; selam verir.

“Nasılsın komşu?” diye sorar.

Komşusu inleyerek:  “Ölüyorum.” der.

Sağır daha önce düşündüğü ve tasarladığı gibi:

“Çok şükür.” deyince buna hastanın canı çok sıkılır.

“Bu ne biçim komşu, galiba benim kötülüğümü düşünüyor.” 

Tam bu sırada: Sağır devam eder:  “Ne yedin?” komşu

Hasta kızgınlıkla: “Zehir!” der.

Sağır sükunetle:  “Afiyet olsun.” der. 

Bunun üzerine hasta iyice sinirlenir, fakat sesini çıkarmaz, sağır devam eder.

“Tedavi için hekimlerden kim geliyor?” 

Artık dayanamayan hasta:

“Başımdan defolup git be adam, kim gelecek Azrail geliyor!” diye bağırır.

Bunun üzerine sağır:

“Ha o mu, onun ayağı çok uğurludur, artık üzüntüyü bırak sevin, neşelen.” der.

Artık hastanın üzüntüsünün sınırı yoktur, adeta kahrolmuştur.

Sağır, komşuluk hakkını ödedim, hasta komşumun halini hatırını sordum diye sevinerek dışarı çıkar.

Hasta bu sırada:

“Bu adam benim düşmanımmış, kötülüğümü istiyormuş, bugüne kadar anlayamamışım.” diye düşünür.

Mesnevi



Kavuk

Bir gün Nasreddin hocaya bir mektup gelmiş. Mektup arapçaymış. Hoca mektubu ez çevirmiş düz çevirmiş okuyamamış. Yoldan geçen birine sormuş: Adamda okuyamamış.

 Daha sonra birine sormuş: o da okuyamamış.

 Hocaya: - Yaşından başından utan hoca kocaman kavukla gezersin sonrada bir mektup bile okuyamazsın.

Çok sinirlenen hoca:

- “Kavuğu kendi kafasından çıkararak adamın kafasına takar,  marifet kavuktaysa al sen oku bakalım.” der.



Bilmeceler
1. Dünyanın en küçük bebeği kimdir? 
2. Görünen köy ne istemez? 
3. İtfaiyeciler neden kırmızı kemer takarlar
4. Türkiye’nin en yalancı şehri hangi şehirdi? 
5. Duruşu ömür gözleri kömür





Cevaplar:1.Gözbebeği 2. Dürbün 3.Pantolonları düşesin diye 4.Denizli (çünkü denizi yok) 5. Kardan adam