Zamanın Kazası Olmaz

e-Posta Yazdır PDF

Biz insanız. İnsan olarak dünyaya geldik. Ama insan olabildik mi sorusuna tam cevap verebilmemiz için bizi hayvanlardan ayıran vasıflara sahip olup olmadığımızı irdelememiz gerekir.


 Mesela hayvanlarda bizim gibi bir annenin karnından veya bir yumurtanın içinden çıkarlar. Üzerlerinde elbiseleri yoktur. Giyinme ihtiyacı hissetmezler. Peki, biz? Biz de giyinmeyi bir ihtiyaç görmüyorsak başı açık, beli açık, boynu açık dolaşıp duruyorsak, sahillerde veya gezilerde yarı çıplak gezmekten hayâ etmiyorsak bizi hayvanlardan ayıran vasfımız nedir?


Mesela hayvanlarda helal haram mefhumu yoktur. Onlar kimin tarlasında otladığına bakmadan otlarlar. Bir otun helal mi haram mı olduğunu ayırt edecek vasıfları yoktur. Helal haram ver Allah’ım, senin kulun yer Allah’ım modunda hayatlarını yaşarlar. Ama bir insanın, insan olabilmiş bir insanın helal haram hassasiyeti olmalı ki hayvandan farklı olduğunu kanıtlayabilsin. Müslüman üzümü yemeden bağını soran adamdır. Helal haram dengesi gözeten adamdır. 


Onlarda zina yoktur. Peki ya biz de? Bizde onlar gibi canı çektiği kadar canının çektiğiyle haram bir ilişki yaşarsak, bu bana haram mıdır helal midir demeden bakışırsak, elini tutarsak veya daha ileri gidersek nerede kaldı bizim insanlığımız?


Mesela onlar ölümü düşünmezler. Ya biz? Biz yaptığımız işin nereye gideceğini, bu işi niye yapacağımızı, nasıl yapacağımızı, getirileri ve götürülerini düşünmeden hareket etmemiz insanca bir davranış mıdır? Ölümü çok ötelere itip hayat yaşamak, sadece hayvanlar gibi ölen bir arkadaşımızı gördüğümüzde öleceğimizin aklımıza gelmesi insanca bir davranış mıdır?


Hayvanlar heva ve heveslerinin peşine düşerler. Zevkleri neredeyse oraya giderler. Onları sınırlayan, onlara kırmızıçizgi çeken bir hayatları yoktur. Günlerini gün ederek yaşarlar. İstedikleri kadar yer, doyuncaya kadar uyur, ahırdaki diğer inekleri düşünmeden bir hayat yaşarlar. Eğer biz de etrafımıza duyarsız bir hayat yaşarsak israf ettiğimiz arkadaşlarımızı, zamanımızı, akrabalarımızı düşünmeden nefes alıp verirsek nerede kaldı insanlığımız?


Duygularımız, düşüncelerimiz, yaşam standartlarımız, ideallerimiz, hayatı okuyuş biçimimiz bizi onlardan ayırmalı. Çünkü biz insanız ve bunun lafta kalmaması gerekli. İnsanlık söylemekle değil olmakla beraber olunur. 


İsraf Öldürür


Bizi hayvanlardan ayıran en büyük vasıflardan biri de sınırlı bir zaman yaşıyor olduğumuzun ve bu sınırlı olan zamanda Zariyat Suresi 56. Ayeti kerimede buyurulduğu üzere:


“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk/ibadet etsinler diye yarattım.” Emri gereği Allah’a ibadet etmektir. 


Burada ki ibadeti, kulluğu kısır bir anlayışla asla anlamamız gerekiyor. Namazın ibadet olduğu kadar bir Müslümana tebessüm etmekte ibadettir. Oruç ibadettir ama söz verip sözünde durmakta ibadettir. Zekât ibadettir. Bunun yanında bir dostuna yemek ısmarlamakta ibadettir. Böyle olunca biz 24 saatimizin hepsini ibadet içerisinde geçirebiliriz. Bu mümkündür. Uyurken abdestli yatıp, Hadisi Şeriflerde bize öğretilen duaları okuyup yattığımızda uyurken bile ibadet ederiz. 


Ama bunun tersini yaptığımızda hiç ibadet etmediğimizde veya ibadeti belirli zaman ve mekânlarla sınırlandırdığımızda ömrümüzü ve yaratılış gayemizi israf ederiz. Ve bu israf suyun israfı veya ekmeğin çöpe atılması gibi bir israf çeşidi değildir. Evet, suyu israf veya ekmeği israf günahtır, israfın her çeşidi gibi. Ama ömrü israf etmek, verilen ömrü sana verenin istediği gibi yaşamamak israfların en büyüğüdür. Herkesin pişman olacağı bir günde suyun israfından, ekmeğin israfından daha fazla israf ettiğimiz ömrümüzün hesabını vereceğiz. 


