İslam’dan Başka Hak Din Var Mı?

e-Posta Yazdır PDF

Hz. Adem’den beri Hak ile batıl mücadelesi var olup, kıyamete kadar da sürecektir. 


Bir tarafta HAKKI temsilen, Hak adına yeryüzünde tevhid, İmar, adalet, ıslahat için cihad edenler ki bunlar başta peygamberler olmak üzere “İşittik, itaat ettik” diyen Müslümanlardır. 


Öbür tarafta BATIL’ı, temsilen, batıl(şirk) adına, mücadele ederek yeryüzünde ifsada, tahribe ve zulme çalışan bunu açıkça da ifade eden “İşittik, isyan ettik” diyenler ki, bunlar Siyonistler ve onların kontrolündekilerdir. Bunlar Batıl cephesini oluştururlar. 


Birinciler Hak da hayır da, iyilikte birbirleriyle yarışırlarken BATIL’a karşı da birlikte mücadele ederler. 

İkinciler ise ifsatta, şerde, zulümde yarışırlar ve bunu engellemeye çalışan müslümanların öncüleriyle mücadele ederler. Hangi taraf daha çok çalışırsa, Rabbül alemin o tarafa egemenlik verir.


Bu iki sınıf dışında bir üçüncüsü vardır ki bunlar “işittik, itaat ettik” deyip, sözünde durmayan ve “Islah edicilerdeniz” demek suretiyle ifsat edenlerdir. Asıl tehlikeli olan bu zümredir. 


Bu sınıf doğal olarak BATIL sınıfında konumlanmıştır, ifsad edenler hemen her değeri ifsada çalışırlar. Dini, nesli, tabiatı, tüm değerleri, nimetleri bozmaya çalışırlar. İşte insanların genleriyle, bitkilerin, hayvanların genleriyle oynandığı bugün ortaya çıktı. 


İşte Siyonizm, Katolik projesi olduğu tartışılmayan “Dinler arası diyalog”, “Ilımlı İslam” projeleri, oryantalizm, misyonerlik de yegane HAK olan İslam’la çeşitli yöntemleri kullanarak savaşmakta onun tahrife, tebdile, tağyire dönüştürmeye özellikle cihatsız, siyasetsiz hukuksuz bir din algısı oluşturmaya çalışmakta olup, epeyce de mesafe kat ettiği acı bir gerçek…


İşte bu çalışmaların sonucu dünya da ki özellikle İslam coğrafyasındaki kan ve gözyaşları ortada. Islah ediyoruz diyolar, ifsad ediyorlar. 


Müslümanlar ki bir millet, küfür de bir millet.

Küresel zalimler, karşılarında tek rakip ve düşman olarak gördükleri İSLAM’la ve Müslümanlarla savaşmakta hem de Müslümanları kullanmaktalar. Müslümanların önde gelenlerini bir şekilde ikna edebilmekteler. Bunun için İslam’ın özellikle Kur’an’In temel kavramlarıyla oynamakta, onların İçlerini boşaltmakta, anlamlarını daraltmakta veya değiştirmektedirler. İşte bunlar da birisi de HAK kavramıdır. Diyanet İşleri başkanlığımız bu ramazanda HAK kavramına vurgu yapmaktadır. Bu son derece memnuniyet vericidir. Muhterem başkanımızın vakarı ve söylemi bizi sevindiriyor. Ancak bu hak vurgusu münasebetiyle Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi ne başvurduğumuzda Hak kavramıyla ilgili aşağıdaki beyanlar bizi hem çok şaşırtmış, hem de üzmüştür. Bu şaşkınlık ve üzüntüyle yazımızı kaleme almak zorunda kaldık. Bu konuda yazı yazmak bize de düşmemeliydi. 


Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi 15. Cild 137. Ve 138. Sayfa.


HAK ile ilgili maddeden:

“Nitekim kitabi dinlerden birine mensup olanların ve Müslümanlara ehl-i sünnet ve-l cemaat mezhebinden olanlara “ehl-i hak” , bunların dışındaki din ve mezhep mensuplarına da “ehl-i batıl” (ehl-i dalal) ismi verilmiştir.”


Bu ifadede Yahudilik ve Hristiyanlık adları geçmese de ustaca “kitabi dinler” içine yerleştirilerek “ehl-i hak” kapsamına alınmıştır?!

“Hak kelimesi İslam dinini, batıl ise putperestliği ve umumi inkarcılığı ifade eder.”


Bu cümlede ise batıl kavramı içinde Yahudilik ve Hristiyanlık, zikredilmeden örtülü olarak hak kapsamına alınmıştır. Yahudilik ve Hristiyanlığın da hak din olduğu algısı veriliyor. 


