Burhan Çocuk Ekim 2014

e-Posta Yazdır PDF

Bayramınız Mübarek Olsun


Görülür sevgi seli, kokar bahçenin gülü,

Bayram günü gelince öpülür büyüklerin eli.

Sevgili arkadaşlar kurban bayramı yaklaştı hepimizi tatlı bir heyecan sardı. Şimdiden bayramlıklarımız alındı, büyüklerimizi ziyaret planları yapıldı, gelebilecek bayram harçlıkları bile hesaplandı. Bunlar bayramın güzellikleri. Bayram sabahında en güzeli, sabah namazımızı camide kılmamız mümkünse, bayram namazına kadar camide beklemelidir. Bayram namazımızı kıldıktan sonra Allah (c.c) rızası için kurbanlar kesilir ve kurban kesemeyen ihtiyaç sahiplerine kurban etlerinden ikram edilir. Maddi imkânı olanlar kurban kesebildiği için ihtiyaç sahipleri kendileriyle kurban etleri paylaşıldığı için çocuklarsa topladıkları şekerler ve harçlıklar için mutlu olur. Böylece sevinçlerimizi ve mutluluğumuzu başkalarıyla paylaşmış oluruz. 


Kısacası bu şekilde herkes bayram yapmış olur.

Peki, bu bayramın bizlere nasıl hediye edildiğini biliyor musunuz? Dilerseniz bu kıssayı hep birlikte hatırlayalım.

Bu kıssa Hz. İbrahim peygamber ile oğlu Hz. İsmail arasında geçmektedir. İsmail (a.s) 7 yaşında iken babası Hz. İbrahim rüyasında oğlu İsmail’i kurban ettiğini görür.


Hz. İbrahim rüyasını oğluyla paylaşır: “Oğlum, gerçekten ben seni rüyamda kurban ederken gördüm. Bir bak, sen ne düşünüyorsun?” der. İsmail (a.s): “Babacığım, emredilen şeyi yap. İnşallah, beni sabredenlerden bulacaksın.” der. Sonunda ikisi de Allah’ın emrine ve takdirine teslim olurlar. Hz. İbrahim oğlu İsmail’i kurban etmek için alnı üzerine yatırır. O esnada Allah (c.c.)  Hz. İbrahim’e vahiy gönderir. Bu hadise Kuran-ı Kerim’de “ Biz ona:’Ey İbrahim, gerçekten sen rüyayı doğruladın. Şüphesiz Biz ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.’ diye seslendik. Doğrusu bu apaçık bir imtihandı. Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.”(Saffat Suresi,101-107) Böylece kurban Hz. İbrahim’den bizlere gelen bir bayramdır.

Bu kıssadan çıkarılacak birçok dersler var. Fakat bizim çıkaracağımız en önemli ders. Hz. İsmail’in daha 7 yaşında iken Allah’ın emrine gösterdiği teslimiyettir. Babası onu rüyada kurban ettiğini anlatınca Hz. İsmail: “Babacığım bu Allah’ın (c.c) emri midir?” diye sorar babası: “Evet” deyince “Babacığım, emredilen şeyi yap. İnşallah, beni sabredenlerden bulacaksın.” der ve hiçbir itiraz ve tepki göstermez. Canını dahi kurban etmeye teslimiyet gösterir. 

Şimdi kendimize dönelim ve kendimizi sorgulayalım. Allah’ın (c.c) emirlerini yerine getirmede ne kadar hassasiyet gösteriyoruz. Örneğin günde beş vakit namazımızı,  kılabiliyor muyuz?   Hz. İsmail babası onu kurban etmeye davet ederken teslimiyet gösterirken anne babamız bizi ibadetlere davet ettiğinde Hz. İsmail gibi teslimiyet mi gösteriyor yoksa itiraz mı ediyoruz? 

