Biz Osmanlıyız

e-Posta Yazdır PDF

Belki hak etmiyoruz,  hakkını veremiyoruz ama  biz Osmanlıyız. Elbette ki Ası-ı Saadet dönemini en önde tutuyoruz ama o dönemden sonra İslami uygulamalar içerisinde, Kur’an ve sünnete en uygun olanın Osmanlı sistemi olduğuna inanıyoruz. Şu ayrımı yapma gereği hissediyoruz ki, Saltanatçı değiliz, Osmanlıyız.


Osmanlının kuruluş ve yükseliş yıllarını İslam’ın ve Müslümanların altın çağı olarak görüyoruz. Osmanlı’nın kitaba, sünnete uygun,  her özelliğini, meziyetini, hasletlerini beğenir ,örnek alırız. Hataları olmuşsa ki mutlaka olmuştur onları tenkit eder fakat;  Osmanlıyı terk ve reddetmem. Osmanlı da din ve devlet birliği vardı devlet dine hizmet etmekle dini yüceltmekle yükümlü idi.


Osmanlı 700 çadırdan müteşekkilken iki küçük şehri alıp, oradan da büyük bir cihan imparatorluğu kurmuştu. Osmanlı sadece Müslimlerin değil gayr-i Müslimlerin de sahiplendiği huzurla yaşadığı cihan şümul bir devletti.


Osmanlı öylesine adil bir devletti ki İstanbul’dan Orta Avrupa’ya giden 150 bin kişilik ordu, üç yüz topuyla on binlerce atı, devesi, hayvanıyla, bir yığın ağırlığıyla; bir tek ekili tarlaya, bir tek bağa bostana, bahçeye zarar vermeden yol alır bu disiplin ve hassasiyetiyle düşmanlarını bile kendine hayran bırakırdı...  Öylesine muazzam bir güçten bahsediyoruz ki koskoca  Akdeniz, Karadeniz onun toprakları içerisinde göl mesabesindeydi.


Osmanlılar beş vakit namaz kılar, ehli sünnet İslamlığına bağlı, bozguncu, ifsat edici gayretlere fırsat vermez, onları ilmi olarak çürütüp  tarihin çöplüğüne mahkum ederdi.


Onlar İslam’a uygun tasavvufa ve tarikata izin verir; ahlaksız ve şarlatanları örnek gösterip dergah düşmanlığı yapmazdı. Osmanlı öylesine dindardı ki yıkılış dönemine kadar tüm okullarında ,Müslüman öğrencilere vakit namazlarını cemaatle kıldırıp, sadaka taşlarını bize miras bırakmıştı.


Osmanlı tesettüre önem vermekle beraber tarih de hiçbir devlet Osmanlı kadar kadınların izzetine kıymet  vermemiş, onları koruyamamıştır. Kadınlarının ve kızlarının hayatın olması gereken her noktasında görev almalarını sağlamakla beraber, asli vazifesini unutturup fıtratlarının  bozulmasına da fırsat vermemiş, yıkılana kadar tek bir  Müslüman hanımın başının açık gezdirmemiştir.


Sultan II. Abdulhamid’i severiz  O üç kıtanın son hükümdarı, hakiki halifelerin sonuncusudur. Sultan Mehmet Vahidettin asla vatan haini değildir. Bu  iddiaların bir  geçerliliğinin kalmayışını, bu iftiralara  kendini 30’lu yıllarda zanneden  at gözlüğü takmış birkaç kişi  dışında kimsenin itibar etmediğini görmekten  de mutluyuz.


Osmanlı;  Süleymaniyeleri, Selimiyeleri ,Sultan Ahmet Camilerini inşa etmiş.  Barbarosların, Mimar Sinanların, Fuzulilerin, Şeyh Galiplerin devletidir. Eski Sultan Ahmet Cezaevi’nin şimdilerde turistik bir otel olduğunu düşünürseniz, batış devrinde bile bir hapishaneye o güzelliği vermesine hayran olmaktan  kendinizi alamazsınız.Osmanlının Ölüsü bile  nice devlete örnek teşkil edecek güzelliklere haizdir.


İstanbul’u feth eden Sultan Fatih Hazretleri Resulullah (sav) efendimizin ‘o ne güzel kumandandır’ övgüsüne mazhar olmuştur. Bir çok Osmanlı Padişahı keramet ehli olup Allah (cc)‘a has kul  olacak derecede mütedeyyindir. Biz  Asya Hun’u, Kök Türk Devleti’ni, Emevi, Abbasi devletlerini  örnek almayız,  Osmanlı devletini örnek alırız.  Arnold Toybee ‘Eflatun’un  Cumhuriyetine realitede en çok yaklaşan sistem Osmanlı Devletidir ’demiştir. Fütühat-ı  İslamiyye  yazarı Şafi reisül uleması Ahmet Zeyni Dahlan: ‘Hülafa-i Raşidin den sonra  kitap ve sünnete en yakın devlet Osmanlı Devleti’dir demiştir. Biz bir Müslüman olarak bu topraklarda yaşıyorsak   Osmanlının himmeti ve  cihadı sayesinde yaşıyoruz. Osmanlı devleti resmen yıkılmış olabilir; ama bizim gönlümüz resmiyete bakmaz gönülleri feth etmeye davam etmektedir, kıyamete kadar da mevcudiyetini koruyacaktır biiznillah.


Bizler de bu gönüllerin fatihi Devlet-i Aliyye’nin efradı olarak ona pek layık olmasak da o uğurda gayretimize, Rabbimizi şahit tutuyor. Onun düşmanlarını düşmanımız ,ona dost olanları da dost bilmeye söz veriyoruz.