Konuyla ilgili birkaç aydınlatıcı Ayet-i kerime meali sunuyoruz:

“Her kim İslam’dan başka bir din ararsa asla kabul edilmeyecek.” (Ali imran 85)

“Allah için geçerli yegane din İslam’dır. (Ali imran 19)

“Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim.” (Maide 3)

“Onlar, Kur’an’ın bir kısmına inanıp, bir kısmına inanmayarak onu kısım kısım böldüler.”(Hicr, 91)

“Allah’ın ahdini az bir bedel karşılığında satmayın.” (Nahl, 95)

“Benim ayetlerimi az bir bedele satmayın”        (Bakara,12)

“Hakkı bile bile gizlemeyin, hak ile batılı birbirine karıştırmayın.” (Bakara 43)

“Onlar öyle zalim kişilerdir ki Allah’ın yolu (İslam) ndan engellerler ve yolun eğriliğini arayıp bulmaya çalışırlar” (Araf 45) 

“Onlar, o kimselerdir ki, dünya hayatını ahirete tercih ederler, insanları Allah yolundan çevirirler ve onun eğrilmesini isterler. İşte bunlar çok büyük ve derin bir sapıklık içindedirler.” (İbrahim, 3) 

“De ki: “Hak geldi, batıl zail oldu” (İsra, 81) 

“Kuluna o dosdoğru kitabı indiren, onda hiçbir eğrilik koymayan Allah’a hamdolsun” (Kehf 1)

“Ey müminler kendilerine kitap verilenlerden birisine uyarsanız sizi imanınızdan sonra döndürüp kafir yaparlar.” (Ali İmran 100) 

İlgili bazı Hadis-i Şerifler:

“Toplumda iki zümre vardır. Ulema ve ümera. Onlar doğru olurlarsa toplum doğru olur. Bozulurlarsa toplumu da bozarlar. Islah veya ifsad bu iki sınıfın sorumluluğundadır” (S.A.V)

“Ahir zamanda bu din mihraptan tahrif edilecek.” (S.A.V)

“Ümmetin en şerlileri kötü alimlerdir. Hem saparlar, hem saptırırlar.” (S.A.V.) 

“Dini kimden aldığınıza dikkat edin.” (S.A.V.)

“Kişi önderinin, arkadaşının dini üzerinedir.”(S.A.V.)

“İyilikler emredilecek, kötülükler önlenecek bu yapılmazsa üzerinize büyük bir azap gönderilir. Dualarınız kabul de olmaz” (S.A.V.)

“Alimler de, abidler de tehlikededirler, muhlisler müstesna” (S.A.V.)

“Kıyamet günü en şiddetli azabı ilmi kendisine fayda vermeyen alimler görecektir.”(S.A.V.) 

“Size iki emanet bırakıyorum. Allah’ın kitabı ve benim sünnetim. Bunlara sahip çıkarsanız kurtulursunuz.”(S.A.V.) 

“Ümmetin Kur’an ve sünnete aykırı hükmederlerse cinayetler çoğalır. Allah ‘a ahdini bozarsa düşmanları musallat olur.”(S.A.V.) 

“Ümmetim üzerine öyle bir zaman gelecek ki Allah’ın kitabı ile saptırılacaklar. Bu önce ulema ve ümera ile başlayacak. Ulema, ümeranın arzularına uyarak onlara destek olacaklar.”(S.A.V.)


Dini ve devleti ıslah edenler de ifsad edenler de bu iki zümredir. Yani ulema ve ümeradır.                          (Abdullah İbn-i Mübarek) 

Amellerin kabulü için ilim, niyet, ihlas, sabır gerekiyor. İlim de amel de tek başına ihlassız işe yaramaz. Din korunmadan can, akıl, nesil, mal…. vb. temel hak ve değerler korunamaz. İşte korunamıyor. Bütün değerlerimiz tehdit ve tehlikede değil mi? 


Dinin tahrif, tağyir ve tahribini, reform çalışmalarına dönüştürülmesini, eğriltilmesini kimler önleyecek? Doğru ve tam din bilgisini nasıl ve kimlerden öğreneceğiz?


Günde 40 kez namazda Fatiha’da okuma ihtiyacında olduğumuz gazaba uğrayanların Yahudiler, dalalette olanların da Hristiyanlar olduğunu Efendimiz beyan buyurmuş. Zemin kaygan. İstikamet ayarı, ahdimizin yenilenmesi ve hatırlanması, doğru yola hidayet duamız ve öteki yollara sapmaktan korunma duamız, niyazımız var. 


Yegane Hak ve doğru din (nizam) yol olan İslam’da, Kur’an da hiçbir çelişki, eğrilik, yanlışlık, yoktur, olamaz. Lafızlarında, manasında, hükümlerinde eşsiz, benzersiz ve üstündür. Hikmet, adalet ve doğruluk vardır. İnsanlığın yaşadığı tüm sorunların çözümünde, öteki tüm din/düzen /ideolojilerinin çözmediği, çözemediği sorunlar, tüm cevaplar, çözümler, çareler, ilaçlar, ilkeler Kur’anda mevcuttur. Sorun hangi konuda olursa olsun. Hodri Meydan! Çünkü O Rabbül aleminin HAK kitabı, dinidir. Ekmeldir. “Doğrumuz İslam, yanlışımız İslam’dan başka her şeydir.” N.F.K.


Yazımıza Efendimizin duasıyla son veriyoruz: “Allah’ım bize Hakkı Hak olarak bilip ona uymayı, Batılı batıl olarak bilip ondan kaçınmayı nasip eyle ve ayaklarımızı senin dinin üzerinde sabit kıl.”