Tesettürün En Hayırlısı Kişiyi Allah’ın Gazabından Koruyanıdır

e-Posta Yazdır PDF

Nüzul Sırasına Göre Tesettür (Örtünme) İle İlgili Ayetlerin Sıralanışı


A. Örtünme ile İlgili Mekkî Ayetler

İçkinin yasaklanması, faizin yasaklanması, vb. diğer birçok emir veya yasağın son halini bulması Kur’an’ın nüzul süreci içinde belli bir süreye yayılmıştır. Aynı şekilde örtünme emrinin de son halini alması Kur’an’ın nüzul süreci içinde tedrici bir şekilde olmuştur:


Kur’an’ı Kerim’de örtünme emrinin aşamaları ve ilgili ayetler:

a- A’raf sûresi, 11-31. Ayetler:

Meal

Andolsun sizi yarattık; sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, “Âdem’e secde edin” diye emrettik. İblis’in dışındakiler secde ettiler. O secde edenler arasında yer almadı. Allah buyurdu: “Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?” İblis, “Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın” dedi. Allah, “Öyle ise in oradan! Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! Artık sen aşağılıklardansın!” buyurdu. İblis, “Bana insanların yeniden diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi. Allah, “Haydi, sen mühlet verilenlerdensin” buyurdu. İblis dedi ki: “Bundan böyle benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın. “Allah buyurdu: “Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım!” Buyuruldu ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz şeyden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın! Sonra zalimlerden olursunuz.” Derken şeytan, kapalı olan avret yerlerini birbirine göstermek için onlara fısıldayıp kafalarını karıştırdı ve “Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedî yaşayanlardan olursunuz diye yasakladı” dedi. Onlara, “Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim” diye de yemin etti. Böylece ikisini de ayartmış oldu. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylemedim mi?” diye seslendi. Dediler ki: “Ey rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz!” Allah, “Birbirinize düşman olmak üzere inin! Sizin için yeryüzünde bir süreye kadar yerleşme ve faydalanma vardır” buyurdu; “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan diriltilip çıkarılacaksınız” dedi. Ey Âdem oğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise yarattık. Takva elbisesi, işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar. Ey Âdemoğulları! Şeytan, anne babanızı ayıp yerlerini birbirine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları inanmayanların yoldaşları yaptık. Onlar bir kötülük yaptıkları zaman “Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Allah kötülüğü emretmez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O’na çevirin, kendisine içten bir inanç ve bağlılıkla O’na yalvarın! İlkin sizi yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.” O, bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapkınlığa müstahak oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar. Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin, yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez. (31) 


Bu ayetler içerisinden direk örtünme ile ilgili olan ayetleri aralarından seçip çıkarma suretiyle vermedim; bu ayetlerin içinde geçtiği bağlam içinde vermeyi, bu ayetlerden çıkarılacak sonsuz mesajlar arasından aşağıdaki mesajları paylaşmak için daha uygun gördüm:


1- İblis insanı doğru yoldan alıkoymak için yemin etmiştir.

2- Allah’ın doğru yolunun üzerine oturup yani İslam dininin üzerine oturup insanların onu yani doğru yolu yol edinerek Allah’ın rızasına ulaşmasına engel olmayı en etkili yöntem olarak seçmiştir.

3- Hedefine ulaşmak için ısrarcı olacağını belirtmiş, insanların sağından, solundan, önünden arkadaşından yaklaşarak onları Allah’ın doğru yolundan saptırmak için her bir imkânı kullanacağına yemin etmiştir.

4- Bu yöntemi de ilk olarak ilk insan olan Hz. Âdem (as) ve Havva annemizde denemiş ve başarılı olmuştur.

5- Hz. Âdem (as) ve Havva’dan gerçek niyetini gizleyerek onlara yalan söylemiştir. Onların sahip oldukları ebedi cennete kalma arzuları için Allah’ın gerçek yoluna zıt bir yol önermiştir. Halbuki onların cennette kalmaları Allah’ın onlara emrettiği: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz şeyden yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın!” emrine itaat etmekle mümkündü. Bu gerçeği bildiği halde içinde onlara beslediği kin ve nefreti yalan yere yaptığı bir yeminle gizlemiş kendini onların dostu gibi göstererek, Allah’ın emrine zıt bir davranışı onlara olanca gücüyle güzel göstermiş, onların dinlerini, güvenlerini istismar ederek hataya düşmelerine rehberlik etmiştir. 

