Gemileri Karadan Yürüten Sultan

e-Posta Yazdır PDF

29 Mayıs 1453 milletimizin şanlı tarihinin bir başka sayfasıdır.Hem ne sayfa sadece bizi değil tüm dünyayı etkileyen ,çağ açıp çağ kapatan,yeni dönemlere kapı aralayan .Azmin ve inancın zaferidir olan 29 Mayıs 1453’te nice tecrübeli kralların,imparatorların ,sultanların ,padişahların alamadığını 21 yaşında bir genç padişaha nasip olduğu gündür .İman varsa imkan da vardır sözünün ispatı, inanmış bir insanın önünde hiçbir engel olamayacağının kanıtıdır.


Sevgili öğrencilerim değerli okurlar; Fatih nasıl olunur, fetih nasıl gerçekleştirilir konusunu biraz irdelemek istiyorum bu yazımda. Öncelikle Fatih olabilmenin ilk şartı ebeveynlerde saklıdır. Dünyanın sultanlığından vazgeçecek kadar engin gönüllü bir baba (II.Murad), bütün varlığını hayır işlere adayan, evladını abdestsiz emzirmeyen bir annedir ilk şart. Bir de hocaları,üstatları, öğretmenleridir. Fatihi donatacak kişiler. O dönem eğitime, öğretmene verilen ehemmiyeti şu manidar olayda çok net görebiliyoruz. Kızılcık sopa ile derse giren Molla Gürani, şehzade Mehmed’in: o sopayı ne yapacaksınız sorusu karşısında, üstünüze konan tembellik tozlarını sileceğim cevabı. Şehzadenin babası olan sultana şikayeti; II. Murad’ın destursuz sınıfa girişi ile beraber onu sınıftan çıkaran hoca karşısında iki büklüm hürmetle sınıfı terk etmesi ve Fatih olacak Mehmed’in kafasın da beliren bir hüküm: “Hocalık -öğretmenlik ;sultanlıktan daha muteber bir meslekmiş.” Yani nasıl fetihler Fatihsiz olmazsa, Fatihler de eğitimsiz olmayacağının göstergesidir II.Mehmed.


Tahta ikinci gelişinde 19 yaşındadır ve  kafasında hep o inanç vardır “ya İstanbul beni alacak ya ben İstanbul’u’ .Bu gaye için çalışmaya daha önce kafasında yaptığı planları hayata geçirmeye başlamıştır.Önce Karaca paşa ile İstanbul’un çevresindeki kaleler fethedilmiş,sonra Rumeli Hisarı üç buçuk ayda tamamlanmış, Şahi topları dökülmüş ve 6 Nisan’da kuşatma başlamıştır. Bütün çabalara rağmen surlar yıkılamıyor top atışlarını biraz daha yakından yapma gereği duyuluyordu.Üstüne üstelik haçlılar da Bizans için toplanmış harekete geçmek üzereydiler. Dışarıda bu olumsuzluklar yaşanırken II. Mehmed divanı toplayıp istişare etmek niyetindeyken, babasının tecrübeli kelli felli vezirleri: vazgeçelim bu sevdadan demektedirler. Tüm bu imkansızlıklara karşı divanda yaptığı konuşmada: “Ben benden öncekilere benzemem” çıkışı ve Haliç’e inme fikrini ortaya koyması herkesi şaşırtmıştır; çünkü Haliç’in önü büyük zincirle kapatılmış gemileri oraya sokmanın mümkünatı görülmemekteydi.


Ama II.Mehmed kendisinden öncekilere benzemediğini ifade etmiş bunu ispat edercesine kendisinden önce hiç yapılmamış, gemileri karadan yürütme planını dile getirmiştir. Bu ifade karşısında herkes birbirine bakmış Halil paşa sultana: siz ne dedüğüzü  bilmezsünüz gemi dediğin derya da gider kara da ne işi ola? ifadelerini şaşkınlık içinde söyleyince, Fatih daha şaşırtıcı bir cevapla karşılık vermiştir: “Ben ne dediğimi bilirim gemiler karadan gidecek, karadan gitmezse, havadan uçacak ama o gemiler o Haliç’e girecek.” İfadesini kullanarak tam inanmış adam nasıl olur onu ortaya koymuştur. Nitekim planını yapmış, projelerini kafada bitirmiş, her şey tam da istediği gibi oluvermiştir. 26 Nisanı 27 Nisan’a bağlayan gece 27 pare kalyon Haliç’in surlarına indirilmiş. Takiben toplu sabah namazı, şahadet niyazları ve taarruzun ardından, Ulubatlı Hasan’ın sancağı konstantinepolis’in surlarına dikmesi ile beraber  II.Mehmed’in Fatih oluşu.


Bizim aynı tarihin evlatları olarak yeni harikalar ortaya koyma vaktimiz gelmedi mi? Bence geç bile kaldık, madem ki biz Fatih Sultan Mehmed Han hazretlerinin torunuyuz o zaman tıpkı dedemiz gibi biz de bu zulüm, göz yaşı,katliam ve sömürü çağını kapatıp; adalet, hoşgörü ve barışın çağını başlatmak durumundayız. Kim mi yapacak? Biz elbette çünkü biz çok değerliyiz. Bayrak şairimizin dediği gibi: sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden, senin de destanını okuyalım ezberden, haberin yok gibidir taşıdığın değerden, el de sensin dilde sen gönüldesin baştasın Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.


Bu dizelere layık olan nesiller olmamız temennisiyle …


Saygılarımla…