Burhan Çocuk Kasım 2016

e-Posta Yazdır PDF

Hz. İbrahim (a.s)


Hz. İbrahim (a.s), putlara, güneşe, aya, yıldızlara kısaca çevrelerinde gördükleri kendilerine cazip gelen her bir şeye tapan bir toplumda dünyaya gelir. İbrahim (a.s)’ın babası Azer put yaparak geçimini temin eder.

Hz. İbrahim (a.s) fırsat buldukça çevresindeki insanları ve babasını düşünmeye teşvik ederek onları tevhid inancına davet eder. Onları taassuplarından kurtaracak, düşündürecek sorular sorar. 

Gece olup gökyüzü ay ve yıldızlarla donanınca:

- Babacığım  bunlar mı bizim ilahlarımız diye sorar “evet” cevabı alınca; sabah kalktığında “hani ay, hani yıldızlar hepsi batmış  ben batanları sevmem, batan cisimler benim ilahım olamaz” der. 

Gündüz güneşi gördüğünde:

- Bumu benim ilahım, bu ay ve yıldızlardan daha büyük der. Gece olduğunda:

İşte güneşte battı ben batanları sevmem, batan cisimler benim ilahım olamaz diyerek; Allah’a ortak koşanların nazarıyla olaya bakıp gerçeği söyleyerek insanları uyarıp düşündürür.

        Hz. İbrahim’in (a.s) kavmi Babil halkı her sene putlar için ayin düzenler. Bir yere toplanır bayram yaparlar, puthaneye gider, putlara secde eder, sonra da evlerine dönerler. Böyle bir bayram günü, İbrahim (a.s) puthaneye girip, bir balta ile bütün küçük putları kırar. Baltayı da, en büyük putun boynuna asar ve oradan uzaklaşır. Halk bayram dönüşü puthaneye girince bütün putların kırıldığını görürler. Bunu yapanı yakalayarak cezalandırmak isterler. Hz. İbrahim’i getirip, bu işi sen mi yaptın? Diye sorarlar. İbrahim (a.s) “Boynunda asili olan büyük put yapmıştır, kendisine sorunuz.” der. 

Halk: “Putlar konuşamaz ki, sen onlara sor diyorsun.” derler. Bunun üzerine İbrahim (a.s): “O halde konuşamayan ve kendilerini kırılmaktan kurtaramayan putlara neden ibadet edersiniz ? Size ve taptığınız putlara yazıklar olsun.” der. 

Olayı öğrenen nemrut Hz. İbrahim’e halka ibret olacak bir ceza vermek ister. Çünkü halk putlara değil de Hz. İbrahim’in Rabbi olan Allah’a tapınca; Allah’ın hükümlerine itaat edecek, nemrut’un hükümleri de geçerliliğini kaybedecek. 

Nemrud İbrahim (a.s)’ın ateşe atılmasına karar verir. Odunlar toplanır ve kocaman bir ateş yakılır.  İbrahim (a.s) ateşe atılır. Yüce Allah Hz. İbrahim’in atıldığı ateşe “serin ve selamet” olmasını emreder ve ateşte ona serin ve selamet olur.

Hz. İbrahim bu ateşten kurtulduktan sonra: “Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek.” Diyerek küfür diyarından hicret ederek Şam’a gider. Hicret ederken de, “Ey Rabbimiz, ancak sana tevekkül ettik ve (taatle) sana yöneldik ve ahirette de dönüşümüz ancak sanadır.” diye dua etmiştir. 



Nasıl Geçirir?


Necip Fazıl’a, “Allah, deveyi iğnenin deliğinden geçirebilir mi?” diye sormuşlar. “Evet geçirir” demiş. 

Bunun üzerine “deveyi mi küçültür, yoksa iğneyi mi büyültür?” demişler. Necip Fazıl, İlahi kudretin sonsuzluğunu ifade babında, şu cevabı vermiş:

– Ne deveyi küçültür, ne iğneyi büyültür. Gökteki yıldızları senin gözbebeğine sığdırdığı gibi, vızır vızır geçirir.




Elimi Al

Mahallenin cimri kasabı göle düşer. Başlar çırpınmaya. Köylüler hemen koşup:
- “Elini ver, elini ver” diye bağırır. Ama adam elini uzatmaz. Tam göz göre göre boğuluyorken Nasreddin Hoca seslenir:
- Yahu! o vermeyi bilmez. “Elimi al” diye bağırsanıza!.. 



Bilmeyen Öğretmen

Okula yeni başlayan Eren, öğretmeni konusunda hayal kırıklığı yaşar. Annesine:
-Bizim öğretmen hiç bir şey bilmiyor! der.
-Nereden anladın yavrum?
-Sürekli harfleri gösterip, bu nedir diye bana soruyor.