Burhan Çocuk Kasım 2015

e-Posta Yazdır PDF

Gençlere Öğütler


Çalışmak için müsait vakit bekleme. Bil ki; her gün, her saat çalışmanın en uygun zamanıdır.

Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki; her yer, her köşe çalışmanın en uygun yeridir. Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil; bütün ruhi, bedeni kuvvetinle kendini işine ver.

Devamlı ritmik çalış. Her gün aynı saatlerde çalış. Düşünen insan, maden kuyusunda kazma sallayan işçiden daha çok çalışır. Fikri çalışmalar için günde, aynı vakitte olmak üzere 2-3 saat yeter. İbn-i Sina ‘Katb-u Şifa’ adlı eserini günde iki saat çalışarak yazmıştır. Çalışmayı uzun ara vererek terk etme. Her günün derdi ve işi ayrıdır. Bir eseri ne kadar tamamlarsan(bitirirsen), ondan edeceğin istifade o kadar fazla olur. Yapman gereken işi ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi de, işi de kendine yeter.

Her gün bir eserden yüksek sesle beş-on sayfa okumak konuşma ve söz söyleme kabiliyetini artırır. Bir hitabı, dersi iyice çalıştıktan sonra, kitabı kapayıp neler öğrendiğini gözden geçir. Daha sonra bunları not et. Sözlerinin ve yazılarının kısa, açık ve manalı olmasına dikkat et. Rastladığın edebi yazıları, güzel sözleri ezberle. Bu sayede hem kelime hazinen zenginleşir, hem hafızan kuvvetlenir hem de ifade kabiliyetin gelişir. Bir konu ve mesele hakkında bir yazı veya eser yazmaya karar verdiğinde, önce bu konu üzerinde yazılmış diğer eserleri oku.

Sıradan bir kimse zamanı nasıl harcayacağını düşünür. Akıllı insan ise zamanı nasıl değerlendireceğini düşünür. Zira kaybedilen bir saniyeyi, dünyanın bütün hazineleri dahi geri getiremez. Gece yatağına uzandığın zaman, o gün ne yaptığını ve yarın ne yapacağını kendine sormadan uyuma. Gene bil ki; çalışma sevgisi, güçlükleri yenmekten doğar ve kuvvetlenir. Güçlüğü yenmekten hâsıl olan manevi zevk eşsizdir. Emin ol ki harpte zafer yılmayanındır. Sebat önünde güçlükler erir ve imkânsız görünen mümkün olur.

İşinde rastladığın güçlüğü evvela parçalara ayır. Her parçayı birer birer sırayla yen. Mesela bir dersi en basit elemanlarına; kısım, fasıl ve bahislere ayır. Sırayla her bahsi iyice noksansız öğrenip anlamadan, diğer fasıla geçme. Yani attığın adımı iyice basmadan, diğerini atma.

Hasta ve yorgun değilsen tatil aylarında bile yavaş ve az da olsa çalış. Çalış ki çalışma ihtiyacın körlenmesin ve tekrar çalışmaya koyulmak için zahmet çekmeyesin. Dinlenme bahanesiyle asla boş durma. Boş oturmanın içi işlemeyen demir gibi pas tutar.

Bir işi yapmaya koyulduğunda telaşlanıp sabırsızlanma. Sakin ve metin ol. Yol al fakat acele etme. Sindirerek çalış ve öğren. İşinde ve dersinde herhangi bir fikir ve noktayı ihmal edip geçme. Küçük ihmalden bazen büyük zararlar doğduğunu unutma.

En yeni fikirler, eski fikirlerin elbise giymiş halleridir. Dilbilgisi bir gaye değil, araçtır. Asıl amaç: fikir zenginliğidir. Kişinin kıymeti, dilinin altında ve kaleminin ucunda gizlidir. Onu öz ve yazı açığa vurur.

Ord. Prf. Dr. Ali Fuat Başgil



Dünya’nın Döndüğünü Neden Fark Etmiyoruz?


Dünya’nın döndüğünü fark edemeyiz. Bunun iki nedeni var.

Birincisi:  Dünya’nın kendi çevresinde ve Güneş’in çevresinde sabit bir hızla dönmesi. Yani bu dönme sırasında hızının  azalmaması ya da artmaması. İkincisi: Yerçekiminin etkisiyle  aslında Dünya’yla birlikte bizim de dönüyor olmamız. 

Belirli bir hızda giden bir otomobilin içinde otomobilin yol aldığı hızı arttığında ya da azaldığında fark edilir. Otomobilin  hızı sabit kaldığında, yol aldığının farkına varamazsınız. 

İşte Dünya’nın dönmesi için de aynı durum geçerlidir.



FIKRA

Temel hayatında ilk defa helikoptere binmiş. Zaten soğuk olan hava, helikopter yükseldikçe daha da soğumuş. Üşüyen Temel, pilota seslenerek:

– Ula uşağım, üşidim. Şu üstteki pervaneyi kapat daa. 

..........................................................................................................................................................................

Temel gölde balık avlamaktadır.

Yanına jeepiyle yabancı bir adam yaklaşır ve Temel’e sorar:

– Ağabey, su çok derin mi? 

Temel:

– Yok, uşagum. Senin jeep geçer.

Temel’in sözü üzerine adam jeepi göle sürer jeep batmak üzereyken adam kapıyı açar, boğulmaktan güç bela kurtulur, sinirli bir şekilde Temel’in yanına koşar:

– Hani geçebiliyordu? Ölüyordum bee! 

Temel:

– Ne bileyum ben, biraz öncesinde bir ördek geçiyordu, su boynuna celiyordu da.