Kurân'da Gelişim ve Takım Bilinci Münasebeti

e-Posta Yazdır PDF

Varlığın kaynağını tek bir Yaratıcıya dayandıran Kur’ân(1), bugünkü kozmik yapıyı başlangıca, yer ve göklerin birbirinden ayrılmazdan önceki durumuna kadar götürerek(2), ilerlemenin stratejileri hususunda uyarı ve tembihlerde bulunan somut ve soyut açıklamalar sunmaktadır. İnsan aklı, mevcut sisteme(3), bu bağlamda kendi yaratılışına(4), bakarak, başlangıca itibarla gelişimin nicelik ve niteliğini, stratejilerini ve takım bilincini kavramalıdır. Ateş su hava toprak takım bilinci ile Allah’ın emirlerine uyarak mucizeler sunmaktadır. Böyle bir takımın meydana getirdiği gezegenler birbiri ile uyum içinde kendilerine verilen emri icra ederken insanı yalnız Allah’a kul olmaya(5) davet ederler. Şu halde evrende her şey hali lisanı ile tebliğ ve irşat görevini yerine getirmektedir. Gelişim, takım bilinci ile bağlantılı olarak değerlendirilmelidir. Takımla karar vermek takımla sorun çözmek(6) gelişimin başta gelen öğelerinden biridir. Takım seçmek, profesyonelleşmek, arabanın bütün parçaları, saat gibi tıkır tıkır çalışmak için saatin içindeki çarklar(7) çok önemlidir. Kâinat, bütün sistemiyle takım olarak bir saat gibi çalışmakta, her an mucizeler sunmaktadır. Bu çarklardan birisinin çalışmaması ile diğer çarklar bir işlev sağlayıp da zaman ölçümünü gerçekleştiremez. Dolayısıyla insanın, hatta canlıların, bitkilerin hayatının sıkıntıya gireceği söylenebilir. Zira zaman, namaz vakitlerini,günleri, haftaları, ayları, yılları belirleyerek ameli, hukuki, ekonomik, psikolojik, sosyolojik gibi insan hayatının tamamını düzene sokmaktadır. Bu düzen içerisinde insan beyni, duyu ve organlarla takım bilinci içerisinde çalışarak, yeni buluşlara imza atmaktadır. Takımı oluşturanlardan birinde meydana gelen bir arıza takımın, ke enlem yekün / sanki hiç yokmuş gibi bir duruma düşmesine yol açmaktadır. Kur’ân’ın, formel olarak kullandığı kalıpların büyük bir kısmı çoğul sigasıdır. Ayrıca birlik ve beraberliği(8), istişareyi(9) emreden ayetler dikkate alındığında, başarı ve huzur örneği olarak gösterilen insanların toplu olarak dünyayı imar eden bir bilince sahip oldukları, tahripten şiddetle kaçındıkları, tam bir takım bilinç ve şuurunda hareket ettikleri anlaşılmaktadır. Birinin üzüntüsü diğerinin üzüntüsü, birinin sevinci diğerinin sevinci diye özetlenebilecek temel inanç daima hâkim olmuştur. Bu anlayış takım bilincini güçlendiren bir anlayıştır. Kur’ân bu anlayışın gelişimi gerçekleştireceğini her vesile ile vurgulamaktadır. Nitekim Türkler, İslâmiyet’ten önce göçebe olmalarına rağmen, takım bilinci ile eğitime önem vererek bilim ve sanatta ilerleme kaydetmişlerdir10. Kur’ân’ın ortaya koyduğu kavramlar da, takım bilincini ortaya koymaktadır. Örneğin imanla ilgili ayetler incelendiğinde iman esaslarının birini diğerinden ayırmanın mümkün olmadığı görülmektedir. Ameli ve ahlaki hükümlerde de, pozitif sonucun ancak takım bilinci ile mümkün olacağı açıktır. Yani Allah’a inanan bir kimsenin imanın diğer esaslarını kabul etmemesi imkânsızdır. Abdest almak için gereken işlemlerin tamamının noksansız olarak yapılması ile kişi abdest almış sayılır. Namazı kılmak isteyen bir insanın onun şartlarına riayet ederek kılması zorunludur. Şartlardan birini ihlal eden kimsenin namazı olmaz.
Yalan söyleyen birisinin hırsızlık yapmayacağını, adaleti ihlal eden birisinin zulmetmediğini yahut içki içen birisinin zulmetmediğini söyleyemezsiniz. Münafıklığın
belirtisi olan, yalan söylemek, sözünden caymak, emanete hıyanet gibi hususların üçünden de uzak durarak insan münafıklıktan kurtulmuş olur. Dolayısıyla güzel ahlak sahibi olmada da takım bilinci esastır. Kur’ân’la dünyaya yeniden doğan ışık, gelişimin kaynağı olmaya devam etmektedir. Nitekim bu gün, gelinen noktada eğitimciler, “daha iyi bir topluma ulaşmanın formülünü, geçmişin bilimselleştirilmesi” şeklinde açıklamaktadırlar11. Böylece gelişimin dünü ile bugüne ve yarına ışık tutulabilir. Geçmişini iyi okuyan toplumlar şimdi de geleceğe yönelik strateji, plan ve programlar yapmayı becerebilmiş ve gelişebilmiştir. Kur’ân kıssaları insanlığın dikkatine sunarken geçmişi bilimselleştirmekte dir. Bu yapılırken iyilik ve kötülük sonuçları ile insanlığın gözleri önüne serilmekte, geçmişten ders alınarak şimdinin gereğini yaparak gelecekte pozitif sonuca ulaşılacağı mesajı canlı tutulmaktadır. Bu da geçmiş, şimdi, gelecek üçlüsünün takım halinde
yakaladığı gelişim dinamizmini ve fonksiyonunu korumaktadır. Emir ve yasakları ile güzele ve terakkiye götüren Kur’ân, zaman ve mekânlar ötesi bir kaynaktan, zamana ve mekâna inerken, zaman vemekân tahsisi yapmadan, zamanı ve mekânı takım bilinci ile işleterek insanlığı bunalım ortamından kurtarmakta, ayırım gözetmeden her kesimin hakkını korumaktadır. Kısaca, kâinatı meydana getiren bütün takımlar, tek bir takım oluşturarak tevhidi haykırmaktadır.

....................................................
1 Yazır, Elmalılı Muhammed Hamdi, Hak Dini Kur’ân Dili, (I-IX) Eser Kitabevi, İstanbul,
1971, I, 53; II, 1125.
2 Enbiyâ, 30.
3 A’râf, 185.
4 Tarık, 5.
5 Fatiha, 5.
6 Başaran, İbrahim Ethem,Yönetimde İnsan, Ankara, 1998, s. 186-190.
7 Arıkan, Münir, Nitelikli İnsan, Bilge Yay., İstanbul, 2004, s. 241-249.
8 Ali İmrân, 103.
9 Şûrâ, 38.
10 Sönmez, Veysel, Eğitim Felsefesi, Anı Yay., Ankara, 2005, s. 134.
11 Habermas, Jürgen, Sosyal Bilimlerin Mantığı Üzerine, trc., Mustafa Tüzel, Kabalcı
Yay., İstanbul, 1998, s. 118.