Burhan Çocuk Aralık 2012

e-Posta Yazdır PDF

Akçenin Sesi


Nasreddin Hoca Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir.


Aşçı:  “Hocam ben bu adamdan davacıyım.” Dükkânın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından yemeğin buharı çıkıyordu. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buharına tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasulye buharının parasını istedim, vermedi.” demiş.


Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp :

- “ Doğru mu bunlar?” diye sormuş.


- Evet, demiş fakir adam.

- Öyleyse para kesesini çıkar bakalım. 


Zavallı fakir kadı efendiye karşı gelememiş. İçinde üç beş akçe bulunan para kesesini Hoca' ya uzatmış.

Hoca bu sefer aşçıyı çağırmış yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlamış. Sonra da :

- Haydi demiş aldın işte alacağını.


Aşçı : “ Nasıl olur?” diye şaşkınlığını belli etmiş. Paramı vermediniz henüz.

Hoca:  “Yemeğin buharını satan akçenin de sesini alır.” demiş.


                                                       TEKERLEME

Çatalca’da topal çoban çatal yapıp çatal satar,

Nesi için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar?

Kârı için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar. 




Ebe ebe gel bize
Uzaktan vur elimize
Eğer vuramazsan
Ebesin ebe




DOĞRULUK

Ahmet baltayla oynamayı odun kesmeyi çok seviyordu. Babası bir gün sürpriz yapıp çocuğuna küçük bir balta aldı. Çocuk çok mutlu oldu. İstediği baltasına kavuşmuştu. Bir an önce onunla oynamak, bir şeyler yapmak istiyordu. Baltayı eline aldı “ Ne kadar da güzel küçücük tam bana göre.” deyip dışarı çıktı doğru bostana girdi. Sevinçten baltasını bir sağa bir sola, rastgele bir yerlere vurup bir şeyler kesmeye çalışıyordu.

Küçük badem fidanını gördü, aynı heyecanla ona da birkaç balta salladı. Fidan yere devrilmişti. Ahmet, şaşkın ve bir o kadar da üzgündü. Babası o badem fidanını yakın bir zamanda dikmişti. Babanın baltayı bostandaki ağaçlara zarar vermesi için almadığını düşündü. Çok üzgündü fakat durumu bir türlü babasına söyleyemedi.

Ertesi gün babası bostana gittiğinde, fidanın kesilmiş olduğunu gördü ve çok üzüldü. Ahmet’e bunu kimin kestiğini sordu. Ahmet bir an içinden babasının ona kızacağını belki cezalandıracağını düşünerek doğruyu söylememe düşüncesi geçti. Doğruyu söylemediğinde ise babasını ona güveninin sarsılacağını düşündü. Kararsızdı biraz duraksadıktan kendini toparladı ve “ Babacığım, yalan söylemek istemiyorum. O fidanı oynarken ben kestim. Cidden çok üzgünüm. Özür dilerim.” dedi. Çocuğun bu doğru sözlülüğü babayı çok sevindirdi.

“ Artık fidan yok ama doğru sözlü bir çocuğum var.” deyip Ahmet’i kucaklayarak tebrik etti. Doğruluğunun karşılığı olarak onu affetti. Baba, “Haydi öyleyse şimdide doğruca pazara gidelim ve fidan alarak bostanımıza yeniden dikelim.” dedi. Beraberce pazardan aldıkları fidanı, kesilen fidanın yerine diktiler. Her ikisi de çok mutluydular….

Fidanı diktikten sonra Ahmet, babasına: “ Babacığım, biliyor musun? Bu fidanı kim kesti diye sorduğunda senin ceza vereceğini düşündüğüm için çok korktum, hatta cezadan kurtulmak için yalan söylemeyi bile düşündüm.” dedi. Babası: “ Yalan çok kötü bir davranıştır. Haksız yere başkasını suçlamaktır. Yalan söyleyerek başkasının ceza almasına sebep olan kişi, bir ömür vicdan azabı çeker. Mutlu olamaz, o olayı hatırladığında hep üzüntü yaşar. Fakat doğru söyleyen kişi ceza alsa bile kendi olumsuz davranışının karşılığı olduğunu düşünür ve hak ettiği bir karşılık alır. Aynı davranışı tekrar etmeyerek olumlu bir davranış bile kazanmış olur. Atalarımız “ Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” demişler. Yani yalancının yalanı mutlaka ortaya çıkar. Ortaya çıkınca da artık kimse ona inanmaz ve güvenmez. Peygamber efendimiz ise: “ Doğru olun, doğruluk iyiliğe, iyilik ise, Cennete götürür. Yalandan sakının, yalan ise Cehenneme götürür.” buyurmuşlardır.

Ahmet o gün unutulmayacak bir ders almıştı, doğruluk güzel ahlaktır. Her şartta ceza alacağınızı bilseniz bile doğruluktan ayrılmayın.