Şiirler

e-Posta Yazdır PDF

Son Unutuş
Ölümle nişanlı olmak
Verilen söze son nefesle
Son olmak...
Kanadı kırık bir kuş insanlık artık
Suçundan ezikliği
İnsan olan varlık
Dilsiz şeytan misali
Gördüğü yerde cesedi
El değse ölür
El uzatsa cezalandırılır...
Son olsun demek yeter mi
Bu sona yürek yeter mi?
Utanıyorum adınıza
Nefsi ilah insan müsveddeleri
Gömmeyin sakın şehitleri
Gömün kendinizi
Gömün ki
Toprak örtsün saklayamadığınız maskenizi...
Ölüme bir adım kala
Yürür şehit
Yüzünde yaralı tebessüm
Her ana bir zulüm
Biz unuttuk
Şehit unutmadı...
Bugün sen kardeşim
Yarın biz
Unuttukça üzüleceğiz
Sustukça öleceğiz
Bugün Irak
Bugün Gazze
Yarın diğer müslüman
Yani yarın
Yani bize...
Ya sen müslümanım diye tüten ocak
Bilmez misin yalnız bırakılmışlığın
Kaybedilen her bir canın
Hesabı
Kimin defterine yazılacak!...
Halil Atik

Taşlar ve Silahlar...
Dağlar bu hüzün, yürekleri dağlar,
Dile gelse kayalar, dağlar ağlar,
Filistin’de canlar karalar bağlar...
Filistin’de bahtı karalar ağlar..
Baharından çocuk, sonları yaşar,
Çocuk mezarından, kolları taşar,
Vahşetin böylesine, canavar şaşar,
Filistin’de dertli analar ağlar...
Vampir kan içiyor! Azdıkça azar
Mescid-i Aksa’dan kızıl kan sızar
Yastıklar musalla, beşikler mezar...
Filistin’de masum yavrular ağlar...
Miraç hatırası, Ey kutlu toprak!
Henüz doğmadı bizi ayıracak,
Çınar gövdemizdir! Sen dal, ben yaprak...
Filistin’de dallar, yapraklar ağlar
Bir yanda silahlar, bir yanda taşlar,
Tanklar karşısında çatılmış kaşlar,
Kefenler üstüne dökülmüş yaşlar,
Filistin’de canlı cesetler ağlar
Aydın BAŞAR

Yahudi
Sana bir hikâye ben anlatayım,
Hele gel yanıma sor yavaş yavaş,
Maziyi şöyle bir hatırlatayım,
Sokul da yanıma sor yavaş yavaş.
Sine-i tarihte neler var hele,
Küçücük bir çöple şöyle deşele,
Taa ucu dayanır Agop Mişel’e,
Gerisini artık sor yavaş yavaş.
Kan ağlıyor dünya hele ülkem ki,
Her gün beş on yirmi ölü verir ki,
Bunlar senin amcan benim dayım ki,
Fitne kavuruyor uf yavaş yavaş.
Zafenat, Panaeh, Süleyman, Davut,
Çizmişti onlara belli bir hudut,
Onlar tutturdular hem Arz-ı Mevud,
Talmut yürürlükte gör yavaş yavaş.
Otuz sene evvel girerken Marta,
Dağıttılar dört bir yana harita,
Salaman hududu Nil’den Fırat’a,
Gündemde Türkiye bil yavaş yavaş.
Demişti bir zaman Teodor Hertz el,
Dünyayı tutacak iki çelik el,
Ezecek emecek Jozefle Gomel,
İki dev vuruyor bak yavaş yavaş.
Ateist masonluk O’nun bir kolu,
Kapmış köşe başı kestirmiş yolu,
Oynatır perdede sağı ve solu,
Çağırır uzaktan gel yavaş yavaş.
Haraç memurudur O’nun İMF,
Soyar milletleri tıkar bir defe,
Sonunda ah başlar bela gergefe,
Maliye önünde dur yavaş yavaş.
Önünde duruyor cihan atlası,
Kutuptan kutuba gitti oltası,
Beyninde zonkladı atom bombası,
Japonya devrildi vah yavaş yavaş.
Telaviv, Waşington, Varşova ili,
Bermuda üçgeni ölüm pergeli,
İstersen sen bana deki vay deli
Güneşe başladı göç yavaş yavaş.
Kitabı Talmut’tur Rabbi Yehova,
Ezelde kendine biçmiş bir paha,
Güya biz hayvanız onlarsa deha,
İnsanlık kölesi duy yavaş yavaş.
Kalbi taştır O’nun gözü yaşarmaz,
Ahde vefa bilmez hukuka bakmaz,
Çiğner her ölçüyü sınır tanımaz,
Düşmanını artık gör yavaş yavaş.
İşte Filistin’de sönen ocaklar,
Kesilen kafalar kopan bacaklar,
Dünyayı görmeden ölen çocuklar,
Mazluma gözyaşı dök yavaş yavaş.
Versin velveleyi boğsun avaza,
Mişon dümbeleğe Salamon saza,
İnecek yakındır belayı kaza,
Beşer kurtulacak eh yavaş yavaş.
Sebahattin TÜZÜN

