Adalet Farz Zulüm Haramdır

e-Posta Yazdır PDF

Herşey zıddıyla tanınır, bilinir. Adalet sözlükte: “İnsaflı ve doğru olmak, zulmetmemek, eşit tutmak, herşeye hakkını vermek, düzeltmek, mutedil olmak, herşeyi yerli yerinde yapmak, istikamet, hakkaniyet” anlamlarına gelir.


“Adl” ve “adalet” kavramı ifrat ve tefrit arasında orta yolu takip etmek, hak yol üzere dosdoğru olmak,haramları terketmek, farzları yapmak, özü, sözü, fiilleri eşit olmak,haklıya hakkını,haksıza cezasını vermek, suç ve cezada eşit davranmak, şirk, küfür ve zulmü terk etmek anlamlarına da gelir.


 Kur’an’da: Adalet,denk,eşit anlamında (Maide,95). Şirk anlamında (En’am,1) Düzeltmek anlamında (İnfitar,6-7) Tevhid anlamında(Nahl,90) kullanılmıştır. Allah’a kulluk tevhid ve adalet, kullara yaratıklara kulluk da şirk ve zulümdür. Ezelde “bela şehidna” (evet,şahidiz) demişiz.(Araf,172) Fatiha’da da bunu her gün kırk kez tekrarlıyor, “iyyakenabudu” diyoruz.Ve bu ikrarla (kelime-i tevhid ile) imanımızı yeniliyoruz.


Sözde (En’am,152), şahitlikte (Maide,8) ,yargıda (Nisa,58), barışın sağlanmasında (Hucurat,9), borçlanmalarda,tanziminde (Bakara,282), aile hayatında (Nisa,3,129) adil olunması emredilmiş. 


Adalet kavramının zıddı, zulümdür. Hadis terimi olarak da günahlardan ve mürüvvete aykırı durumlardan kaçınmak anlamındadır.


 ZULÜM: Sözlükte “Bir şeyi kendine mahsus yerinden başka yere koymak, noksan yapmak,sınırı aşmak, doğru yoldan sapmak, yanlış yola meyletmek, hakkını eksiltmek,hakkını vermemek, yapılmaması gereken bir davranışta bulunmak” “Zulüm ile abad olunmaz.”


“Can, din, nesil, akıl, mal”  gibi değerlerin korunması,sağlanması emirdir. Adaletin gereğidir. Bu değerlerin hakların ihlali bozgunculuk ve zulümdür.


İnsan “halife” sıfatıyla,göreviyle yeryüzünde adalet ve imaret yapacak, zulüm, bozgunculuk ve tahrifat yapmayacak. Maruf (iyilikler) emredilecek,münker (kötülükler) yasaklanacak. Kitaplar da peygamberler de “mizan”da, “demir”de adalet için indirilmiş. (Hadid,25) Tüm peygamberler en büyük ıslahatçılar ve mimarlardır. Zamanla adaletten uzaklaşma/ifsad oldukça yeniden tevhid/adalet ve imar için peygamberler gönderilmiş, seçilmiş, görevlendirilmiş... 


Hak-batıl mücadelesi de,özünde,tevhid/adalet ve şirk/zulüm arasında süregelmektedir. Kıyamete kadar da sürüp gidecektir. Aslında iki saf oluşmuş: Adaletten yana olanlar-zulümden yana olanlar. Adalet ve imar görevlerini peygamberlerden sonra onlara vekaleten ulema ve umera yürütmekle görevliler. Bu iki sınıf doğrulursa halk doğrulur. Eğrilirse halk da eğrilir.Toplumda zulüm varsa, bu iki zümre birinci derecede sorumludur.


Başlar başa, baş da şeriata(hukuka) bağlı olacak. Sorumsuzluk yok.Sorumluluğun en büyüğü var. Onu bağlayan,kısıtlayan hukuk var. Ulema var... Peygamberlerin kendileri hükümdar olmak için gelmediler. Rabbimizin sözü egemen olsun için gönderildiler, çalıştılar. (Hz.Davut, Hz.Süleyman, Hz.Musa, Hz.Muhammed (s.a.v)) istisnalardan. Dünyada sıkışan müslümanlar ülkemize sığınıyorlar. Biz sıkışırsak nereye sığınabiliriz?İnsanlardan korkanlar neye sığınırlar? Ya devletten korkanlar neye sığınacak? Sığınak yargı olmalı.