Herkes Pişman Olacak


Mahşer meydanında toplanıp, teraziler kurulduğunda bir sevap fazla gelmesi ile cennete bir günah fazla gelmesi ile cehenneme gidildiği o ortamda herkes pişman olacak. Teheccüd namazı kılan, Pazartesi Perşembe oruçları tutan, yetim başı okşayanlar da pişman olacak. Ömrünü içki, kumar, zina ve faiz yollarında tüketenlerde pişman olacak. Hadi bu büyük günahları işleyenlerin pişmanlığını anlaması zor değil peki ya diğerleri niye pişman olacak?


Onlarda daha fazla kılmadıkları namazlar, daha fazla okşamadıkları yetimler, daha fazla sevindirmedikleri garibanlar yüzünden pişman olacaklar. Cennete gidiyor olsalar bile cennette ki bir derecenin yerlerle gökler arası kadar mesafesi olduğunu görünce gözü hep yukarılarda kalacak. Ama hayatı ince eleyip sık dokuyanlar, saniyeleri kırk kere yarıp ona göre yaşayanların pişmanlığı biiznillah az olacak.


Bu yüzden Müslüman kontrat süresini sadece Allah’ın bildiği ve sınırlı olan şu ömürde israf edilecek bir saniyesinin olmadığını bilir. O, hesaplarını saat, gün hatta dakika değil saniyeler üzerinden yapar. Kıyametin koptuğunu görürken bile zamanını israf etmeyip elindeki ağacını diker. İsraftan faizden kaçar gibi kaçar. Çünkü bilir ki faize bulaşanlar kanaatkâr olmayıp israf yapanlardır. 


Gidip geri gelmeyecek zaman için gitmeden hazırlık yapılmalıdır. Namazın kazası olur ama zaman israfının kazası olmaz. Tekrar yaşamayacağımız bir hayat sürüyoruz. Bir kere elimize verilen bu imkânı şu hikâye ne güzel anlatıyor:


Her sabah hesabınıza 86.400 TL yatıran bir banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz. Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir koşulu var: harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez, akşam hesabınızdan geri çekilir ve bu paranın hiç bir bölümünü ne sebeple olursa olsun saklayamazsınız. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86.400 TL bulacaksınız. Nasıl keyifli değil mi ?. Farkında olsanız da olmasanız da aslında hepimizin böyle bir bankası var. Adı “ZAMAN” Her sabah 86.400 SANİYE hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını asla harcayamıyorsunuz. Kullanamadığınız kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan siliniyor, hiç devretmiyor. Her gün size yeni bir hesap açılıyor,her akşam günün bakiyesi siliniyor. Eğer günlük hesabınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir, geriye dönüş yok, yarından avans çekmek yok. Bugünü, bugünkü hesaptan yaşamalısınız. ZAMAN hiç kimseyi beklemez.


İnce İsraf Ayarları


Saniyelerin önemli olduğu bir saniyenin cennet veya cehennem demek olduğunu anlayanlar için israfa ince ayarlar çekmemiz gerek. Bu konu Allah’ın Kur’an’da yemin ettiği konular arasında dururken vaktimizin kıymetini bilmezsek, günde bir saatimizi tuvalet yollarında, sekiz saatimizde sıcak yatağımızda geçirirsek nasıl zamana yemin eden Rabbimizin kulu olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu saydığımız ölçülendirme kriterleri aslında Müslüman için bir hakaret mahiyetindedir. Çünkü biz Allah’ın yemin ettiği bir konuda bu kadar bu kadar genel ölçüleri dikkate alamayız. Eğer alırsak dünyanın hâkimiyetini elimize alamayız. Bizim ölçülendirmemiz içtiğimiz çaylara ayırdığımız vakitten, bağcıklı ayakkabı kullanıp kullanmamamızdan, nefes alış-veriş süremizden, beş kelimeyle anlatabileceğimiz olayları dört kelime ile anlatıp anlatmadığımızdan, diş fırçalamaya biçtiğimiz ömürden, telefonda konuşmamız üzerinden yapılması gerekir.


Başka hiç bir sure nazil olmasaydı, şu pek kısa olan Asr Suresi bile insanların dünya ve ahiret saadetlerini temine yeterdi diyen İmam Şâfii dikkate alma vakti gelmedi mi sizce de? Hesaba çekileceğimiz beş olgu arasında vaktimizi nereye harcadığımız geldiğini unutuyor muyuz yoksa? Sahi hiç aklınıza geliyor mu kafanızı kaçıncı kez yastığa koyduğunuz, ekmekleri çiğnemek için harcadığımız zaman, arkadaşlarla yaptığımız gereksiz muhabbetler ki onlara muhabbet denmez, film izlemeye, futbol oynamaya, dantel örmeye, televizyonun karşısında geçen zamanlarımızı hiç hesapladık mı? Bizim için giden zaman mı daha önemli yoksa giden para mı sorusunun cevabını nasıl veriyoruz? Kaybedilen zaman bir daha geri gelmeyecek ama kaybedilen para kazanılır be dostlar.


Hiçbir şeyi israf etmeyelim. Ekmeği, suyu, elbiseyi, eşyayı, kelimeleri ama özellikle ömrümüzü israf etmeyelim. İsraf edilen ekmeği kuşlar yer, israf edilen su buharlaşır bize yağmur olarak döner peki ye israf edilen zamanı ne yapacağız?