Erbakan Hoca Ve Hacı Şaban Efendi

e-Posta Yazdır PDF

   1987 seçimleri öncesi Mili Görüş Lideri seçim gezilerini sürdürürken yolu Bayburt’a düşüyor. Saathane meydanındaki mitingi müteakip Hacı Şaban Efendi’yi ziyaret edeceği söyleniyor. Biz de bir abimizle  (Rahmetli Hikmet Bali)  birlikte koşar adımlarla Hacı Şaban Efendi’nin evinin yolunu tutuyoruz.  Biraz genç olduğum için ben eve daha erken varıyorum. Odada yemek yenmiş, sofra henüz kaldırılmamış. İçeri giriyorum  “Efendim, Erbakan Hoca sizi ziyarete gelecek,” diyorum. “Sofrayı mutfağa götür,” diyor. Küçük odaya geçiyoruz. (Misafirlerini genellikle küçük odada karşılardı) Tam o esnada Erbakan Hoca bir gurup kardeşimizle içeri girdi.  Eve girmeden Hoca takkesini başına geçirdi. Hacı Şaban Efendi, Aziz Misafirini ayakta karşılayarak (yaş 90’a yakın)  yer gösterdi. Hacı şaban  Efendi’nin eli öpülüyor. Sonra oturuluyor. Hacı Şaban Efendi ---Hoş geldiniz, diyerek söze başlıyor. Ve  arkasından--Kardaş, biz kim oluyoruz da sen bizi ziyarete geliyorsun, diye söze devam ediyor. Hoca da ---Estağfirullah, Efendim, diyor. Erbakan Hoca tam bir tekke terbiyesiyle kemal-i edep içerisinde (zaten her hali böyleydi) sürekli önüne bakıyor, Hacı Şaban Efendi’nin yüzüne dahi bakmıyordu. Kendilerine süt ikramında bulunuluyor. Biraz hasbihalden sonra vedalaşma zamanı geliyor. Hacı Şaban Efendi, Milli Görüşün İslam Dünyası için önemine işaret ederek ---Kardaş, biz neyse buralarda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. “ama sen ümmet-i Muhammed’in önüne düşmüşsün, Allah sana yardım etsin” duasıyla misafirini uğurluyor.

   Erbakan Hocanın müteakip senelerde Bayburt’u ziyaretinde bu defa Hacı Şaban Efendi, Hoca’yı misafir olduğu evde (Bahaddin Elçi Bey’in evinde) ziyarete gidiyor hem de ziyaretin gayesi iade-i ziyaret kabilinden. Geçen defa o geldi, bu defa da biz gidelim, diyor Hacı Şaban Efendi.

   Yine Hacı Şaban Efendi’den dinlemiştim. Bir defasında Bayburt İmam-Hatip Lisesi’nin inşaatı için yardım toplama gezisine çıkılıyor. Ankara’da mola veriliyor. Hoca’yı ziyarete gidiyorlar. Erbakan Hoca’nın oruç olduğunu sohbetlerinde söylerdi.

   Hacı Şaban Efendi sohbetlerinde --- Allah o adamdan  razı olsun, dini aşikâra çıkarttı, duasını sıkça tekrar ederdi. Bir keresinde eski milletvekilimiz Orhan Akkoyunlu Bey, --- Kim o adam, diye Hacı Şaban efendiye sordu, Efendi de üstüne basa basa Erbakan, Erbakan cevabını verdi.

   Yine aynı şekilde Hacı Şaban efendi’den duyduğum şu ifadeler de hala zihnimizdedir.

  “-Erbakan, Allah dostudur,
   Erbakan efendimizdir.
   Erbakan, din için başını ortaya koydu. Biz ise reyimizi vermekten çekindik.”

   Bir defasında Lütfü Doğan Hoca Bayburt’a gelmişti. Hacı Şaban Efendi Lütfü Doğan Hoca’ya şöyle bir soru sordu. “Hocam, Sen Erbakan Hoca’nın yanındasın, sen bizden daha iyi tanırsın. Anlat bakalım Erbakan Hoca’dan, kendisi nasıl birisidir.” Lütfü Hoca da Efendim dedi, “Necmeddin Bey’deki azim, onda ki sabır ve onda ki cesaret bizim hiç birimizde yoktur. Necmeddin Bey hırs sahibi bir insan da değildir. Bilsin ki yerini dolduracak birisi var, hemen yerini ona teslim eder. Ama yerini dolduracak kimse de yok,” dedi.
   1986 senesinde İlahiyatta öğrenciyken Umre ziyareti için  Şubat ayında Arabistan’da bulunuyorduk. Orada Nimetullah Hoca ile tanıştık. Kendisi Erbakan Hoca’nın da Arabistan’da olacağını söyledi. Bir-iki gün sonraydı, baktık ki, Erbakan Hoca etrafında kalabalık bir gurupla bize doğru gelmekte.  Nimetullah Hoca da orada. Hoca’ya Türkiye’den gelen öğrencileri tanıtıyor. Sonrasında Erbakan Hoca, Nimetullah Hoca’ya şöyle diyor: “Hocam, yetkililerle görüştüm. Kabe’de artık Türkçe vaaz serbest oldu. Bundan sonra Türkçe vaaz yapabilirsiniz,” dedi. (Nimetullah Hoca, daha önce bize 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra Kabe’de Türkçe vaazın yasaklandığını söylemişti.)  O zaman içimden yasaklı bir lider ( o zaman siyasi yasağı vardı Hoca’nın) nasıl oluyor da Arabistan’da bu kadar etkili olabiliyor demiştim.

   Biz bu satırlarla Hoca’mızın belki sadece birkaç hatırasını anlatmaya çalışıyoruz. Gerçekten de Hacı Şaban Efendi’nin dediği gibi O, Ümmet-i Muhammed’in önüne düşmüştü. Hayatını Ümmet-i Muhammed’e adamıştı. Çağımızın Abdulhamid’i idi. Filistinli, Bosnalı, Çeçenistanlı, Keşmirli, Malezyalı ve bütün İslam alemi Hoca’yı tanıyordu.  İslam Birliğinin kurulması için elinden geleni yaptı.
Hepimiz şahidiz!…

   Mekânı cennet olsun. (Amin!)