Daralan Vakitler
Yanakları¸ saçları¸ gözleri yanmış¸
Zehirli gaz bombaları
Yılan gibi sokmuş¸ yalamış gövdelerini
Ağızları¸ küçücük dilleri yanmış
Bütün Beyrut sapsarı kalmış
Sanki ağlamak imkansız
Başları
Paletlerle ezilmiş babaları¸
Yahudi doğramış analarını¸
Binlerce çocuk topların¸ betonların altında.
Beyrut'un gözyaşları şimdi¸
Kudüs'ün yanıbaşında¸
Müslümanlarsa uzakta¸
Sanki başka¸
Gelinmez bir dünyada.
Acın¸ bir vadi¸
Zehirli çiçekler¸ bir ova gibi karşımda.
Gözüm baksın sadece¸
Ayrıntıları¸
Kıvrılıp kırılmış bilekleri¸
Kemikten yakılmış etleri¸
Kuma serilmiş cesetleri¸
Büyük ajansların yaydığı resimleri¸
Bir seyirci gibi görsün dursun¸
Bir kadın gibi ağlasın..
Beyrut yengeç kıskacında¸
Çoğu Müslüman kafir yanında¸
Yaslanmış yastıklara sonunu beklerler
filmin.
Sen Filistin¸ hokkaları doldur kanla¸
Şairler eğer ahın varken
Uzanırlarsa tomurcuklara güllere
Herbiri kanlı bir ateş gibi korku
Bir azar¸ bir şamar olsun.
Filistin¸ sen işine bak¸ kar toprağını¸
Yoğur gazabını Yaradanın..
Bu ateş bulutu hangi kavmin üzerinde?
Çam ormanlarının salınışında¸
Kuşların cıvıldayışında¸
Otların serin tenlerinde.
Eğer varsan bakıp görmeye
Şeffaf perdenin az ötesini¸
Bir ateş bulutu var en bildik yerde¸
En emin yerde.
Ve bak¸ asıl ölen yaylalar¸ villalar¸ tok
karınlar
Hissiz dudaklar¸ gayretsiz kalpler¸
Asla değil kavruk çölde yatan kadavralar.
Farzet körsün¸ olabilir¸
Elele tut¸
Taş al ve at¸
Kafiri bulur.
Hani ceylanların¸
Hani cihat marşın?
Bir yumruk harbinden nasıl kaçtın?
En arka safta bile kalmadın¸
Cengi attın¸ dünyaya daldın¸
Tezeğe konan sinekler gibi.
Dönüyor burgaç¸
Dünya üstten¸ yanlardan daralıyor.
Ovalardan¸
Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi¸
Bir gün ister istemez¸
Karşısında olacaksın kaçtıklarının.
Dua et¸
O gün henüz mahşer olmasın...
Cahit Zarifoğlu