Burhan Çocuk Ekim 2015

e-Posta Yazdır PDF

Hayatın Anlamı


Eski zamanlarda adamın biri hayatın anlamının ne olduğunu merak eder. Kendi bulduğu cevapların hiçbirisi ona yeterli gelmez. Başkalarına sormaya karar verir. Aldığı cevaplar onu tatmin etmez. 

Mutlaka bir cevabı olmalı diyerek yorulmadan, yılmadan sormaya devam eder. Köy köy, kasaba kasaba, ülke ülke dolaşır. Zaman akıp geçer. Umudu tükenmeye başlamışken gittiği köylerden birinde, konuştuğu kişilerden biri:

- “Şu karşı dağları görüyor musun? Orada yaşlı bir bilge yaşar. İstersen ona git. Sorunun cevabını o bilebilir.” der. 

Adam yola koyulur. Uzun ve zorlu bir yolculuk geçirdikten sonra nihayet bilgenin yaşadığı eve ulaşır. Kapıyı çalar. Bilge, adamı evine davet eder; hal hatırdan sonra adama ne için geldiğini sorar. Adam hayatın anlamının ne olduğunu merak ettiğini söyler.

Bilge: Sana bunun cevabını söylerim. Fakat cevabını söylemeden önce bir sınavı tamamlaman gerekir.

Adam bu öneriyi kabul eder. 

Bilge, adama bir çay kaşığı verir. Çay kaşığına zeytinyağı doldurur: “ Şimdi evin dışına çıkıp, bahçede bir tur at. Sonra buraya gel. Zeytinyağının bir damlası dahi dökülürse sana cevabını veremem.” der.

Adam gözü çay kaşığında pür dikkat bahçeyi turlayıp bilgeye döner.

Bilge: Kaşıkta yağın eksilmediğini görünce bahçede neler gördüğünü sorar.

Adam şaşkın.

- Kaşığa dikkat etmekten bahçeyi fark etmedim, der.

- Şimdi tekrar bahçeye çıkıp kaşık elinde bir tur at. Bu sefer bahçeyi inceleyip gel.

Adam tekrar bahçeyi turlamak için çıkar ve bahçenin büyüleyici güzelliğine hayran kalır. Geri geldiğinde bilge sorar:

- Bahçede neler gördün?

Adam bilgeye bahçenin güzelliği karşısında büyülendiğini, bahçeye hayran olduğunu anlatır.

Bilge gülümser ve cevabı verir:

- Kaşıkta bir damla bile yağ kalmadı. Fakat sen gerçekleri gördün. Hayat senin bakış açınla anlam kazanır. Sadece bir noktaya bakarsan, hayatın akıp gider ve sen etrafındaki güzelliklerin farkına bile varamazsın. Güzelliklerin tam ortasında yaşasan bile mutluluğu keşfedemezsin. Öyleyse hayata farklı açılardan bakabilmelisin. 

Hayatın bir imtihan olduğunu unutmadan hayrında şerrinde Allah’tan (c.c) olduğunu bilmek. Yunus Emre’nin sözünü hayat anlayışı yaptıkça hayatın anlamını anlamış oluruz: “Kahrında hoş lutfun da hoş.”



Esas Akıl


Akıl hastanesi ziyareti sırasında, adamın biri doktora sorar:

“Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?”

Doktor, “Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?” der.

Adam, “Ooo! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova, kaşık ve fincandan büyük.”

“Hayır,” der doktor, “normal bir insan küvetin tıpasını çeker.”

Ders: Akıl, bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır.



Temel’in Kompozisyonu


Yaz tatilinden sonra okulun ilk gününde öğretmen öğrencilerinden akraba ziyareti konusu üzerine bir kompozisyon yazmalarını ister. 

Temel 2 dakika sonra öğretmene kompozisyonun hazır olduğunu söyler. 

Öğretmen büyük şaşkınlıkla bitti mi Temel? Madem öyle oku bakalım der. 

Temel başlar okumaya: 

Akrabalarıma ziyarete gittim, fakat evde kimse yoktu.