 “Allah Teala’nın emir ve yasaklarına saygı ile yarattıklarına şefkat/merhamet” “Doğru yol” “Hak düzen(din)”,”barış”, “tevhid”,”Marufu(iyilikleri) emretmek,münkeri(kötülükleri)yasaklamak”,”güzel ahlak” “hablullah (Allah’ın ipi) gibi “adalet” kavramı da İslam’ı tanımlamakta bize ışık tutmaktadır. Tevhid adalet,şirk ise zulümdür.


 Nitekim “Şeriat(İslam hukuku) mahza adalettir”denir. Adl (adalet) Allahu Teala’nın yüce isim/ sıfatlarındandır. Kendisi adil-i mutlaktır.Adaleti emreder, zulmü yasaklar. Adilleri sever.Adalet aydınlık, zulüm karanlıktır. Ne zamandır adaleti göremesek de zulmün egemenliğini yaşayarak adaleti özlüyor, tanıyabiliyor ve anlayabiliyoruz. Zalimler bize adaleti öğretiyorlar; zulmü yaşatarak... Allah zalimlere meyletmeyi, onları sevmeyi, onlara destek olmayı yasaklıyor. Karşı olmayı,itirazı,muhalefeti de (cihad) emrediyor. Ve Tevhidin zıddı şirkin, en büyük zulüm olduğunu (Lokman,13) bildiriyor.


Adaleti İslam’dan başka adreslerde (sistemlerde) aramak da zulümdür,şirktir. Allahu Teala’nın hükümranlığına/egemenliğine girmek adalet,kulların esaretine girmek (kullara kulluk) de zulümdür, şirktir.


 Allah’a karşı görevlerde inkar, isyan olan söz, fiil ve davranışlar 58 surede, 266 ayette 289 kez geçiyor. “En büyük zulüm,şirktir.” (Lokman,13) “Adalet tuz gibidir. Aş bozulunca tuz çaredir. Tuz bozulunca ne çaredir?” Hak sahibine hakkını vermemek de, haketmeyene vermek de zulümdür. Suçluya ceza vermemek de mağdura zulümdür.


Tevhid ve adalet mücadelelerini peygamberlerden öğreniyoruz. Onlar (a.s) zalim yönetimlere, onların zulüm düzenlerine karşı tevhid/adalet savaşı yapmışlar ve kazanmışlardır.Hz. Musa’nın (a.s) Firavun’la, Hz. İbrahim’in(a.s) Nemrud’la mücadelesi tevhid/adalet mücadelesiydi.


Ne yazık ki bugün adalet örneği olmadığı için, edebi edepsizlerden öğrendiğimiz/öğrenebileceğimiz gibi adaleti de zalimlerden öğrenebiliyoruz.


Allahu Teala Adildir, adaleti emreder, zulmü de yasaklar.Adaletli olanları sever. “Adil hükümdarlar, Arşı Rahman gölgesinde olanlardan...” Siyasette, hukukta(yargıda), ekonomide, sosyal hayatta, ailede... adalet... denge... Her alanda,her zaman gerekli... Şimdi hangi alanda adalet vardır,diyebiliriz? Yargıda bile adalete güven sorunu yok mu? Siyasetten bağımsız olmayan yargı, ne kadar güven ve adalet verebilir?


