İslam’ın Şubesi Olan Ev

e-Posta Yazdır PDF

Biz Müslümanız. Rabbimiz Allah’tır. Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallahu Aleyhi ve Sellem’dir. Kitabımız Kur’an-ı Kerim’dir. Kıblemiz Kâbe’dir. Müminler kardeşimizdir. Dinimiz İslam’dır. Bunların hepsi bizim için parçalanamaz bütünlerdir. Yani rabbimiz Allah’tır dediğimizde O’nun hem yaratmaya hem de yönetmeye gücü yettiğini ikrar ediyoruz. Allah’ı sadece doğa olayları ile ilgilenen bir ilah tasavvuru Müslüman zihninde barınamaz. Allah, bu kâinatın ezeli ve ebedi rabbidir. Tektir ve birdir. O kulları için en uygun olanı seçmiştir. O yüzden seçmiş olduğu peygamberi de kitabı da dini de parçacı bir şekilde anlayamayız. Nefsimizin hoşuna giden Hadis-i Şerifleri alıp gerisine haşa ıskarta muamelesi yapamayız. Eğer sadık-ul va’d olan Peygamberimiz aleyhisselam’ın ağızından çıktıysa bir söz nefsimize zor gelse de, canımızı acıtsa da, yaşam biçimimize uymasa da o bizim başımızın tacı olmalıdır. Aynı şekilde kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’i de parçacı bir zihinle anlayamayız. O’nun anne ve babaya iyi davranın emirlerini sürekli gündemde tuttuğumuz gibi Allah ve Resul’üne savaş açmak olan faizi gündeme getirmiyorsak kitabımıza ihanetle yargılanacağımız o gün çok uzak değildir. Her noktasına ve harekesine iman ettiğimiz kitabımızı bölüp, parçalayamayız. Fatiha süresinden nas süresine kadar ne anlatıldıysa gözümüzle gördüğümüzden, elimizle tuttuğumuzdan daha fazla anlatılanlara iman ederiz. İbrahim’i (aleyhisselam) yakmayan ateşe de, Yunus aleyhisselam’ı yutan balığa da iman ederiz. Hükümlerine de iman ederiz. Modern çağda olur mu böyle şey demeden kısas isteriz. Hırsızın kolunun kesilmesi gerektiğini parlamenter sistemle de yönetiliyor olsak da isteriz başkanlık sistemi ile yönetiliyor olsak da isteriz. Çünkü biz Müslümanız. Bizim dinimiz sistemler üstü bir dindir. Ve dinimiz bazı ideolojilerin üzerine serpiştirilecek bir din değildir. Limonlu kekteki limon parçacıkları değildir bizim dinimiz. Birilerinin yaptığı keke istediği dozda katılacak biz dinimiz yoktur bizim. Bizim dinimiz hepe taliptir. Sıralamada ikinci olmayı kabul etmeyen bir dinimiz vardır bizim. O yüzden İslam,  hayatın her şubesinde topyekûn olduğunda biz buna hakiki İslam diyebiliriz. İslam’ın parçacıklarının konduğu ama kendisinin olmadığı bir yaşam tarzı limonlu kek olmaktan öteye gidemez. Ama ne yazık ki zahmetsiz bir Müslümanlık yaşamak istediğimiz için yaptığımız işleriz önüne “İslami” takısını getirdiğimiz de bütün meselenin hallolduğunu zannediyoruz. İslami banka, İslami müzik, İslami düğün, İslami televizyon, İslami dergi gibi… Ancak kaçırdığımız nokta bir şeye bizim İslami dememiz değil Allah’ın onu İslami olarak kabul etmesidir. Kriterlerini Allah’ın belirlediği ve uygulaması ona göre yapılan fiillerimiz İslamidir. Yoksa gerisi nefis tatmin aracımızdır. İslami düğün deyip öncesinde okunan Kur’an-ı Kerim ile her şeyin bittiğini zanneden bir yapıya sahipsek bir daha oturup düşünmeliyiz. Bize ait olmayan gelinliği giymek ne kadar İslami? Gelinlik giymiş bir kızın yüzlerce erkeğin önünde poz verip fotoğraf çektirmesi ne kadar İslami? Gülüp eğlenilmek için icra edilen düğünü matem havasına veya bir sohbet ortamına dönüştürmek ne kadar İslami? Uzayıp gidecek bu maddelere yenisini eklemeye gerek yok. Bir şeyin İslami olması bize göre değil Allah’a göre olmasıdır. Esas mesele budur. 


İslami Aile Veya İslam’ın Ailesi

Ümmetin kalelerinin bir bir yıkıldığı bir zamanda elimizde kalan son kalemiz aile. Cebrail aleyhisselam’ın Resulullah Sallahu Aleyhi ve Sellem’e ilk vahyi getirdiğinde Allah’ın beyti olan Kâbe’ye koşmayıp da teskin olmak için koştuğu merkez üssümüzün adı aile. Başlangıç noktamız. Bizi bitirmek isteyen küffarında saldırdığı karargâhımız. Tekrar ayaklarımızın üstüne kalkacağımız yer. Olacağımız veya öleceğimiz mekân. Allah’ın ayetlerinden bir ayettir, aile. Peygamberimizin peygamberlikten önceki sünnetlerinden, aile. Ama ne kadar İslami veya ne kadarı İslam’ın? Bu sorunun cevabını şu üç soruya cevap bulduğumuzda çözebiliriz. Ailenin kuruluşu nasıldı? Kurulduktan sonra İslami bir aile nasıl olur? Ailenin geleceğe dair planları nereye kadar uzanıyor? Tek doğru test olduğunu iddia etmeden madde madde bu üç soruyu herkes kendi üzerinden cevaplayabilir. 


