Davet Öncüsünden Davet Örnekleri…

e-Posta Yazdır PDF

Allah Resulü'nün, Ebu Cehil'i daveti... Muğire bin Şube anlatıyor: "Resulullah (sav)'ı ilk tanımam şöyle olmuştur: "Mekke sokaklarının birinde Ebu Cehil bin Hişam'la beraber yürürken yolda Allah Resulüne rastladık. Peygamber: "Eb'ul Hakem! Allah ve Resulüne gel, seni Allah'a çağırıyorum" dedi

   Ebu Cehil ise: "Ey Muhammed! Tanrılarımıza dil uzatmaktan vazgeçecek misin? Yalnız senin getirdiğine şahitlik etmemizi mi istiyorsun? Biz senin vazifeni yaptığına şahitlik ediyoruz. Vallahi, söylediklerinin gerçek olduğunu bilsem elbette sana uyarım" dedi.

   Resulullah (sav) gidince, Ebu Cehil bana dönerek: "Onun söylediklerinin gerçek olduğunu kesinlikle biliyorum. Fakat beni men eden şey şu: "Kusayy oğulları* Hicabet (Kâbe'nin koruyucusu) bizde dediler. Peki dedik.

   Sikayet (Hacılara su verme vazifesi) bizde dediler, peki dedik. Nedve (Meclis) bizde dediler, peki dedik. Sonra onlar yemek verdiler, biz de verdik. Sonunda bir konuda onlarla tam eşitliği sağlamışken, onlar; "Peygamber de bizden" diyorlar. Hayır! Vallahi bunu yapamam. [Beyhaki]
   * Kusayy: Peygamberimizin dördüncü atasıdır. Kureyşlileri bir araya getirip soylarını birleştirmiş, hükümdarlığı Huzailerden alıp Kureyşlilere vermiş, Kureyş'in şerefinin temelini atmıştı.

  Allah Resulü'nün Velid bin Muğire'yi daveti...
   İbn Abbas (ra) anlatıyor: "Bir gün Velid bin Muğire, Allah Resulüne geldi. Resulullah Kur'an okudu. Velid, etkilenir gibi. Durumdan haberdar olan Ebu Cehil, hemen Velid'in yanına gitti ve: "Amca! Kavmin aralarında sana mal toplamak istiyorlar" deyince, Velid, niçin diye sordu. Ebu Cehil: "Sana verecekler. Çünkü Muhammed'e gitmişsin. Onun tarafından gelecek teklifi kabul etmemen için"

   Ebu Cehil'in bu sözleri üzerine Velid şöyle dedi: "Kureyş bilir ki, içlerinde en fazla serveti olan benim"

   Ebu Cehil: "Öyleyse Muhammed hakkında öyle bir söz söyle ki, kavmin ona inanmadığını bilsin" deyince.
   Velid: "Ne söyleyeyim? Vallahi, içinizde şiir, şiir kaidelerini, cinlerin şiirlerini benden iyi bilen yoktur. Vallahi, Muhammed'in söyledikleri bunlardan hiçbirine benzemiyor. Vallahi, onun söyledikleri içinde bir parlaklık var. Sözlerinin doruğu meyveli, dibi derin. Bu sözler yükselecek, üstüne hiçbir söz çıkamayacak. O, altında kalanları ezecek.

   Velid'in bu sözlerine öfkelenen Ebu Cehil: "Onun aleyhinde konuşmadıkça kavmin senden hoşnut olmayacaktır" dedi.

   Velid: "Dur biraz düşüneyim" dedi ve biraz düşündükten sonra "Bu sihirbazdan öğrenilip rivayet edilen bir sihirden başka bir şey değildir" dedi. Bu hadise üzerine Müddesir suresinin 11 ila 31. ayetleri nazil oldu. [Beyhaki]a

Allah Resulü'nün, Ebu Süfyan ve karısını daveti...
   Muaviye anlatıyor: "Bir gün babam Ebu Süfyan, atının terkisine annem Hind'i alarak arazisini dolaşmaya çıktı. Ben delikanlıydım. Eşeğimin sırtında, önlerinde yürüyordum. Derken Allah Resulü (sav)'ın sesini duyduk.

   Babam Ebu Süfyan: "Muaviye, sen in de Muhammed binsin" dedi. Ben indim, Allah Resulü bindi ve yavaş yavaş önümüzden yürüdü. Sonra bize döndü ve: "Ey Harb oğlu Ebu Süfyan! Ey Utbe kızı Hind! Vallahi öleceksiniz, sonra diriltileceksiniz. Sonra iyiler cennete, kötüler cehennem ateşine girecek. Ben size gerçeği söylüyorum. Hakikat siz ilk uyarılanlardansınız." dedi ve sonra Fussilet suresinin 1 ila 11. ayetlerini okudu.

   1) "Hâ. Mîm.
   2) (Kur'an) Rahmân ve Rahîm olan Allah katından indirilmiştir.
   3) (Bu,) bilen bir kavim için, ayetleri Arapça okunarak açıklanmış bir kitaptır.

   4) Bu kitap müjdeleyici ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirdi. Artık dinlemezler.

   5) Ve dediler ki: Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır. Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktadır. Onun için sen (istediğini) yap, biz de yapmaktayız!

   6) De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilâhınızın bir tek İlâh olduğu vahy olunuyor. Artık O'na yönelin, O'ndan mağfiret dileyin. Ortak koşanların vay haline!

   7) Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardır.
   8) Şüphesiz iman edip iyi iş yapanlar için tükenmeyen bir mükâfat vardır.

   9) De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratanı inkâr edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.

   10) O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti.

   11) Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: 'İsteyerek veya istemeyerek, gelin!' dedi. İkisi de 'İsteyerek geldik' dediler."

   Ebu Süfyan: "Ey Muhammed! Sözlerini bitirdin mi? Dedi. Allah Resulü: "Evet" deyip merkepten indi. Sonra ben bindim. Annem Hind, Ebu Süfyan'a dönerek:

   "Şu büyücü için mi oğlumu eşeğinden indirdin" dedi. Ebu Süfyan da: "Vallahi,  o ne sihirbazdır ne de yalancıdır" karşılığını verdi. [Taberani]