Huzuru Sağlamada Kardeşliğin Rolü

e-Posta Yazdır PDF

1. Kardeşliği bilmek
    a) Kime kardeş denir?
    b) Kardeşliğin çeşitleri
    c) Gerçek kardeş kim?
    d) Kardeşliğin değerini bilmek
2. Kardeşlerin birbirlerine karşı hakları ve görevlerine dikkat etmek
3. Kardeşlerin huzuru için küsleri barıştırmak

Eğer mü’min olarak bizler, kardeşliğin kıymetini bilir, birbirimize karşı hak ve görevleri yerine getirirsek ve küs olunca da küsler hemen barıştırılırsa huzur sağlanır.

1. Kardeşliği Bilmek

a) Kime kardeş denir?
Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de, “mü’minler kardeştir”  buyurmuştur. Demek ki İslam’da kardeş deyince din kardeşliği akla gelir. Din İslam olunca; İslam inancında olan yani mü’min olan herkes kardeştir.

İslam’a göre mü’min, Allah Teâlâ’ya, Hz. Peygamber (s.a.s.)’e ve Hz. Peygamber’in getirdiğini kalbiyle kesin olarak kabul edip tasdik eden ve tasdikini diliyle de ikrar eden mü’mindir. Kalbiyle tasdik, diliyle ikrar ve bedeniyle amel eden kimse kâmil mü’mindir.

b) Kardeşliğin çeşitleri
İki türlü kardeş vardır: Din kardeşi ve insan kardeşi. Din kardeşi, mü’minler; insan kardeşi gayr-i Müslimlerdir.

Din kardeşi olan mü’minlere, kendimiz için istediğimiz bütün güzellikleri din kardeşlerimiz için de isteyeceğiz. Kendimiz için istediğimiz imanı, insan kardeşlerimiz olan kâfirler için de isteyeceğiz. Çünkü küfre rıza, küfür olduğu için, kâfirlerin küfürde kalmalarına rıza göstermeyip onların hidayete gelmeleri için, dilimizle, halimizle ve iyiliğimizle gayret edeceğiz. Kâfir olan kardeş için bu kadar hassas olduğumuz gibi daha çok hassas olmamız gereken din kardeşlerimize daha iyi davranmamızdır. Bu konuda şu hadîs-i şerîf dinin dört umde hadisinden birisidir:

“Sizden biriniz kendisi için sevdiği şeyi kardeşi için de sevmedikçe iman etmiş olmaz.”

c) Gerçek kardeş kim?
İyilik edene de kötülük edene de iyilik eden; alaka kesenle alaka kuran, gitmeyene giden kişidir.

“Senin gerçek kardeşin, daima yanında bulunan ve sana faydalı olmak için zarara katlanan, zamanın felaket ve musibetleri ile karşılaştığın zaman ne pahasına olursa olsun yardımına koşandır.”Hz. Ali (r.a.)“Sana darılınca yalan ithamda bulunan, senin kardeşin sayılmaz.”Fudayl b. Iyaz (rh.a.)“Üç şey üç şeysiz bilinmez: Hilim, öfke anında, şecaat harp meydanında, kardeşlik ise ihtiyaç anında bilinir.” İmam Gazalî (rh.a.)

d) Kardeşliğin değerini bilmek
Gerçek kardeşlik, dünya ve ahiret mutluluğu demektir. Çünkü gerçek kardeş, kardeşinin dünya ve ahiret huzuru için gayret gösterir. Dünyada kardeş, kardeşi için fedakârlık yapar, âhirette de Kıyamet günü dostluk eder de kardeşinin cehenneme gitmesine engel olmak için sevabını bile verir ve cennete gitmesine gayret eder. İşte bununla ilgili şu âyette Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Muttakiler dışında dünyadaki bütün dostlar, o gün birbirine düşmandır.”

“Kendini kardeşinle iyi geçinmeye hazırla. O kestiği zaman sen bağla; o yüzünü çevirince, sen lütuf ve yakınlık et.”Hz. Ali  (r.a.) “Dost edinin, onlar sizin için dünya ve âhiret sermayesidir.” Hz. Ali (r.a.)

2. Kardeşlerin Birbirlerine Karşı Hakları ve Görevlerine Dikkat Etmek

a) Birbirleri üzerindeki haklara riayet ederler
Hz. Peygamber (s.a.s.), mü’minlerin birbirlerine karşı hakları konusunda şöyle buyurmaktadır:
“Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selam almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak, davete icabet etmek, hapşırıp (elhamdü lillâh diyene) yerhamükellâh demek.” 

