Burhan Çocuk Mart 2016

e-Posta Yazdır PDF

Anne Sözüne Vefa 

Hz. Veysel Karani, 555-560 yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir. Doğum yeri Yemen’in Karen Köyü’dür. Babasının ismi Amir’dir. Kendisinin asıl ismi Üveys Bin Amir-i Karenî’dir.  Karen Köyü’nün bir mutlu seherinde dünyaya gelen küçük Üveys,  Amir’in mütevazı evini mutlulukla doldurur. Dört yaşında iken babası vefat eder. O, annesinin başka kimsesi bulunmadığından bin bir güçlükle herhangi bir tahsil görmeden, semavi dinlere ve kitaplara ait herhangi bir bilgisi olmadan büyür. 


Üveys büyüdükçe kendisinde doğuştan mevcut olan “Tek Yaratıcıyaya İnanç” hissi de gelişir. O’nu kimse anlamaz, söylediklerine güler, alay ederler. Kendisini anlayan, dinleyen, derdine ortak olan tek insan annesi idi.


Gönlü ulvi hislerle kaynayan ve artık çalışıp annesine bakabilecek çağa gelen genç Üveys, bir iş aramaya koyulur. Sonunda kendisine en uygun işi seçer. Kendisiyle alay eden, kendisini anlamayan insanlardan uzaklaşmak ve kendi iç dünyasıyla başbaşa kalabilmek için deve çobanlığı yapmaya başlar. 

       

Bu haber Allah’ın son Peygamberi Hz. Muhammed’in zuhur ettiği ve insanları “Hak Din’e” davet ettiği haberidir.  Hz. Veysel Karani bu haberi duyunca hiç kimsenin irşad ve teşviki olmadan Müslüman olur, İslam’a ve Hz. Muhammed’e gönülden bağlanır. Annesine de Kelime-i Tevhid’i bizzat kendisi öğretir. 


Hz. Veysel Karani Müslüman olunca: yüce peygamberin nurlu yüzünü görebilmek aşkıyla yanar tutuşur. Hz. Veysel Karani, Allah Resulü’nü görme arzusunu birkaç defa pek sevdiği annesine açarsa da, çok ihtiyar ve âmâ (kör) olan annesi, kendisine bakacak kimse olmadığından izin vermez. Hz. Veysel Karani’nin yaşı kırkın üzerine gelir. Oğlunun gönlünde patlayan yanardağları çok iyi hisseden anne, çaresiz; ancak Medine’ye gidip hemen gelmek, Hz. Peygamber’i orada bulamayacak olursa teşriflerini beklemeden dönmek şartıyla kendisine izin verir.


Gönlü Allah aşkıyla, Peygamber muhabbetiyle dolu olan Hz. Veysel Karani, izin alınca durmaz ve Medine yollarına koyulur. Issız vadiler, dağlar, tepeler, kızgın çölleri aşar ve Peygamber beldesi Medine’ye ulaşır. Hz. Peygamber’in evine giden Hz. Veysel Karani, Peygamberimizi evde bulamaz. Peygamber Efendimiz o sırada Tebük Seferi’ndedir. Peygamberimizi bulamayınca çok üzülür. 


Hz. Veysel Karani, annesine verdiği sözü hatırlar. Hz. Aişe (R.A.)’ye “Kainatın Efendisine selamımı söyleyiniz. Cennet sabahlarını andıran mübarek yüzlerini doya doya görmek isterdim. Lütfen, içimin aşk-ı Muhammed’i (S.A.V.) ile yandığını, gönlümün bitmez niyazını bildiriniz.” diyerek ayrılır ve tekrar Yemen yolunu tutar. 


Peygamber Efendimiz seferden dönünce Hz. Aişe’ye şöyle hitap eder:


“- Ya Aişe, evimize hangi ulu kişi geldi? Bu Rahmani kokular, bu İlahi lezzet nedir?


Ey Allah’ın Resulü; Yemen Oymağı’ndan Karen Köyü’nden Üveys adında bir zat sizi ziyarete geldi. Mukaddes cemâlinizin bağrı yanık aşıklarındanmış. Zat-ı âlinizi bulamayınca çok üzgün bir halde ayrıldı. İşte o adam gittikten sonra evin içinde bu ulvi kokuları hissettim.

Bir müddet sonra Mescid-i Nebevi’ye geçen Rasulullah, sahabelerine seslendiler;

“Bana Yemen tarafından rahmani kokular geliyor. Şüphesiz tabii’nin en hayırlısı Üveys’tir.”


Resulullah son hastalıklarında Hz. Ömer, Hz. Ali ve Hz. Aişe’ye vasiyet buyurdular:


“Benden sonra arkamdaki hırkamı, Üveys’e veriniz.”


Peygamber aşkı ve anne sözüne vefanın ödülü Hz. Peygamber Efendimizin hırkası olmuştur.


Saat Neden Geri

Öğretmeni Temel›e sorar:

- Söyle bakalım Temel Amerika›da saatler Avrupa›ya göre neden beş saat geridir?

Temel cevabı bilmese de yine hazır cevaplılığını konuşturur: 

-Amerika daha geç keşfedildi da ondan öğretmenum.


Göz Ağrısı


Temel, göz doktoruna gitmiş:

-Doktor bey, ne zaman çay içsam gözlerum ağriyi, ne yapmam lazim.

Doktor da Temel›in gözlerini muayene etmiş ve:

-Çayı içmeden önce kaşığı bardaktan çıkartmanız gerekli, demiş.