İslami Bir Ailenin Kuruluş Şeması:

1- Evlenirken kız ve erkeğin birbirlerini görmesi. İkisinin de kalbi mutmain olmuş bir şekilde evet demesi.

2- Kız erkeği, erkekte kızı değerlendirirken servetine, makamına, parasına, güzelliğine göre değil Allah’ın emir ve yasaklarına gösterdiği özene değerlendirmesi.

3- Anne ve baba rızasının alınmış olması. Anne baba rızasının alınmadığı her işin güdük olduğunun bilinerek yol alınması.

4- Erkek kadına sadece eş olarak değil çocuklarıma anne olabilir mi diye bakması. Kızın da erkeğe sadece eş olarak değil çocuklarıma baba olabilir mi diye bakması.

5- Nişanlılık sürecinin olabildiğince kısa tutulması ve düğün v.s. hazırlıklarda israfa kaçmadan hareket edilmesi.

6- Nişanlılık sürecinde mahremiyet ölçülerinin yıpranmaması, nişanın nikâh olmadığı bilinci ile hareket edilmesi.

7- Düğünün karma bir şekilde icra edilmemesi, gelinlik giyilmemesi, müzik gibi şehvet artırıcı durumlardan uzak durulması.

8- Her iki tarafında aile ile ilgili bir ilmihali baştan sona bitirmesi. Nikâh, talak gibi ailenin birinci meselelerinin biliniyor olması.

9- Çocuk sayısının konu olarak gündeme asla gelmiyor olması. Allah’ın takdirine rıza gösteriyor olmak.

10- Büyükler ile istişare etmeden yol almamak.


Evlendikten Sonra İslami Bir Aile:

1- Aksatılmadan az ama devamlı bir şekilde Kur’an-ı Kerim tilavetinin yapılıyor olması. İki ise iki üç ise üç, ama devamlı olmalı. 

2- Namazları erkeğin camide cemaatle, kadının ise evinde en ücra köşede kılıyor olması.

3- Gelen misafirlerin haremlik selamlık şekli ile ağırlanması. Evin her ana misafir ağırlayacak şekilde dizayn edilmesi.

4- Namaz kılmak için mobilyaların oynatılmasına gerek kalmaması. Televizyonun eve girmemesi, giriyor ise açılmaması, açılıyor ise kontrollü bir şekilde kullanılması.

5- Hiçbir şekilde su, yemek, elektrik israfına meydan verilmemeli. Vakit kesinlikle israf edilmemeli.

6- Düzenli olarak evde aile arası bir dersin icra ediliyor olması. Ders üzerinde mütalaa yapılması ve notlar alınması.

7- Eve selam ile girilip selam ile çıkılması. Hanımın güler yüzlü olması, erkeğin hanımı ile şakalaşmayı bilmesi.

8- Dedikodu, gıybet, nemineden uzak sohbetlerin olması. Cihadın, şehadetin gündem edildiği sohbetlerin olması.

9- Öncelik anne babada olmak kaydı ile sıla-i rahimin ihmal edilmemesi. Komşu haklarına riayet ederek yaşanması.

10-  Kanaat, sabır, sevgi, saygı bağlarının asla yıpratılamaması. Birinin bağırdığında diğerinin sustuğu ortamın oluşturulması.

Gelecek Planlarına Göre İslami Bir Aile:

1- Her çocuğun Allah’a adanıyor olması ve ona dair hayaller kurulması.

2- Ahirete gidildiğinde eşlerin birbirlerine yük değil sıratı geçirecek şekilde işler yapmak için çabalaması.

3- Korkudan herkesin eşinden, çocuğundan, annesinden, babasından kaçtığı o günde Allah’ın nerede benim için birbirini seven kullarım sözüne muhatap olmak için sürekli muhasebe yapılması.

4- Daha fazla ev daha fazla araba daha fazla para değil daha fazla amel daha fazla sadaka verme daha fazla cennet kokusunu düşlemek.

5- Kimse kalmasa da ailem ile dine hizmet ederim anlayışına sahip olmak.

İslami bir aile bu ümmetin dertlerini sonlandıracak bir yapıdır. Ailelerimiz İslam’ın birer şubesidir. Onları koruduğumuz ölçüde zafer yakındır. Onları koruyamadığımız ölçüde hezimet bizi bekliyor demektir. Yüz yirmi metre karelik evlerde İslam devleti kuramayanların İslam’dan söz etmeye çokta hakları yoktur. Üç odalı evlerde kurulamayan İslam devletleri üç kıta da nasıl kurulsun? Bu dine hizmet etmek isteyenler evlerinden başlasınlar. Evlerini İslam’a teslim ettikleri ölçü de şehirleri teslim alacaklardır. Zaten bu kutu yolculukta Hadice annemizin evinde başlamıştı. Sonra Arap Yarımadası teslim alınmıştı. Önce ev, sonra ev, hep ev.