Başka bir hadiste de altı olduğu belirtilmiştir. Şöyle ki:
1. Selâm vermek,
2. Davete icâbet etmek,
3. Nasihat etmek,
4. Hapşırana yerhamükellâh demek,  e) Hastayı ziyaret etmek,  
5. Cenazeyi uğurlamak.

b) Mü’minler birbirlerini Allah için severler
Müslümanları birbirine bağlayan manevî bağın temeli imandır. İmanın tadını almanın şartlarından birisi de birbirlerini Allah için sevmeleridir. İşte bu konuda Hz. Peygamber:

“Üç özellik vardır ki, bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar: Allah ve Rasûlünü (bu ikisinden başka) herkesten fazla sevmek, sevdiğini Allah için sevmek, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi kerih görmektir” buyurmuştur.
Başka bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuştur:
“Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.”
“Gerçek sevgi, iyilik gördüğünde artmayan; kötülük gördüğünde da eksilmeyendir.
Yahya b. Muaz(r.a)
“Her şeyin bir tartısı vardır. Sevginin tartısı fedakârlıktır. Fedâkârlık etmeyenin sevgisine inanılmaz.” Abdulazîz Bekkine Hz.leri

c) Kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmek, sevmediğini kardeşi için de sevmemek.
Hz. Peygamber (s.a.s.) şu iki hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz kendisi için sevdiği şeyi kardeşi için de sevmedikçe iman etmiş olmaz.”  “Mü’min için mü’min, birbirini perçinleyen duvar gibidir” 

d) Müslüman, kardeşin başına gelene üzülür:
Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerini acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir organı hastalanınca diğer organlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”

 Hz. Peygamber (s.a.s.) Buhârî’nin Edebü’l-Müfred’inde:“İlk hatanın ayırdığı iki kimse birbirlerini Allah için sevmemişlerdir” buyurmuştur.

 “Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol sen,
Öyle mazlum yolda kalsa, hemdem ol sen.
Mahşer günü dergâhıma mahrem ol sen,
Ben-sen diyen kimselerden geçtim işte.”

Ahmed Yesevî “Kendini kardeşinle iyi geçinmeye hazırla. O kestiği zaman sen bağla; o yüzünü çevirince, sen lütûf ve yakınlık et.”    Hz. Ali (r.a.)

e) Kardeşlerin ayıbını değil kendi ayıbını görür, kardeşlerin ayıbını ise örter:
Müslüman kardeşin ayıbını araştırmak değil örtmek gerekir. Ayıbı örten hakkında Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Kim bir müslümanın ayıbını örterse Allah da o kimsenin dünya ve âhiretteki ayıplarını örter.” 

f) Güleryüzlü olmaya dikkat eder:
Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:“Din kardeşini güleryüzle karşılamaktan ibaret bile olsa hiçbir iyiliği küçümseme!”

Başka bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:“Din kardeşinin yüzüne gülümsemen sadakadır.”
Diğer bir hadiste de şöyle buyurulmaktadır:“Her ma’rûf sadakadır, din kardeşini güleryüzle karşılaman da ma’rûftandır.”

Başka şu iki hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuştur:“Allah Teâlâ mülayim huylu ve güler yüzlü kimseyi sever”  “Şüphe yok ki sizin bütün insanlara mal vermeye gücünüz yetmez, fakat onlara güler yüzünüz ve güzel ahlâkınız şâmil olmalıdır” 

g) Kardeşlerini ziyaret eder:
Muaz b. Cebel (r.a.), Rasûlullah (s.a.s.) Efendimizi şöyle buyururken işittim diyor:“Allah Teâlâ buyuruyor ki, ‘sırf benim rızam için birbirini seven, benim rızam için bir arada oturan, benim rızam uğrunda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızam için birbirlerine varlıklarını adayanlar, benim sevgimi hak ederler.”
Şu iki hadiste de ziyaret âdâbını şöyle buyurarak öğretiyor:  “Arasıra ziyaret et ki sevgi artsın!..”  “Allah için ziyaret et! Zira kim Allah için (bir kardeşini) ziyaret ederse yetmiş bin melek ona (yerine dönünceye kadar ikram ve değer vermek için) eşlik ederler.”