 “Zalimlere de mazlumlara da yardım ediniz...” H.Ş “Zalimlere meyletmeyin.” Adalet devletin direği,..... “Haksızlık(zulüm) karşısında susmak,dilsiz şeytanlık”. “Cihadın üstünü haksız(zalim) yöneticiye hakkı söyleyebilmektir. “Haksızlık karşısında eğilenler,haklarıyla birlikte şereflerini de yitirirler.” Hz.Ali(k.v) “Adalet mülkün temelidir.” Hz.Ömer 


“Allahu Teala kitaplarıyla ve peygamberleriyle birlikte yeryüzünde adalet için mizan da indirmiştir.”(Hadid,25) “Bir kişiyi haksız yere cezalandırmak tüm insanlığı cezalandırmak”,”bir insanı haksız yere öldürmek tüm insanları öldürmek gibidir.” “Bir mahallede bir yoksul varsa,o mahallede zengin bir hırsız vardır.” Adalet beşerilerde değil,semavidedir. “Kısasta hayat vardır.” Hukuksuz adalet,adaletsiz düzen de olmaz. Adaletsiz barış da,güven de,huzur da olmaz. 


 Faiz zulümdür. Sömürünün her çeşidi zulümdür. Suçluluk nedenlerini ortadan kaldırmadan failleri cezalandırmak da zulümdür. “Komşusu açken tok yatan bizden değil.” Faizi yasaklamış,infakı emretmiş borçlulara kolaylıklar sağlanmıştır. “Çalışana hakkını teri kurumadan verin.” Zinayı yasaklamış. Zinaya götüren yolları kesmek,önlemek devletin görevlerindendir. “İnsanlara gücünün yetmediğini yüklemek zulümdür.” Emanetleri ehil olmayanlara tevdi etmek,emanetleri hak edenlere(ehil) vermemek de, hak etmeyenlere vermek de zulümdür.” 


“En zayıfın hakkını en güçlüden kolayca alamadığı devlet adil olabilir mi? Hukuk, güçlünün elinde zayıfları ezen bir araca dönüşmüşse zulüm ortaya çıkar. Beşeri hukuk sistemleri tam adaleti sağlayamıyorlar. Uluslararası(çokuluslu)sermayenin /şirketlerin) egemen, etkin olabildiği hukuki düzenlemeler adaleti sağlayamazlar. Sağlayamıyorlar...


 Servetin, gücün, “beyazın” (imtiyazlı) olduğu ülkelerde adalet mümkün olmaz. Servetin, sermayenin belirli odaklarda toplanması zulmü, çatışmayı, sömürüyü besler,ahlaksızlığı da, suçluluğu da arttırır. “Güçsüz adalet aciz, adaletsiz güç zalimdir.”


Savaşta, düşmanlara karşı da adalet emredilir.Haramların helal, helallerin de haram sayılması yetkisi hiç kimseye verilmemiştir. Bu, zulüm ve şirktir. 73 fırkanın en zararlısı da bu fırkadır. buyurmuş, Efendimiz(s.a.v).


Aldatmak, yalan söylemek, doğru tartmamak (ölçmemek), haksızlığa susmak, hakkı gizlemek, adaletle hükmetmemek, rüşvet, yalan şahitlik, dini (hükümleri, değerleri) dünyevi çıkarlara alet/aracı kılmak,  hükümlerde çifte standart (eşitsizlik), kamu malını koruyamamak, yolsuzluk, cahiliye hükmüyle hükmetmek... ZULÜMdür. Gayrimüslimleri dine (İslam) zorlamak, ilahi mesajın önüne engeller konullması, Allah’ın hükmüyle hükmetmemek, israf, suçluluk nedenlerini ortadan kaldırmadan cezalandırmak, tüm haramların/günahların işlenmesi (emirlerin terkedilmesi de, yasakların işlenmesi de) zulümdür. 


Fırsat eşitsizliği,cehalet, yoksulluk...zulümdür.Haklıya hakkını vermemek, suçluyu da cezalandırmamak zulüm. 


 Özetle bugün ülkemizde ve dünyamızda olan “zulüm” dür. Olması gereken ise “ADALET”tir. Öyleyse daha ne duruyoruz? Gelin bu egemen küresel zulüm düzenini, Hakka dayalı “Adil Bir Düzen”le değiştirelim. Herkes için... Haydi hep birlikte barışa,kardeşliğe... SAADET’e... ADALET’e... Adaletsiz saadet olmaz. “Saadet”siz adalet de olmaz.