Gelin bu bayramı bu ulvi anlamıyla kutlayalım. Teslimiyetimizi Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in göstermiş oldukları teslimiyetle kıyaslayalım. Bu teslimiyet bizlere rehber olsun. Varsa eksiklerimizi giderelim. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in teslimiyetini gösterebildiğimiz nice bayramlara. 

Kurban Bayramından bir gün önce Arefe günü sabah namazından başlar bayramın 4. günü ikindi namazına kadar 23 vakit farz namazını müteâkip birer defa söylenir.  

اَللّهُ اَكْبَرُ اَللّهُ اَكْبَرُ لاا اِلهَ اِلاَّ اللّه وَاللّهُ اَكْبَرُ اَللّهُ اَكْبَرُ وَلِلّهِ الْحَمْدُ

“Allahü Ekber Allâhü Ekber Lâ ilâhe İllâllahü Vallâhü Ekber, Allâhü Ekber ve Lillâhi`l-Hamd”


Anlamı: «Allah (c.c) her şeyden yücedir, Allah (c.c) her şeyden yücedir. Allah›tan (c.c) başka ilâh yoktur. O Allah (c.c) her şeyden yücedir, Allah (c.c) her şeyden yücedir. Hamd Allah›a mahsustur». 

Teşrik Tekbirleri Hazreti İbrahim›in oğlu Hazreti İsmail›i kurban etme olayına uzanmaktadır. Hazreti İbrahim (a.s), oğlu İsmail (a.s)’mı kurban edeceği sırada Cebrail (a.s) gökten bir koç getirmiştir. Dünya semasına ulaştığında Cebrail (a.s); «Allahu ekber Allahu ekber» diyerek tekbir getirmiş, Hazreti İbrahim (a.s) bu sesi işitince başını gökyüzüne kaldırıp ve onun bir koç ile geldiğini görünce; «Lâ ilâhe illâllahu vallahu ekber» diye cevap vermiştir. 

Bu tekbir ve tevhid kelimelerini işiten ve kurban edilmeyi bekleyen Hazreti İsmail (a.s) da; «Allahu ekber velillâhi›l-hamd» demiştir. Teşrik tekbirlerini getirirken bu tabloyu hatırlamalıdır.



Düşünen Hindi


Küçük bir papağanın on beş altına satıldığını gören Nasreddin Hoca,

bir koşu evine gidip kümesteki hindisini tutmuş. Apar topar pazara

götürüp başlamış bağırmaya : 

- Satılık hindi! Satılık hindi!  Yirmi altına satılık hindi ! 

Şaşırmış pazardakiler. 

- Yahu hocam demişler. Bir hindinin yirmi altın ettiği nerde görülmüş. 

- Ne olmuş diye çıkışmış Hoca. Demin bir kuşu on beş altına sattılar. 

- Ama o papağandı demişler. Tıpkı insan gibi konuşuyor o. 

- Olsun demiş Nasreddin Hoca. O konuşuyorsa bu da düşünür !



Hac'da Şeytan Taşlama

Hac mevsiminde Mina›da, Kurban Bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günleri Akabe Cemresi, Küçük Cemre ve Orta Cemre olmak üzere üç şekilde şeytan taşlanır. Bu ibadet vaciptir ve bir hatıranın yaşatılmasıdır. 


Bu konuda Hz. Peygamber: «İbrahim (a.s.) hac yapmak için geldiğinde akâbe cemresi yanında Şeytan ona göründü. İbrahim (a.s.) ona yedi taş atarak yere serdi. İkinci cemre yanında Hz. İbrahim›e tekrar göründü, aynı şekilde yedi taş atarak yere serdi. Üçüncü cemre yanında yine gözükünce aynı şekilde yedi taş attı, nihayet Şeytan yerin dibine geçti.» buyurmuşlardır. “Şeytan taşlama” diye de adlandırılan bu atışlar, Hz. İbrahim (A.S.) ın şeytanı taşlamasının hâtırasını yaşatmakta ve insanları daima günaha sokmaya çalışan şeytana karşı bir tür tepki ve direnmeyi temsil etmektedir.