Ziyaretle ilgili belli âdâba uymak gereklidir: İzin, gidiş, eve giriş, evde oturuş, giyilen elbise, konuşma vs.

h) Hataları bağışlamaya gayret eder:
İnsanın hata edebileceği gerçeği herkes için geçerlidir. Sadece bizim için değil karşıdaki insanlar için de geçerlidir. Suç işleyen insan affedilmeye layık olmasa bile kişi kendisini affetmeye layık görmeli de affetmelidir. Af, hem insanın kendisini hem de karşıdakini kazandırır. Af, suçu ve suçluyu artırmadıkça tercih edilen bir değerdir. Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:“Rabbiniz tarafından bir mağfirete, genişliği göklerle yer kadar olan ve muttakiler için hazırlanmış olan bir cennete doğru yarışırcasına koşuşun! O muttakîler ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever.”

“Bî şâibe insan arayan dünyada Matlubuna ancak kavuşur rüyada” Ferit Kam

 “Her şey incelikten, yalnız insanlar kabalıktan kırılırlar.”İbrahim Olcaytu

“Kötü insanlar, yeryüzüne serpilmiş bir avuç iyi insanı sınamaya yararlar.” Voltaire

Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled’e, “Size kötülük ediyorlar sen iyilik ediyorsun, sana zulmediyorlar sen affediyorsun, senden alakayı kesiyorlar sen ise onlardan alakayı hiç kesmiyorsun neden böyle yapıyorsun?” diye sorduklarında onlara: “Benimle onlar arasında fark olmasın mı?” diye cevap veriyor.

İnsanı yanlışlığa ve kötülüğe iten kişinin nefsidir. Kişinin nefsi kişinin köpeğine benzer. Nasıl ki kişinin köpeğinin yaptığı yanlışlıktan dolayı o kimseye hakaret edilmeyip affedilirse biz de o kimseyi affetmeliyiz. Ancak, köpeğine sahip ol denir. Şu da bir gerçektir ki dostun köpeğinin bile hatırı vardır denir. Nasıl ki o köpeğe dostundan dolayı iyilik edilirse sahibine ise daha fazla iyilik edilmelidir. O kardeşe nefsinden dolayı kızmayıp affetmeliyiz.

Kötülüğü iyilikle yok etmenin çaresi hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:“İyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işiten, bilendir.”

i) Büyüklere hürmet ve küçüklere merhamet eder:

Bu konuda şu üç hadîs-i şerîfte Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:“Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimizin hakkını bilmeyen bizden değildir.”

“Saçı sakalı ağarmış müslümana, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’ân hâfızına ve âdil devlet başkanına saygı göstermek, Allah Teâlâ’ya duyulan saygıdandır.”
“Bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara ikram (ve hürmet) ederse Allah da o kimseye onun yaşına geldiğinde ikram (ve hürmet) edecek kimseyi (halk ve) takdir eder.” 

 k) Kimseye eziyet etmez, eziyetlere tahammül eder, elin ve dilin eziyetlerinden sakınır:

Şu iki hadîs-i şerîfte Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Dilinden ve elinden Müslümanların emniyette olduğu kimsedir.”

“Dilini tutan kurtuldu.”
“Şu zamanda insanların kardeşliği, aşçının çorbasına benzedi; kokusu güzel, fakat tadı yok.” Malikb.Dinar(rh.a.)
“İnsan şişirilmiş tulum gibidir, ağzı açılınca söner.” Kaşgarlı Mahmud


3. Kardeşlerin huzuru için küsleri barıştırmak
Küs olanları barıştırmak, küs olmayan diğer müslümanlara Allah Teâlâ’nın yüklediği bir emirdir. Allah Teâlâ şu üç âyet-i kerîmede şöyle buyurmuştur:“Bir sadaka vermeyi veya bir iyilik yapmayı yahut insanlar arasını ıslâh etmeyi emredeninkinden başka, onların gizli konuşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Kim, bunları Allah’ın rızasını gözeterek yaparsa Biz o kimseye büyük bir mükâfat vereceğiz.”
 
“Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle çarpışırlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever.”

Bu âyet-i kerîme, iki müslüman cemaat veya iki kabile veyahut iki devlet birbirleriyle harp ederlerse aralarını bulacak, savaşı durduracak, gerekirse barışa mecbur edecek İslam Natosunun olmasını emreden bir âyettir. Birbirleriyle harp edenler bile barıştırılmaları emredilince iki küs olan müslümanın elbette ki barıştırılması daha kolay ve elzemdir.“Müminler sadece kardeştirler. O halde (ihtilaf eden) kardeşlerinizin arasını düzeltin. (Özellikle bu konuda) Allah’tan korkun ki O’nun merhametine nail olasınız.”  

