İmama Sonradan Yetişen Namazları Nasıl Kılar?

e-Posta Yazdır PDF

Müdrik

Müdrik "idrak etmiş, yetişmiş, kavuşmuş" gibi
anlamlara gelir. İlmihal ıstılahında, namazı tamamen
imamla birlikte kılan kimseye müdrik denir. İmama
en geç birinci rek‘atın rükûunda yetişen kimse o
rek‘ata yetişmiş sayılır ve müdrik adını alır. İftitah
tekbirini almış ve imam rükûda iken kendisi rükûa
varmış ise o rek‘atı tam kılmış sayılır.
Namazı cemaatle kılmanın ecri, tek başına kılmaktan
yirmi yedi derece daha fazla olduğu için şu
durumlarda tek başına kılınan namaz bırakılarak
imama uyulur:


Bir kimse tek başına bir farz namazı kılmaya
başladıktan sonra, bulunduğu yerde o farz cemaatle
kılınmaya başlansa, tek başına kılan eğer henüz
secdeye varmamış ise namazı hemen keserek
imama uyar. Cemaate muhalefet görüntüsü vermemek
için böyle davranması müstehap sayılmıştır.
Bu durumda selâm vermesine gerek yoktur. Edeben
sağ tarafa selâm vermesi uygun olur diyen de
vardır.

Tek başına kıldığı namazda secdeye varmış
ise bakılır: Eğer kıldığı namaz sabah ve akşam namazı
ise yine bırakır ve imama uyar. Fakat bunların
ikinci rek‘atı için secdeye varmış ise, artık
bırakmayıp namazı kendisi tamamlar ve selâm verdikten
sonra cemaat devam ediyor bile olsa imama
uymaz. Çünkü imama uyması halinde, imamla birlikte
kılacağı namaz nâfile hükmünde olacaktır.
Halbuki, sabah namazının farzından sonra nâfile
kılınamadığı gibi, üç rek‘atlı bir namaz da nâfile olarak
kılınamaz. Eğer başladığı ve ilk rek‘atın secdesine
vardığı namaz öğle, ikindi ve yatsı namazı
gibi dört rek‘atlı bir farz ise, bu takdirde kıldığı bir
rek‘ata bir rek‘at daha ilâve eder, teşehhütte bulunur,
selâm verip imama uyar. Kendisinin kıldığı iki
rek‘at namaz nâfile olmuş olur.


Böyle bir namazın üçüncü rek‘atında bulunup
da henüz secdesine varmamış ise, hemen ayakta
veya oturarak selâm verip namazdan çıkar, imama
uyar, tek başına kıldığı iki rek‘at, nâfile olmuş olur.
Fakat bu namazın üçüncü rek‘atının secdesini de
yapmış bulunursa, artık bunu tamamlar, farzı yerine
getirmiş olur. Ancak bu namazı öğle veya yatsı
namazı olursa tek başına kıldığı bu farzdan sonra
imama yine uyabilir. İmamla kılacağı namaz nâfile
olur. Fakat bu durumda ikindi namazı olursa imama
uyamaz. Çünkü ikindi namazından sonra nâfile
namaz kılmak mekruhtur. Nâfile bir namaza başlamış
olan kimse, yanında cemaatle namaza başlansa,
bu nâfileyi iki rek‘at olmak üzere kılar,
bundan sonra selâm verip cemaate katılır. Üçüncü
rek‘ata kalkmış ise, onu da dördüncü rek‘at ile tamamlamadıkça
namazını kesmez. Ancak nâfile namaza
başlayan kimse, kılınmaya başlanan bir
cenaze namazını kaçırmaktan korkarsa, nâfile namazı
hemen bırakır, cenaze namazı için imama
uyar, sonra nâfileyi kazâ eder. Çünkü cenaze namazının
telâfi imkânı yoktur.


Cemaatle sabah namazının kılındığını gören
kimse, cemaate yetişeceğini zannederse hemen
sabah namazının sünnetini kılar ve gerek görürse
Sübhâneke ile eûzüyü ve sûre ilâvesini bırakarak
yalnız Fâtiha ile, rükû ve secdelerde de birer tesbih
ile yetinebilir. Bundan sonra imama uyar. Ancak
imama yetişeceği kanaatinde olmazsa sünnete
başlamayıp imama hemen uyar, artık bu sünneti
kazâ da etmez. Eğer sünnete başlamış ise bunu
tamamlar.
Öğle, ikindi ve yatsı namazlarının cemaatle
kılınmaya başladığını gören kimse, bunların sünnetini
kılmadan doğruca imama uyar, sonra öğlenin
dört rek‘at sünnetini kazâ eder. İkindinin sünnetini
ise vaktin kerahati dolayısı ile kazâ edemez. Yatsı
namazının dört rek‘at ilk sünneti, gayr-i müekked
bir sünnet olduğu için dilerse kazâ eder, dilerse
etmez.
 

