Hayat Ve Sabır Kavramı

e-Posta Yazdır PDF

Sabretmek, sabırlı olmak, sabredenler; Kur’ân’da hep övülmüş; sabırsızlık, acelecilik, tahammülsüzlük1 ise kınanmıştır. Sabredenlerin akibetlerinden övgü ile bahsedilmiş, sabredenler müjdelenmiş, Allah’ın kendileri ile beraber olduğuna, sabırsızların dünya da iken karşılaştıkları
bela ve musîbetlere dikkat çekilmiş2, bu durumun onların ahiret hayatına zarar vereceği hususunda sert ikazlar yapılmıştır3. Tarih, sabrın ve sabırlı insanların övgü ve başarıları ile doludur. Kahramanlıklar, zaferler, bilimsel buluşlar, enerjisini sabırdan almaktadır. “sabreden derviş muradına ermiş” gibi ata sözleri “sabrın sonu selamettir gönül sabreyle sabreyle” şeklindeki türküler ile sabır, hep zorlukların, sıkıntıların ilacı olarak gösterilmiştir. Maddi ve manevi kalkınma hep sabırla hedefine ulaşmaktadır. Ekonomik kalkınma, sanayileşme, sanatta ilerleme, tasavvufta insan-ı kâmil mertebesine çıkma sabrı gerektirir. Yunus insanı kâmili anlatırken Döğene elsiz gerek, söğene dilsiz gerek Derviş gönülsüz gerek, sen derviş olamazsın4. Diyerek benliğin aşılmasında sabrın fonksiyonunu vurgulamaktadır. Sabır, bireysel ve toplumsal olarak “şimdi” de “geçmiş”i değerlendirip geleceğe bakmayı sağlar. Geleceğe güvenle bakabileceğimiz nesillerin yetişmesi ancak sabırla başarılabilecek bir iştir. Akif’in ifadesi ile “namusunu  çiğnetmeyecek olan” Asım’ın nesline sabırla ulaşılır. Binaenaleyh imar, başarı, kemâlât stratejiyi, planı, programı ve tedrîciliği, tedricilik de sabrı gerektirir.
Bela ve musibetlere göğüs germek5, zorlukları yoklukları, sıkıntıları aşmak6; iyilik ve güzelliklerde yarışmak7, sulh ve sükûnu sağlamak sabırla gerçekleşir. Hastalıkların tedavisinde müessir olan
moralin kaynağı, zindanlardan, haksızlıklardan kurtulmanın
formülü hep sabırdır. Hz. Peygamber’in
bulunduğu toplumdaki mücadelesi, inandığı doğrularda
sebatı sayesinde başarıya ulaşmıştır. Şu
halde sabır nasıl bir şeydir, nasıl kazanılabilir? Şeklindeki
muhtemel bir soruya karşı cevap, elbette ki
duygusallıktan uzaklaşılarak, teenni ile hareket edilerek
diye cevap verilebilir.
Duygusallık kızgınlığı, aceleciliği, ders çıkaramamayı,
ibret alamamayı beraberinde getirdiği için,
sahibine doğruyu, güzeli görme ve yakalama, onu
alıp uygulama şansı vermemektedir. Söz konusu
tutum sahibini çevresi ile ilişkilerde de sıkıntıya sokmakta,
beşeri münasebetlere zarar vermekte, sahibini
sevimsizleştirmektedir. Aynı tutum çoğu kez,
sahibine ve çevresine, telafisi mümkün olmayan, ya
da çok zor telafi edilebilen zararlar vermektedir.
Sabır, insanlığın ortak kurtuluş paydasıdır. Bireysel
ilişkilerden, ülkeler arası münasebete kadar
her noktada sabırla daha doğru bir konsensüs yakalanarak
ülkeler arası iş birliği sağlanabilir. Müşkil
gibi görünen konular konuşularak çözülebilir. Arkadaşlıklar,
dostluklar sabırla sürdürülebilir. Bütün
bunları yapabilmek için, sabrı geliştiren besleyen
şeyleri iyi tespit etmek ve bellemek gerekir. Akla
gelen her düşünceyi uygulamaya sokmamak,
elde edilen haberlerin doğruluğunu araştırmak8,
sağlıklı düşünmeyi bilmek, hoş görülü olmak, başkalarını
bağışlayabilmek, istişare müessesesini işletmek,
kendisinin yanlış düşünebileceğini gözden
uzak tutmamak, zorluğun arakasından mutlaka bir
kolaylığın geleceğini daima göz önünde bulundurmak
gibi hususları sıralayabiliriz.
Sabırlı nesiller yetiştirmek, eğitim ve öğretimden
geçer. Bunun için çok aceleci ebeveynin, aceleciliğini
büyük ihtimalle çocuğuna yansıtabilece
ğini, aynı şekilde öğretmenlerimizin tutum ve davranışlarının,
görsel yayınların etkisinin gelecek kuşakları
bu manada etkileyeceğini unutmamak
gerekir. Nasıl ki eğitim sabırla yürütülüyorsa, eğitim
ve öğretimin sabırlı insan yetiştirmeğe olan katkısı9
asla göz ardı edilmemelidir.
Namaz, oruç, hac gibi ibadetlerin, sadaka,
doğruyu konuşmaya özen gösterme, yalandan kaçınma,
daima veren el olma, adaletin işlemesine
katkıda bulunma tefekkür, şükür, hakkına razı olma
gibi kavramların işleyişinin sabrı geliştirdiği; tartışma,
tecessüs, yalan, bağışlayamama, kendini
beğenme gibi daha nice yanlış tutumlarında sabrı
zayıflattığı, kavramlarla ilgili ayetler incelendiğinde
görülmektedir.
Sonuç olarak, sıkıntıların üstesinden gelmek,
barışa, güzele, mutluluğa kavuşmak, ilerlemek, toplumsal
değişimler ve bu değişimleri gerçekleştirecek
olan plan ve projeler üretmek ve uygulamak,
çağı yakalamak, medeniyetin ve bilimin verilerinden
yararlanmak, medeni ülkeler seviyesine ulaşmak,
kendi değerlerimizi geliştirmek ve korumak sabırlı
olmayı gerektirir.
..................................................
*Bu yazımız Gülzar-ı Hâcegân dergisinde yayınlanmıştır.
1 Nahl, 1; Ahkâf, 35.
2 Ra’d, 6.
3 Abdu’l Bâkî, M. Fuâd, el-Mucemu’l-Mufehres li- Elfazi’l- Kur’ân, el- Mektebetu’l-İslâmiyye,
İstanbul, 1982, s, 400; 447.
4 Köprülü, Fuad, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Diyanet İşleri Başkanlığı Yay.,
1976, s, 302.
5 Bakara, 155.
6 Kehf, 95, 96.
7 Maide, 2.
8 Hucurat, 6.
9 Kalın, Faiz, Gelişim ve Eğitime Kur’ân Merkezli Bir Yaklaşım, Atatürk Üniversitesi İlahiyat
Fakültesi Dergisi, sayı: 27, Erzurum, 2007. s, 228.