6- İnsanoğluna İblis’in ilk kurduğu tuzağın sonucunun insan oğlundan cennet elbiselerinin sıyrılıp avret yerlerinin görülmesine sebep olacak bir hata olmasında ve Kur’an’ı Kerim’de de bunun apaçık bir şekilde anlatılmasında her işini hikmetine uygun olarak yapan Hakîm olan Allah Teâlâ’yı tanıyanlar için önemli mesajlar vardır. İnsanoğlu ve İblis arasındaki en ciddi mücadelenin bu alanda geçeceğine, insanı, Allah’ın rahmetinden uzaklaştırmak amacıyla onu tesettürsüz bir hale getirmenin iblis ve yardımcılarının en önemli hedeflerinden biri olduğuna yönelik çok ciddi ipuçları vardır. 

7- İblis’in kışkırtmasına kapılarak Allah’ın yasağını çiğneyen Âdem (as) ve Havva annemiz birbirinin mahrem yerlerini gördüler ve hemen yapraklarla kapatmaya gayret ettiler. Şeytanın Âdem (as) ve Havva annemizi vesveseyle kandırması onun insanlığa ilk kötülüğü, onların yasak meyveyi yemeleri de insanlığın ilk günahı oldu. Âdem (as) ve Havva annemizin, mahrem yerleri açılınca herhangi bir telkin altında kalmadan hemen örtmeye girişmeleri insanda haya duygusunun fıtrattan geldiğinin, çıplaklığın ve vücudun belli yerlerini teşhir etmenin insandaki doğal ahlâk duygusuna aykırı olduğunun kanıtıdır.

8- Âdem (as) ve Havva annemizin Rabbimizin onlara “Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylemedim mi?” diye seslenmesi üzerine: “Ey rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz!” şeklinde tevazu ile günahlarını itiraf etmeleri ve kendi nefislerini suçlu bulmaları, Rabbine karşı kibirlenerek İblis’in “Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın” demesiyle karşılaştırıldığında:

a) İnsanların tevazu ile suçunu kabul edip bağışlanma ve rahmet dilemesi sonucu cennete tekrar girme haklarını korumasını,

b) İblis’in ise kendi görüşünü Allah’’ın görüşünün üstünde tutup kibri ve kendini beğenmesiyle ebediyen cennetten kovulması ile oraya tekrar girme hakkını kaybetmesini görürüz.

9- “Ey Âdem oğulları! Size mahrem yerlerinizi örtecek giysi, süsleneceğiniz elbise yarattık. Takva elbisesi, işte o daha hayırlıdır.” İlahi buyruğunda elbisenin üç işlevinden bahsedilmiştir:

a) İnsanın ayıp yerlerini örtmesi,

b) İnsana şıklık kazandırması, insanı süslemesi,

c) İnsanı Allah’ın gazabından koruması.


Elbisenin bu üç işlevinden kişiyi Allah’ın gazabından koruyanının daha hayırlı olduğuna vurgu yapılmış ayrıca burada giyinme konusunda ileride gelecek emirlere işaret edilmiş ve bu emirleri yerine getirmeyenlerin Allah’ın azabına uğrayacağına dair imada bulunulmuştur. 

10-  “Ey Âdemoğulları! Şeytan, anne babanızı ayıp yerlerini birbirine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın.” İlahi buyruğunda da şu iki şey çok açıktır:

a) Kişinin ayıp yerlerini örtme imkânı varken açması, örtmemesi olayı Şeytanın insana telkin ettiği bir davranıştır.

b) Allah’ın rızasını kazanıp cennete girmek ve orada kalmak ile örtünme arasında sıkı bir ilişkinin olduğu gerçeği.

11- “Allah kötülüğü emretmez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” De ki: “Rabbim adaleti emretti.” Buyruğunda ise:

a) Avret yerlerini açmanın bir kötülük olduğuna, böyle bir kötülüğü Allah’ın emretmeyeceğine işaret vardır.

b) Allah’ın ancak adaleti, konumuzla ilgili olarak değerlendirirsek avret yerlerini örtmeyi emrettiğine bir vurgu vardır.

12- “O, bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapkınlığa müstahak oldu. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.” İlahi buyruğunda ise:

a) Örtünmeyi Allah için yapanların doğru yolda olduklarına,

b) Örtünmeyi terk edenlerin bu konuda şeytanın sözüne uyduklarına ve onları dost edindiklerine, böyle olmalarına rağmen kendilerinin bu durumunu doğru yol olarak sandıklarına işaret edilmiştir.

13- “Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin, yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” İlahi buyruğunda ise:

a) Namazlarımızda örtünmenin gerekliliğine, bu örtünme için seçeceğimiz elbiselerin temiz ve güzel olması emredilmiştir.

b) Her konuda olduğu giyme ve yeme konusunda da sınırları aşmamak gerektiği bildirilmiştir.

