Virdlerdeki Fazilet ve Müjdeler -17

e-Posta Yazdır PDF

Hz. İbni Abbas (radiyallahu anhüma)’dan rivayete göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Herkim her namazın peşine Rûm suresi 17,18,19. Ayetleriyle Sâffât suresinin son üç ayetini:

“Artık akşamladığınız vakit ve sabahladığınız vakit Allah Teâlâ›ya tesbihte bulunun. Ve Hamd, göklerde ve yerde o›na mahsustur. Gündüzün nihayetinde ve öğle vaktine vardığınızda da Allah Teâlâ›ya tesbihte bulunun. Allah Ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır ve yeri ölümünden sonra diriltir ve işte siz de öylece çıkarılacaksınız.” (Rûm 30/17-19) Senin (kudret ve azameti her şeyin üstünde bulunan) o izzet sahibi Rabbin, onların isnad ettikleri vasıflardan münezzehtir. Ve Selâm (Dünyevi ve uhrevî selâmet ve saadet) Peygamberlerin üzerinedir. Ve hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (Sâffât 37/180-182) okursa, onun için, semadaki yıldızlar, yağmurların damlaları, ağaçların yaprakları ve yeryüzünün toprağı adedince hasene (iyilik) yazılır. Öldüğü zaman da kabrinde (okumuş olduğu bu ayetlerin) her bir harfine mukabil ona on hasene verilir.”1


Aynı şekilde İbni Abbas (radiyallahu anhüma)’dan rivayete göre Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Her kim sabahladığında Rûm suresinin bu üç ayetini okursa o gün içerisinde (nafile ibadetlerden) kaçırmış olduğu şeyleri idrak etmiş (onları yapmış gibi) kabul edilir, her kim de akşamladığında okursa o gece içerisinde (nafile ibadetlerden) kaçırmış olduğu şeyleri idrak etmiş (onları yapmış gibi) kabul edilir.”2


Seyyid Ahmed er-Rufai hazretleri dervişlere sabah akşam bu ayeti kerimeleri okumalarını emreder ve şöyle buyururdu: “Bu virdi okuyana sayılamayacak derecede ecir, sınırsız ve adetsiz fazilet vardır. Bu vird, hiç şüphesiz İbrahim (aleyhisselam)’ın virdidir.”

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Kim, her namazın peşine üç defa:

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ﴿١٨٠﴾ وَسَلَامٌ عَلٰى الْمُرْسَل۪ينَ ﴿١٨١﴾ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿١٨٢﴾ (erek çü)

derse, (kılmış olduğu o namazın) ecir ve mükafatını en bol ölçekle tartarak (almış) olur.”3


1. en-Nesefî, Medârik’üt-Tenzîl, 2/693, Âyet: Rûm 17-19.

2. en-Nesefî, Medârik’üt-Tenzîl, 2/693, Âyet: Rûm 17-19; Süyûtî, ed-Dürru’l-Mensûr 5/296.

3. Süyûtî, Câmi‘ul e-Hâdîs, 7/302, nr. 22584.