Burhan Çocuk Eylül2012

e-Posta Yazdır PDF

ARKADAŞLIK


Arkadaşlar, insan toplumsal bir varlıktır. Toplum içerisinde yaşar, tek başına yaşayamaz. Mutlu insan ise çevresine uyum sağlayan, arkadaşları ve dostları olan insandır. Sırlarını, mutluluğunu, üzüntüsünü, yemeğini, kısacası her şeyini paylaştığı kişidir arkadaş. Üzüntüler paylaştıkça azalır, sevinçler paylaştıkça artar. Üzüntülerimizi azaltan, sevinçlerimizi artıran; arkadaşlarımızdır.


Konuşmaya ve yürümeye başladığımız andan itibaren arkadaşlar ediniriz. Büyüsek de unutamadığımız arkadaşlarımız vardır. Çünkü, arkadaşlar unutulmaz. Çocukluk arkadaşlarımız, sınıf arkadaşlarımız, mahalle arkadaşlarımız…..


Arkadaşlık çevresinde hem iyi hem de kötü arkadaş grubu vardır. İyi arkadaşlar iyi kalpli, sır saklayan, yardımsever, hoşgörülü ve her zaman güvenilir olurken; kötü arkadaşlar ise olumsuz davranışlı, güvensiz ve tehlikelidir. Biz hep iyi arkadaş grubundan olmalıyız ve iyi arkadaşlar seçmeliyiz. Arkadaşlıklar arasında bazen istenmedik davranışlar olsa bile bu sorunları arkadaşlığımıza zarar vermeden çözebilmeliyiz.

Ağzımızdan çıkan her söz söylediğimiz kişi üzerinde güzel veya kötü bir iz bırakmaktadır. Arkadaşlığımızı belirleyen en önemli faktör iletişimimizdir. İletişimin önemini anlatan bir hikâyeyi paylaşalım:


Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş: “Arkadaşların ile  tartışıp, kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak.” demiş.


Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendini kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki tahta perdeye hiç çivi çakmamış. Babasına gidip durumu söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş.


Gence: “Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdeden bir çivi çıkart.”demiş. Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi kalmamış. Çocuk büyük bir sevinçle babasına koşup durumu paylaşmış.


Babası: “Aferin çocuğum iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var. Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak. Çiviler çıktı ama izleri kaldı ve izler hiçbir zaman düzelmeyecek.”


Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenir. Her kötü kelime ve kötü davranışlar çivi gibi arkadaşların gönlünde bir yara açar. Sonradan barışılsa da söylenen o sözler bir delik gibi aynen kalır, kapanmaz.


Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur seni dinler sana yüreğini açar”. Arkadaşının kıymetini bilen, arkadaş olmayı başarabilen bireyler olmanız temennisiyle…



TEKERLEME


Hakkı hakkının hakkını yemiş.

Hakkı Hakkı'dan hakkını istemiş.

Hakkı Hakkı’ya hakkını vermeyince

Hakkı da Hakkı'nın hakkından gelmiş.


BİR YEMEK TARİFİ

Bir bardak dolusu gülümseme ile başlayın,
Bir kap dolusu dostluk ilave edin,
Bir tutam yumuşaklık ve biraz da nezaket tozu ile kabartın,
Bir kaşık ümit,
Bir büyük porsiyon yardımlaşma, 
Çok miktarda ılım ve bir tutam alçakgönüllülük ile çırpın. 
Kuvvetlendirmek için de bir çorba kaşığı güvene ihtiyacınız olacak.
Bir sadakat kâsesi içinde bir ölçü inanç, iki ölçü aklıselim vebirkaç damla hoşgörüyü azar azar ilave ederek sevgi ile karıştırın.
İki kaşık gülücük, bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ilave edin.
Şevk ile hiç durmadan karıştırın ve teşekkür ile tatlandırın.

Yemeğin adı mı?
   İNSANLIK !!!

TEKRAR DENEYİN

Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar.
Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar:
– “Tekrar deneyin.” Kapağı kapatıp yeniden açar ve okur:
– “Tekrar deneyin.” ……… 
En sonunda sinirlenen Temel:
– “Ula Tursun. Ha punlar pizi kandıriy!
İki saattir deneyrum hala pi şey çıkmadi.”

KİŞİSEL GELİŞİM

İmrenmek (gıpta) ve Kıskanmak {hased) Arasındaki Fark

İmrenmek kişinin, başkasında olan bir şeyin benzerinin kendisinde de olmasını istemesidir. Arkadaşının başarısına imrenmek gibi. Bu güzel bir duygudur, insanı başarıya götürür. Arkadaşının sahip olduğu başarıyı kaybetmesini istemeden senin de aynı başarıyı yaşamak istemendir.

Kıskançlık ise, başkasında bulunan nimetin sahip olan kişinin elinden gitmesini istemektir. Bu kötü bir düşüncedir. Başkasının zararından fayda sağlamayı düşünmek insani bir yaklaşım değildir. Kıskançlığın sebebi şudur: İnsan kendi cinslerinden üstte olmayı ister. Kendisinde olmayan bir şeyi başkasında görünce, ona karşı üstünlük sağlayabilmek veya onunla eşit hale gelebilmek için onun elinden bu şeyin gitmesini ister.

Güzel olanı, başkalarını kıskanmak değil onlara imrenmektir. Kıskanmak rekabeti artırırken imrenmek yardımlaşmayı ve hoşgörüyü artırır.