Görüldüğü gibi bu ayetlerde bir taraftan örtünmenin Allah Teâlâ’nın bir emri olduğu, O’nun insanın örtünmesinde hoşnut olacağı, insan fıtratının örtünmeye uygun yaratıldığı, örtünme ile kişinin kendisini Allah’ın gazabından koruyacağı gibi örtünmenin önemi ve Allah Teâlâ’nın katındaki değeri hakkında mesajlar verilmiştir. Diğer taraftan ise örtünmenin zıttı olan avret yerlerinin açılmasının Şeytanın istediği bir eylem olduğu, insanları bunu şeytanın emrettiği, örtünmeyi terk etmekle şeytanın dost edinme arasında doğrudan bir irtibat bulunduğu gibi örtünmeyi terk edenleri uyaran mesajlar verilmiştir. 


Bu mesajlarla inanan insanın zihni örtünmeye hazırlanmıştır. Bu hazırlama yönteminde insanlara örtünme emrini izah etmeye çalışan kimselere, aile fertlerine örtünme konusunda bilinç kazandırmak isteyen aile reislerine ve her bir Müslüman ciddi dersler vardır.


b- Nahl sûresi, 81. Ayet

“Yine Allah, yarattığı şeylerden sizin için gölgelikler yaptı, dağlarda size sığınaklar yarattı; size sıcağa karşı kendinizi koruyacak elbiseler, mâruz kalabileceğiniz düşman gücünden sizi koruyacak zırhlar yapma imkânı bahşetti. İşte Allah, teslimiyet gösteresiniz diye size nimetini böyle eksiksiz vermektedir.”  (Nahl; 81)

 

Yüce Allah’ın: “Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler” buyruğu ile kastedilenler, giyilen gömleklerdir. “Kendi kuvvetinizden koruyacak zırhlar” buyruğunda ise, savaşta insanları koruyan zırhları kastetmektedir.


Bu ayette, insanın karşılaştığı nimetleri Allah’ın adıyla nasıl okuyup O’na teslim olacağına yönelik güzel bir örneklik vardır. Soğukta güneşin ısısının sıcakta gölgenin serinliğinin, elbisenin sıcak ve soğuktan koruyucu olarak insana verilmiş olmasının, yine düşman karşısında savunmaya yönelik zırhların insana öğretilmiş olmasının insan yaşamının devamı için önemini kavrayan insan bunlara veren Rabbine şükreder ve O’na inanır, güvenir ve teslim olur. Bütün burada sayılan ve sayılmayan birçok nimeti doğru anlamlandıran insan bütün bu nimetlerden onları kendisine bahşeden Allah’ı memnun edecek şekilde yararlanır.


B. Örtünme ile İlgili Medenî Ayetler

a- Ahzab sûresi, 32-33. Ayetler

Meal

Ey peygamber hanımları! Kendinizi kötülüklerden korumanız şartıyla, siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Bu sebeple sözü yumuşatarak söylemeyin, sonra kalbi çürük olan umuda kapılır, sizden beklendiği şekilde konuşun. Evlerinizde oturun ve daha önce Câhiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın, namazı güzelce kılın, zekâtı verin, Allah’a ve resulüne itaat edin. Ey peygamber ailesi! Allah’ın istediği, sizden kirliliği gidermek ve sizi tertemiz kılmaktan ibarettir. 

 Ayette öncelikle peygamber hanımlarına hitap edildiği görülüyor. Ayrıca Allah’ın razı olacağı bir kadının öncelikle hangi davranışlardan sakınması gerektiğine de işaret vardır.


b- Ahzab sûresi, 53. Ayet

“Ey iman edenler! Peygamberin evine size yemek için izin verilmediği vakit asla girmeyin, fakat çağrıldığınızda -erkenden gidip yemeğe hazırlanmasını beklemeksizin- girin, yemeğinizi yiyince hemen dağılın, söze dalıp oturmayın; bu davranışınız peygamberi rahatsız ediyor, size söylemeye çekiniyor, oysa Allah hak olanı açıklamaktan çekinmez. Peygamber hanımlarından bir şey istediğinizde, onlar perde arkasında iken isteyin; bu sizin kalplerinizin de onların kalplerinin de temiz kalması için en uygunudur. Resûlullah’ı üzmeye hakkınız yoktur, kendisinden sonra ebedî olarak eşleriyle de evlenemezsiniz, sizin bunu yapmanız Allah katında büyük bir günahtır.”  


Bu ayet, o topluma adâb-ı muaşeret kurallarını diğer bir ifade ile görgü kurallarını; özellikle Peygamber’in hanımlarına karşı nasıl davranmaları gerektiğini öğretmektedir. 

c- Ahzab sûresi, 59. Ayet


“Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine bürünsünler. Bu, tanınıp rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır. Allah ziyadesiyle bağışlamakta ve çok esirgemektedir.”  


