Oku Ama…

e-Posta Yazdır PDF

Dünyayı değiştiren yüz kişi diye meşhur olmuş kitapları hepiniz biliyorsunuzdur. Büyük yanlışlar içeren bu kitapların en büyük yanlışı ise isminden kaynaklanıyor. Bu dünyayı yüz kişi değiştirmedi kardeşim, bir kişi değiştirdi. O da Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’dir. 


Bu o kadar büyük bir değişimdir ki ahirete irtihal ettiğinden beri bütün şer güçlerin O’nun kurduğu sistemi değiştirmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Tabi ki kıyamete kadar sonuçsuz kalacak bu çabalar, onları için cehennemle sonuçlanacaktır. Şimdi Peygamber Aleyhisselam’ın yaptığı bu inkılaplara bir bakalım: 


1- Çocuklarını diri diri gömen adamları merhamet pınarına çevirdi. Başkasının günahına ağlayacak hale getirdi.


2- Fuhşun yaygın olduğu bir toplumu, gözü harama kayarsa bir ömür gözyaşı ile temizlemek için yemin eden adamlar haline getirdi.


3- Küresel sömürü sistemi olan faizi, ayaklarının altına aldı.


4- Şeytan olarak tanımlanan kadının ayaklarına cenneti serdi. Tabi ki anne olmak kaydıyla. 


Bu listenin uzayıp gideceği malumunuzdur. Biz burada kesip asıl meselemize gelmek istiyorum. Bütün bu değişimin nereden başladı, nasıl başladı bu sorunun cevabı bizim için çok önem arz ediyor. Zira o gün ki şartların hepsi ne yazık ki günümüzde de mevcut. Toprağa olmasa da televizyona diri diri gömülen çocuklar. Şeytan olarak görülmese de dondurmasından, araba lastiğine kadar alakasız bütün konularda cinsel bir obje olarak kullanılan kadınlar. Kendi evini temizlemeyi ar vesilesi sayarken, sırf para için başkasının merdivenlerini silmekten gurur duyan anneler. Camilerden daha fazla bankalar.


Peki bu kadar sorunun mevcut olduğu Arap Yarımadası’nda Allah Azze ve Celle, putları kırın diye mi ilk emri indirdi? Kadınlara iyi davranın onlar bir çiçektir diye mi geldi ilk emir? Yoksa çocuklar masumdur onları gömmeyin diye mi? Herkes dursun ve düşünsün lütfen bu kadar sorunların arasından Allah Azze ve Celle hiçbirini seçmiyor ama ne buyuruyor? Oku diye emir buyuruyor. Çünkü bu saydığımız bütün kötü işlerin hepsi cehalet ürünüdür. Bir yerde kara kalpli insanlar varsa bunun nedeni cehalettir. Bir yerde mide bulandıran hadiseler meydana geliyorsa bu cehalet ürünüdür. Bir yerde büyüklere saygı gösterilmiyorsa bu cehalet ürünüdür. 


Peki bu okuma emrini şöyle anlayabilir miyiz? Her önüne geleni oku. Oku da nasıl okursan oku. Kimin adıyla okursan oku. Ayetin devamına baktığımızda bunun böyle olmadığını görüyoruz. Oku ama her önüne geleni değil, O’nun onayladıklarını oku. Oku ama düz bir okuma ile değil tefekkür ederek, düşünerek oku. Oku ama “Yaradan Rabb’inin Adıyla” oku. Zaten O’nun istediklerini, O’nun istediği  şekilde ve O’nun adıyla okumadıktan sonra cehalet ortadan kalmayacaktır. Kalkacak olsaydı biz Asr-ı Saadet’i tekrar yaşayabilirdik. Çünkü o zaman kemiklere, deri parçalarına yazılan Kur’an-ı Kerim sahabenin hayatını değiştirdiği halde bugün camiler ve evler Kur’an-ı Kerim dolu olduğu halde biz her geçen gün merkezden uzaklaşıyoruz. Eğer bu gidişe dur demek istiyorsak başlayacağımız yer belli. Ve unutmayalım:


İlk emri OKU olan Allah Teala’nın ilk sorusu da OKUDUN MU olacaktır.