EFENDİM

e-Posta Yazdır PDF

Güzel gözlerine kurban olduğum, biran nazarını ayırma bizden,

Bu kadarcık lütfu çok görme nolur, yüce makamınız, aleminizden.


Ey muhbir-i sadık  Yüce Peygamber, Allah’ın kelamı Kur’andan sonra,

Saadet asrından mahşere kadar, hidayet saçılır sözlerinizden.


Allah ve Peygamber aşkıyla yanan, aşıklara bade sunulur her an,

İçtikçe susarlar, kanmak bilmezler, rahmet akıtan gönül çeşmenizden.


Zahirde batında ne emretmişsen, bütün yaşantını örnek alarak,

“İslam-i hayatı” yaşamak için, zerre ayrılmazlar sünnetinizden.


Önüne sunulan her  ne var ise, Sizi her şeylere tercih ederek,

Sonsuz iştıyakla olmak isterler, görmeden inanan kardeşinizden.


Sunduğun mesaja sırtını dönüp, gözü kör kulağı sağır olanlar,

Ebedi mahrum olur cümlesi, dünyada ukbada rahmetinizden.


Dünyada süvari gibi yaşayıp, Ebedi Alemi arzu edenler,

Başka bir kazanci tercih eder m?  Kur’an ile sünnet servetinizden.


Manevi alemde seyyah olanlar, muhabbetinizde fena bulunca,

Asla ayrılmayı arzu etmezler, bir anlık teveccüh edişinizden.


Hasretinle yanan tutuşan gönlün, zaman mekan kalksın aralarından,

Bütün zerrelerim ferahnab olsun, gül kokan lahuti esintinizden.


En büyük saadet en büyük lütuf, en büyük armağan aşığa elbet,

Başka bir arzusu yoktur sevenin,canına can katan nefesinizden.


Gezdiğin yerleri hayal eyleyip, aşığın koklayıp yüz sürmek ister,

Bastığınız toprak zerrecikleri, nasipkar olunca kademinizden.


Mücrim, zelil, hakir, geda, aciz ve hiç bir şey olmayan bu yüzü kara,

Bir an bile mahrum kalmamak ister, alemi kaplayan rahmetinizden.


Acizane salat selamlarımız, hiç şüphesiz Size ulaştırılır,

Anında karşılık alabilmekse,  Sizin bize lütuf himmetinizden.