Burhan Çocuk Ocak 2014

e-Posta Yazdır PDF

Dünyada Uyananların Hali

   Nasreddin Hoca’ya rüyasında 999 altın vermişler. Hoca: 

 ‘’Şunu bin altına tamamlayın da alayım, yoksa almıyorum.’’ derken uyanıvermiş. 

Bakmış ki ortada ne altınlar var ne de altını verenler.

‘’Bu ne iş Ya Rabbi!’’ demiş. Ahirette uyanan her şeyini önünde hazır bulacakken, Dünyada uyanan malının hepsini kaybediyor.




Aşere-i Mübeşşere.

Peygamber efendimiz (s.a.v) tarafından yaşarken Cennet’le  müjdelenmiş (Cennet’e girecekleri Allah tarafından vâdedilmiş) on sahabe  anlamına gelir.  
Bu sahabelerin ortak özellikleri hepsinin ilk Müslümanlardan olmaları, Bedir Savaşı’na katılmış olmaları, İslâm’ı ve İslâm peygamberini sonuna kadar koruyacaklarına dair Hudeybiye gününde söz vermiş olmalarıdır.
Bu sahabeler Ebu Bekr-i Sıddık, Ömer bin Hattab, Osman bin Affan, Ali bin Ebu Talib, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvam, Abdurrahman bin Avf, Sa’d bin Ebi Vakkas, Said bin Zeyd, Ebu Ubeyde bin Cerrah.


Zamanı İyi Değerlendirmek
Zaman;  yerine konması, geri döndürülmesi, yenilenmesi, depolanması, satın alınması mümkün olmayan bir kaynaktır. Zaman; kullanılmayan kısmı yok olup giden önemli bir sermayedir. 
Zaman Yönetimi ise zaman kullanımını kontrol altına alma sürecidir. Günlük olarak bize verilen 
24 saat, 1440 dakika, 86.400 saniyelik süreyi, yaşamımıza katkı sağlayacak biçimde kullanmaktır. 
Bu zamanı dengeli bir şekilde işlerimize, ibadetlerimize ve kendimizi geliştirmeye ayırmalıyız. Peygamber efendimiz (s.a.v): “ İki nimet vardır ki insanların çoğu onlardan gafildir; sağlık ve boş vakit.” buyurmuşlardır. Zamanımızı iyi değerlendirerek gafillerden olmamalıyız.
Zamanımızı Kur’an okuyarak, günlük namazlarımızı aksatmadan kılarak, islama ve insanlığa katkı sağlayacak bir meslek edinebilmek için derslerimize çalışarak,  vücudumuzun sağlıklı kalabilmesi için gerekli dinlenmeyi sağlayarak ve spor yaparak değerlendirebiliriz.


FARE İLE DEVE
Çok eskiden, kendini beğenmiş şımarık bir fare ile akıllı ve alçak gönüllü bir deve yaşardı.
 Bir gün karşılaşıp arkadaş olurlar.
Fare; ‘’Sana kılavuzluk etmeliyim!’’ der. Yularından çekip istediğim yere götürmeliyim!
 Deve, arkadaşının küstahça teklifine razı olur. Bir süre gittikten sonra küçük bir dere kenarına ulaşırlar.
 Devenin diz kapaklarına bile ulaşmayan su, Fare için uçsuz bucaksız bir deniz gibi görünür.
Fare; ‘’Ben buradan geçemem!’’ diye fısıldar korkuyla.
Deve: ‘’Ne bekliyorsun?’’ diye çıkışır. Kılavuz önden gider, dal bakalım suya.
‘’Ama...’’ diye kekeler Fare, görmüyor musun su çok derin? 
Fare mahcup olmuş, boyundan büyük işlere giriştiği için kıpkırmızı kesilmişti.
‘’Sizin için küçük ama bana göre çok büyük bir su.’’diye inledi. ‘’Ben artık kılavuz olmaktan vazgeçiyorum. Keşke daha önceden düşünseydim de boyumdan büyük işlere girişmeseydim.’’
Evet, dedi Deve, ve yumuşak bir sesle ‘’Herkes kendi haddini bilmeli ve asla aldatıcı gurura kapılmamalı.’’
Mesnevi