Su Kasidesi

e-Posta Yazdır PDF

19.  Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim

       Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffâre su


Açıklaması: Hz. Peygamber’in mucizeleri sonsuz bir deniz imiş ve ondan (bu denizden) binlerce kâfir(ateşe tapan)in ateşhâne(mabed)lerine su ulaşmış. Beyitte Peygamberimizin mucizelerinin, uçsuz bucaksız bir denize benzetildiğini görüyoruz. İslâmiyet’ten önce İran’da yanmakta olan ateş-gedeler(ateşe tapanlar)in ateşleri, bu ummanla sönmüştür. “Ateş” münkirleri yani inkârcıları temsil etmektedir; “su” ise imanı, duruluğu ve temizliği. Küfrü ve cehennem ateşini ifade eden ateş rahmet olan su ile söndürülecektir. Beyitte Peygamberimizin doğumu esnasındaki bir olaya da telmih vardır. Peygamberimizin doğumu esnasındaki mucizelerden biridir ateşperest(ateşe tapan)lerin ateşlerinin sönmesi. Yıllardır sönmemiş olmasına rağmen O’nun dünyaya gelişiyle sönen bu ateşler bir daha yakılamamıştır. Fuzûlî burada bir değil, “min min” ifadesiyle, binlerce ateşhâneden bahsetmektedir. “Yetmiş” kelimesi tevriyeli olarak hem ateşin söndürülmesinde yeterli olmuş hem de onlara kadar ulaşmış anlamlarındadır. Ateş ve su kelimeleri yine bu beyitte de tezat oluşturacak şekilde kullanılmıştır.


20.  Hayret ilen parmağın dişler kim etse istimâ

       Parmağından verdiği şiddet günü enâsere su


Kızgın bir günde Hz. Muhammed’in yanındakilere parmağından su verdiğini, Kim işitse hayret eder ve şaşırır.


Açıklaması: Bu beyitte de Tebük Gazası’nda ensârın susuz kaldığı o şiddetli savaş günü Peygamberimizin ensâra su verdiği olaya telmih vardır. Rivayete göre Bizanslılarla Müslümanlar arasında olan Tebük Gazası şiddetli yaz sıcaklarına denk gelmiştir. Bu yaz sıcağında ensâr sıcaktan ve susuzluktan çok bunalmıştır. Önünde bir kap suyla abdest almakta olan Peygamberimiz bu durumu görünce ensâra “Neyiniz var?” diye sorar. Ensâr “Bundan başka ne içecek ne de abdest alacak suyumuz var.” der. Resûl-i Ekrem Efendimiz elini kovaya sokar ve parmaklarının arasından sular akmaya başlar. Ensâr bu sudan hem içer hem de bu suyla abdest alır. Başka bir rivayet de şöyledir: Tebük Gazâsı’nda ensâr susuzluk çekmektedir. Kurumak üzere olan bir kaynak vardır ve kaynağın suyu oradakilere yetmeyecektir. Bu hususta Peygamberimizden yardım isterler. Bunun üzerine Peygamberimiz, deri bir kaptaki suyla ellerini ve yüzünü yıkar, sonra kaynağın önünü kapatan bir kaya parçasının üstünden ellerini geçirir ve Allah’a dua eder. Ardından da şiddetli bir gürültüyle birlikte o kaynaktan su fışkırdığına şahit olunur. Peygamberimizin parmağından su akıtması mucizesi, O’nun bu hâlini gören ensâr için hayret uyandıran bir olaydır. Hayret duyulan bu olayı her kim görse hem mecazî hem de gerçek anlamda parmak ısırır. Dolayısıyla “parmağını dişlemek” deyimi burada kinayeli olarak kullanılmıştır.