Çağımız Gençliğinin Teknolojik Vebası: İnternet

Yazdır
İnsanlığın ilerlemesi yolunda atılan her adım, konulan her taş, gösterilen her türlü çaba, uygarlık adına övünülecek, alkış tutulacak ve bu yolda katkıda bulunanlara sonsuz minnet duyulacak bir eylem olarak her zaman insanlığın vicdanında makes bulacaktır. Tüm bir evren, içindeki en küçük unsurlarıyla insan için yaratılmıştır. Her şey insan için, insan ise Allah içindir. Madem ki kainatta her şey insanoğluna hizmet için yaratılmıştır; öyleyse insan eşyayı kendisine hizmetkar kılacak tüm gelişmelere açık olmalı ve bunun için sürekli terakki ederek bilimin ulaştığı en son noktaya kadar çıkmalıdır. Bu, Yüce Yaratıcı’nın insan-eşya ilişkisi hikmetine en uygun bir sonuç olacaktır. Bugün bilimin ulaştığı en değerli ve insanoğlunun hayatını en ileri derecede kolaylaştıran buluşlardan biri ise internet teknolojisidir. Sözü edilen teknoloji, günümüzde insanlığa faydalı, sayısız imkanlar sunan önemli araçlardan biridir. Fakat, insana hizmet için ortaya konan nice faydalı icatların, kötü kullanıldıklarında insanlığın başına ne büyük felaketler getirdiği de gözden uzak tutulmamalıdır. Nitekim, icat edilen ateşli silahlar, kişinin, yurdunu ve namusunu savunması için ne kadar lüzumlu ve meşru bir buluş ise, aynı silahların emperyalist emeller uğruna masum halkları ve milletleri çoluk çocuk demeden imha etme amaçlı olarak kullanıldığında ne tür bir cehennem makinesi haline dönüştüğüne, kahredici bir üzüntüyle şahit olmaktayız. Örnekleri hemen her alanda çoğaltmamız mümkündür.
Dolayısıyla aynı durum, internet için de geçerlidir.
Şu halde yapılacak şey, ulaşılan baş
döndürücü teknolojik gelişmelerin beşeriyetin hayrına
kullanılması için insanoğlunun vicdanına gerekli
bilinci yerleştirmektir.
Gerçekten, internet teknolojisi bugün her kesimden
insan için bir tehdit haline gelmiştir. Bunlardan
en çok etkilenenlerin başında ise geleceğimizi
ellerine teslim edeceğimiz gençlerimiz gelmektedir.
Bilgisayar ve dolayısıyla internet başına oturan
gençlik, artık toplumdan kopuk ve kalabalıklar
içinde yalnızlaşan bir kitle haline gelmektedir. İnternet
teknolojisi, gençliğin en önemli eğlence ve meşguliyet
alanı olmaktadır. Bu nedenle gençlik,
toplumdan kopmasının, dolayısıyla, sosyalleşmesini
yitirmesinin yanı sıra, hem internet teknolojisinin
kendi önüne getirdiği gayriahlakî bir dünya ile karşılaşmakta,
hem de çeşitli oyunlarla tüm zamanını
heder ederek geleceğini karartmaktadır. Böylece,
gençliğin tüm enerjisi, en dinamik çağlarında kendisinden
çalınmaktadır.
Oysa gençliğin enerjisi, heba edilemeyecek
kadar değerlidir. Bu enerjinin ülkemizin geleceğine
yönelik projelerde kullanılması ve genç kitlenin
buna yönlendirilmesi gerekir. Gençliğimizin internet
kafelerde en değerli zamanlarını harcaması, geleceğimiz
adına kaygı verici bir durumdur. Oysa ülkesini
seven bir gençten beklenen şey, kendi
sorumluluğunu idrak ederek gelecekte ülkenin gelişmesine
yön verecek hayırlı bir serüvenin içine
kendisini atmasıdır. Bu nedenle onun, hem ahlakî
yozlaşmaya sebep olacak, hem de en değerli zamanlarını
harcayacak bir maceranın içinde kendisini
avutmaya ve heba etmeye hakkı yoktur; hele
bu genç, İslam gibi, insanın aldığı her nefesin bile
hesabının sorulacağı bir anlayışı vicdanlara nakış
gibi işleyen bir dine mensup ise, hiç yoktur.
Hz.Peygamber, zamanımızı ne tür işlerde harcadığımızın
mutlaka sorulacağını söyleyerek, aslında
bizleri, sırf Allah rızasını amaçlayarak her
anımızda insanlığın hayrı için hareket etmemiz gerektiği
noktasında ikaz etmektedir. O, bir hadisinde
“Kişi kıyamet günü beş şeyden hesap vermedikçe
Allah’ın huzurundan ayrılamaz” buyurmuş
ve bu beş şeyden ikisini, “ömrünü ne yaparak tükettiği”
ile “gençliğini ne tür işlerde harcadığı” şeklinde
açıklamıştır. Dolayısıyla insan, ömrünün ve
gençliğinin tükendiği yerlerin hesabını vermek zorundadır.
Hayat hepimizin sandığından çok daha kısadır;
bizlerin ise birer Müslüman olarak bu kısa hayatımıza
çok şeyler sığdırma gibi bir
sorumluluğumuz vardır. Bu kısacık hayatta faydasız
işlerle yitip giden her anın bize büyük bir vebal
olarak ahiret hayatında geri döneceğini unutmamalıyız.
Hz.Peygamber’in, “Allahım, faydasız işlerden
sana sığınırım” duasının, onu rehber edinen
biz Müslümanlar için çok büyük anlamlar taşıdığını
iyi idrak etmeliyiz. Onun döneminde gençlerin bırakın
zararlı yahut da faydasız işlerle uğraşmalarını,
valilik, hakimlik gibi görevlerde bulunacak kadar,
hatta çok kritik ordulara komutanlık yapacak kadar
tehlikeli ve üst düzey sorumluluklar yüklendiklerini
bilmeliyiz.
Öyleyse, bugün iman ve sorumluluk sahibi
gençlere düşen şey, Hz.Peygamber’e kulak vermek
ve onun yetiştirdiği gençlik gibi sorumluluklarını
idrak etmektir. Bunun yolu ise, insanın dimağını
adeta felç eden internet oyunlarında ya da sapık temayüllerin
tetikleyicisi olan internet sitelerinde gençliğin
en güzel dönemlerini heder etmek değildir;
bunun yolu, bu en güzel dönemleri, önce ülkemizin,
sonra da tüm insanlığın hayrı için Peygamber gençliğinin
sahip olduğu sorumluluk duygusu içinde çalışarak
geçirmektir. Bir kez daha hatırlayalım ki,
gençliğimizi nerelerde tükettiğimizin hesabını vermedikçe,
ahiret hayatında selamete çıkmamız
kolay olmayacaktır.