Mesbûk


İmama namazın başında değil, birinci rek‘atın
rükûundan sonra, ikinci, üçüncü veya dördüncü
rek‘atlarda uyan kimseye mesbûk denir. Son
rek‘atın rükûundan sonra imama uyan kimse bütün
rek‘atları kaçırmış olur.
Mesbûkun hükmü, kaçırdığı yani imamla birlikte
kılamadığı rek‘atları kazâya başladıktan
sonra, tek başına namaz kılan kimse gibidir. Sübhâneke'yi
okur, kıraat için eûzü besmele çeker ve
okumaya başlar. Çünkü bu kimse kıraat bakımından
namazın baş tarafını kazâ etmektedir. Bu durumda
eğer kıraati terk ederse namazı fâsid olur.
Sübhâneke duasını okuma yeri, eğer kılınan
namaz öğle ve ikindi namazı gibi gizli okunan
namaz ise iftitah tekbirinden sonradır. Eğer açıktan
okunan namaz ise ve imam kıraat etmekte iken
yetişmiş ise, sağlam görüşe göre Sübhâneke'yi
okumayıp imamın kıraatini dinler, Sübhâneke'yi
kendi kazâ edeceği rek‘atlarda okur ve tek başına
namaz kılanlarda olduğu gibi Sübhâneke'den
sonra eûzü besmele çeker.

 


MESBÛKLA İLGİLİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ:


Sabah Namazının İkinci
Rekatında İmama Uyan

Sabah namazının ikinci rek‘atında imama
uyan mesbûk, tekbir alıp susar, imam ile birlikte
son oturuşta yalnız Tahiyyât okur, imam
selâm verince kendisi ayağa kalkar, kaçırdığı
ilk rek‘atı kılmaya başlar. Sübhâneke ve eûzü
besmeleden sonra Fâtiha ile bir miktar Kur'an
okur, rükû ve secdelerden sonra oturup, Tahiyyât
ile Salli-bârik ve Rabbenâ âtinâ dualarını
okuyarak selâm verir.

 

Akşam Namazının İkinci
Rekatında İmama Uyan


Akşam namazının ikinci rek‘atında imama
uyan kimse de birinci rek‘at için bu şekilde hareket
eder. Akşam namazının son rek‘atında
imama uyan kimse, Sübhâneke'yi okur,
imamla beraber o rek‘atı kılıp teşehhütte bulunur,
bundan sonra kalkar. Sübhâneke'yi okuyup
eûzü besmele çeker ve Fâtiha ile bir sûre
veya bir miktar âyet okur; rükû ve secdelerden
sonra oturur, sadece Tahiyyât okur, sonra Allahü
ekber diyerek ayağa kalkar, besmele
çekip Fâtiha ile bir sûre veya birkaç âyet okuyarak,
rükû ve secdeleri ve son oturuşu yapar
ve selâm ile namazdan çıkar. Bu durumda üç
defa teşehhütte bulunmuş olur. Bununla birlikte
mesbûk, ikinci rek‘atın sonunda yanılarak
oturmayacak olsa, kendisine sehiv secdesi
gerekmez; çünkü bu rek‘at bir yönüyle birinci
rek‘at mesabesindedir.

 

Dört Rekatlı Namazın Son
Rekatında İmama Uyan


Dört rek‘atlı namazın son rek‘atında imama
uyan kimse imam ile teşehhütte bulunduktan
sonra kalkar, Sübhâneke, Fâtiha ve bir sûre
okuyup oturur ve Tahiyyât okuduktan sonra
kalkar. Geri kalan iki rek‘atı tamamlar.


Dört Rekatlı Namazın Üçüncü
Rekatında İmama Yetişen

Dört rek‘atlı namazın üçüncü rek‘atında
imama yetişen kimse, kendisinin birinci
oturuşunu imamın son oturuşuyla birlikte
yapar, kalkınca ilk iki rek‘atı kaza edeceği için,
kendisi bu ilk iki rek‘atı nasıl kılacak idiyse
öylece kılar.

 


Dört Rekatlı Namazın Son
Rekatında İmama Uyan

Dört rek‘atlı bir namazın ikinci rek‘atında imama
uyan kimse, üç rek‘atı imamla kılmış olur, teşehhüt
okuduktan sonra kalkar, kılamadığı ilk
rek‘atı kılıp oturur ve selâm verir. İmama ilk
rek‘atın rükûunda yetişen kimse, mesbûk değil
müdrik sayılır. Fakat imama rükûdan sonra yetişen
kimse o rek‘atı kaçırmış olur ve mesbûk
durumuna düşer.
Teşehhüt miktarı oturduktan sonra imam daha
selâm vermeden önce mesbûkun ayağa kalkması
mekruh sayılmıştır. Ancak abdestinin veya
vaktin sıkışık olması durumunda mesbûk imamın
selâm vermesinden önce kalkıp namazını
tamamlayabilir.

 

Teşrik Tekbirleri

Ebû Hanîfe'ye göre, tek başına namaz kılan
kimse teşrik tekbirleri ile yükümlü olmadığı
halde, mesbûk kurban bayramında teşrik tekbirlerini
imam ile birlikte alır, daha sonra ayağa
kalkıp kaçırdığı rek‘atları tamamlar.


İmam selâm vermeden önce Tahiyyât'ı okuyup
bitirmiş olan mesbûk, isterse kelime-i şehâdeti
tekrar eder, başka bir görüşe göre ise
susar. En doğrusu Tahiyyât'ı yavaş yavaş okumaktır.

İmam dördüncü rek‘atta oturup yanlışlıkla beşinci
rek‘ata kalksa, mesbûkun namazı bu
kıyam ile fâsit olur. Fakat dördüncü rek‘atta
oturmadan beşinci rek‘ata kalkmış ise, secdeye
varmadıkça mesbûkun namazı bozulmaz.