Bu âyet önemli bir noktaya işaret eder. Bu nokta da şudur: Davet ancak, davetçi o davete kendinden ve aile fertlerinden başlarsa meyve verir, işte Yüce Allah’ın ilk örtünmeyi emrederken, Hz. Peygamber’in eşleri ve kızları ile başlanmasının hikmetlerinden biri budur. 


Ayrıca ayette örtünmenin hikmetlerinden biri olarak inanmış kadınların tanınıp eziyet görmemeleri ifade ediliyor. Böyle örtü kalbi bozuk kimseyle mümin kadın arasında bir perde oluyor ki artık bu sayede iffet ve namus değerleri korunmuş olur. Karşıdaki kötü niyetli kimse eziyet etmek için ortam ve imkan bulamaz.


d- Nur sûresi, 30-31. Ayetler

Meal

Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır.  Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları, hizmetlerinde bulunan köleleri ve câriyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz! 


 Kur’an’ı Kerim kadınlardan önce erkeklere seslenerek, onların haramdan sakınma, namus ve iffeti koruma konusunda dikkatli olmalarını istemekte; onların, bu hususta, daha eğitici, yönlendirici ve otokontrolü sağlayıcı rol oynayabileceklerine işaret etmektedir. Aynı zamanda erkekler, kadınlardan daha ziyade cadde ve sokaklarda, çarşı ve pazarlarda bulunurlar. Onlar, karşılaştıkları her kadını din kardeşi bilip, şehvet nazarıyla değil de iş icabı baktıkları takdirde, toplum yapısında, güven, huzur, namus, edep vb. güzel değerler etkin olur. 


İslam dini bu şekilde kadın ve erkeği, haram bakışlardan koruyarak ırzı ve namusu meşru olmayan cinsel isteklerden sakındırır. Ayrıca kadını örtünmeyle sorumlu kılmıştır. 

e- Nur Sûresi, 60. Ayet

“Evlenmekten umudunu kesmiş yaşlı kadınların, cinsel cazibelerini sergilemeksizin giysilerini çıkarmalarında onlar için bir sakınca yoktur, bununla beraber iffetlerini korumaya özen göstermeleri kendileri için daha hayırlıdır.” 

 Ayette görüldüğü gibi yaşlı kadınların ziynetlerini açmaksızın, dış elbiselerini bırakmalarında günah olmadığını belirtmekle, iki şeye işaret ediliyor:


1- Evlenme umudu olmayan kadınların dış elbiselerinin bırakmasında bir günah olmadığına yani bunların dış elbiselerini bırakabileceklerine,


2- Evlenme ümidi olan kadınların ziynetlerini ve avret yerlerini açmalarının günah olduğuna işaret etmektedir.


Sonuç 

İnsan fıtratını örtünme üzerine kılan yüce Allah fıtrat dini olan Hz. Muhammed (as) ile son şeklini bulan İslam dininde de örtünmeyi emretmiştir. Bu emretme olayı İslam’ın emrettiği diğer emir ve yasaklarda olduğu gibi bir sürece yayılmıştır. Önce Araf suresinde geçen ayetlerde örtünmenin fıtri olduğu, Allah’ın razı olduğu bir davranış olduğu, gerektiği gibi örtünmemenin insan için kötü sonuçlara sebep olacağı, şeytanın da bunu bildiğini ve insanın ayıp yerlerinin açılmasına özel bir gayret gösterdiği farklı şekillerde belirtilmiştir. 


Daha sonra Hz. Peygamberin eşleri ve bütün mümin hanımları örtünme Ahzap ve Nur surelerindeki farklı ayetlerde emredilmiştir.


Ayrıca Kur’an-ı Kerim’in farklı ayetlerinde elbisenin 

a- İnsana güzellik, şıklık kazandırma,

b- İnsanın ayıp yerlerini örtme

c- Soğuk ve sıcaktan korunma

d- Savaş meydanında şiddetten korunma 

e- Kişiyi Allah’ın gazabından koruma gibi görevleri olduğuna işaret edilmiş ama bu görevlerin en hayırlısının kişiyi Allah’ın gazabından koruma olduğu vurgulanarak şöyle buyrulmuştur: “Takva elbisesi, (Allah’ın azabından koruyan elbise) işte o daha hayırlıdır.”


Bütün giyinmelerimizde Allah’ın rızasını esas alıp O’nun gazabından korunmayı amaçlayarak giyinmemizi Yüce Rabbimden niyaz ederim. Saygı ve sevgimi belirtir hepinizi Allah’ın selamıyla selamlarım