Burhan Çocuk Kasım 2012

e-Posta Yazdır PDF


YOLUMUZDAKİ ENGELLER


Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak?


Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu.


Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti.


Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde.


"Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir." diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.


"Her engel, yaşam koşullarınızı daha da iyileştirecek bir fırsattır.


"Size de hayatınızda engel gibi görünen işler var mı? Bu engeller bekli de sizin için iyi bir fırsattır. Hayatınızdaki engellere bir de bu açıdan bakın.




YARALI TEMEL


Temel binanın altıncı katından aşağı düşer.

Hemen başına meraklı bir kalabalık toplanır. 

Yoldan geçen bir adam meraklı kalabalığı yararak yaralı Temele doğru eğilerek sorar;

- Hayrola kardeş ne oldu? 

Yaralı Temel güç bela konuşarak cevaplar: 

-Haçan bilmeyrum pende şimdu celdum.


HOCAM BEN NASIL KAZANDIM?


10 yaşındaydı ve evin tek çocuğu idi. Hedefini daha küçükken belirlemişti: Judocu olacaktı. Ailesi de fikrine destek çıkıyordu. En iyi judo hocasından ders alamaya başlamıştı ki beklenmeyen bir şey oldu.


Ailecek geçirdikleri trafik kazasında canlarını kurtarmışlar fakat oğullarının sol kolunu feda etmişlerdi.


Küçük çocuk sağlığına kavuştuğunda ailesi oyalanması için onu judo derslerine devam ettirdiler. Hocası ona bir hareket öğretti. Rakibi tek kolu ile fırlatma hareketi. Meraklı öğrencisi 3 günde bu hareketi kapmıştı. “Hocam diğer hareketlere geçebiliriz” dediğinde hocası “ Hayır bunu çok daha hızlı yapmalısın. Senin görevin bu” diyordu. Genç judocu da aynı istekle bir ay bu harekete devam etti. Hatta öyle ki 3 saniyede rakibini fırlatıyordu.


Bir ayın sonunda hocası “ Şimdi bu hareketi daha güçlü kimselere karşı yapmalısın” diye bir yıl aynı şekilde çalıştırdı. Evet bu hareketi çok iyi öğrenmişti. Fakat tek bildiği buydu. Acaba yeterli miydi? Artık finallere katılmıştı. Önce kendisine sonra hocasına güvenmek zorundaydı. Rakiplerini tek hareketle ve çok kısa zamanda yenebiliyordu.


Artık finale kalmıştı. Son rakibi kendinden çok daha ağır ve güçlüydü. Ayrıca karşısındaki 10 yaşındaki çocuğa küçümsercesine bakıyordu. Süre başladığında küçük judocu aynı inançla sağ kolu ile rakibini tuttu ve fırlattı. Rakibinin 3 saniye içinde kendini yerde bulup kımıldamaması onun birinciliği anlamına geliyordu.


Herkes ona bakıyordu alkışlıyordu. Ama o şaşkınlıkla hocasına bir soru soruyordu.”Tek kolum yok ve tek hareket biliyorum, hocam ben nasıl kazandım?” Hocası cevap verdi:1-Kendine inandın ve iyi bir ders aldın.2-En önemli hareketi en hızlı biçimde yapmayı öğrendin 3-Bu hareketin tek savunması vardır. Rakibin sol kolunu tutmak.


Başarıda eksiklik aramamalı, önce başarmaya karar vermeli sonra başaracağına inanmalı. Başarı istenmeyen yere gitmez.