Mü’minler, birbirlerine merhamet edecekler ki Allah da onlara merhamet etsin. Küsleri barıştırmak da yani aralarını düzeltmek de en önemli bir merhamet sebebidir.

Hz. Peygamber (s.a.s.), şu iki hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuştur: “Her pazartesi ve Perşembe günü ameller Allah’a arz olunur. Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında Allah’a şirk koşmayan her kula günahları bağışlanır. (Meleklere) siz şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar tehir edin, buyurulur.”

Birbirleriyle barışmayanlar, barışmadıkları müddetçe, Allah’a şirk koşanlar gibi af kapsamı dışı muamele görecek kimseler demektir.“Kim, din kardeşini bir yıl terk edip küserse, bu onun kanını dökmek gibidir.”

Hz. Peygamber (s.a.s.), bir gün sahabeye: “- Oruç, namaz ve sadakadan daha üstün olan bir şeyi haber vereyim mi?” buyurdu. Sahabe evet haber ver dediler.

Hz. Peygamber (s.a.s.):  “İki kişinin arasını bulmaktır. İki kişinin arasının bozuk olması (dini kökünden) kazır” buyurdu.

http://www.musellem.net/islam-gencliginin-suur-kalesini-icten-yikan-bir-mulhid-ali-seriati/ alıntıdır.

Dipnotlar
1- Hucurât sûresi (49), 10.  2- Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71-72; Tirmizî, Kıyâmet, 59; Nesâî, Îmân, 19, 33; İbn Mâce, Mukaddime, 9.  3- Zuhruf sûresi (43), 67.   4- Buhârî, Cenâiz, 2; Müslim, Selâm, 4; İbn Mâce, Cenâiz, 1.  5-  Buhârî, Îmân, 9, 14, İkrâh, 1, Edeb, 42; Müslim, Îmân, 67; Tirmizî, Îmân, 10.  6-  Ebû Dâvûd, Sünnet, 3; Ahmed, V, 146.  7- Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71-72; Tirmizî, Kıyâmet, 59; Nesâî, Îmân, 19, 33; İbn Mâce, Mukaddime, 9.   8- Müslim, Birr, 65; Buhârî, Salât, 88, Mezâlim, 5; Tirmizî, Birr, 18; Nesâî, Zekât, 67; Ahmed, IV, 404, 405,  9- Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66.  10- Müslim, Zikir, 38; İbn Mâce, Mukaddime, 17.  11- Müslim, Birr, 144; Tirmizî, Et’ıme, 30, Birr, 45; Ebû Dâvûd, Libâs, 24.  12- Tirmizî, Birr, 36.  13- Tirmizî, Birr, 45.  14- Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, II, 195. (1939, Mısır.)   15- Davudoğlu, Ahmed, Bülûğu’l-Merâm Tercüme ve Şerhi, IV, 434. Hadis no: 1326.  16- Muvatta, Şa’r, 16. 17- Münâvî, a.g.e., IV, 62; Münzirî, et-Terğîbu ve’t-Terhîb, V, 48. 18- Münâvî,  a.g.e. , IV, 63.  19- Âl-i Imrân sûresi (3), 133-134.  20- Fussılet sûresi (41), 33-36.  21- Ebû Dâvûd, Edeb, 66; Tirmizî, Birr, 15.  22- Ebû Dâvûd, Edeb, Edeb, 23.    23- Tirmizî, Birr, 75.24- Buhârî, Îmân, 4, 5, Rikâk, 26; Müslim, Îmân, 64, 65; Ebû Dâvûd, Cihâd, 2; Tirmizî, Kıyâmet, 52, Îmân, 12;  Nesâî, Îmân, 8, 9, 11  25- Tirmizî, Kıyâmet, 50. 26- Nisâ sûresi (4), 114. 27-  Hucurât sûresi (49), 9. 28- Hucurât sûresi (49), 10. 29-  Müslim, Birr, 36; Ebû dâvûd, Edeb,55. 30- Ebû Dâvûd, Edeb, 55. 31- Ebû Dâvûd, Edeb, 58; Tirmizî, Kıyâmet, 57, H. No: 2511.