İslam Kardeşliği

e-Posta Yazdır PDF

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de Hucurat suresi 10. ayette İslam dininin birçok hükmünün temelini oluşturan ve İslam düşüncesinde gerek fert gerekse toplum bazında insani ilişkilere yön veren esasların nokta-i nazarını teşkil eden ana esası beyan etmiştir:

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ

“Mü’minler ancak kardeştir.”

Vahiy silsilesinin son meyvesi olan, tüm insanlığın dünya ve ahiret mutluluğunu amaçlayan Kur’an-ı Kerim, hem Efendimiz (sav.) zamanında hem de O’nun mutahhar ruh-i şerifelerinin ahirete irtihalinden sonra İslam toplumunun ilk nüvelerini oluşturan sahabe efendilerimiz tarafından anlaşılmaya çalışılmıştır. İslam toplumunun ilk sistematik kardeşlik örneği hiç şüphesiz Medineli vefakâr müslümanlar ile bütün işkence ve zorbalıklara rağmen imanını muhafaza eden Mekkeli cefakâr Müslümanlar oluşmuştur. Gelecek yüzyıllara örneklik teşkil eden bu kardeşlik anlayışı bilahare Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerin doğru anlaşılması ve yaşantılarla hayata yansımasından kaynaklanıyordu. Bu bağlamda ortaya çıkan kardeşlik hukuku tüm İslam coğrafyasında egemen kılınmaya çalışılmış, bütün bir insanlık da bu güzel anlayıştan nasibine düşen muameleyi görmüştür. 

Efendimiz (sav.) gerek uygulamaları gerek yönlendirmeleri gerekse kendi yaşantısı ile insanın sevme melekesinin en nadide parçası olan ‘Allah için sevmek’ anlayışını mü’minlerin zihinlerine, kalplerine, yaşantılarına, her türlü hal ve hareketlerine yerleştirmeye çalışmıştır. Mü’minler toplumunun, İslam ümmetinin ilk nüvelerini oluşturan sahabe-i kiram efendilerimizin, asırlara öncülük edecek, rehber ve kılavuz olacak kardeşlik anlayışını ve aralarındaki ünsiyeti ‘Allah için sevmek’ temelleri üzerinde yükseltmiştir.

Hz. Peygamber (sav.) İslam dinini tebliğ ederken renk, ırk, cinsiyet ve sosyal statü ayrımı gözetmemiş, İslam kardeşliğinin önündeki her türlü engeli ortadan kaldırmış, bütün inananları kardeş ilan etmiştir.

Medine-i Münevvere’ye gelince Ensar ile Muhacirler arasında akdettiği kardeşlik de İslam kardeşliğinin simgesi haline gelmiş ve Allah için sevme modelinin en güzel örneğini Ensar ve Muhacir vasıtasıyla bütün bir beşeriyetin önüne sunmuştur. Kur’an’ı Kerim de onların bu güzel kardeşliklerini kıyamete kadar gelecek insanlara örnek olmak üzere zikretmiştir: “Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim ki nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler.” (Haşr 59/9).

Gerçekleştirilen bu kardeşlik ilişkisi içerisinde her iki kardeş de birlikte çalışıp kazançlarını bölüşmüş hatta nesep kardeşleri gibi birbirlerinin mirasçısı olmuşlardır. Bugünün şartları çerçevesinde düşünecek olursak Allah’ın rızasını gözetmeden, bu sevginin muharrik gücü olmadan böyle bir uygulamayı gerçekleştirmek tahayyül bile edilemez denilebilir. Kapitalist ve materyalist düzen içerisinde insanların sadece kendi benliğini düşündüğü, anlık zevkleri uğruna yeni nesillerin –kendi nesillerinin- geleceğinden çalarak gözünü bile kırpmadan yaşam kaynağı olan doğasını katlettiği günümüzde, ona diğer bir insanın ihtiyaçlarını hiçbir maddi ve manevi çıkar, fayda beklemeksizin karşılatan sadece ve sadece o insanı Allah rızası için sevmesidir.

Efendimiz (sav.) “Mü’min bir kimse kardeşini sevince ona bildirsin” buyurmuştur. (Tirmizi, Zühd 59). Çünkü bu durum karşılıklı muhabbetin dostluk ve güven duygusunun gelişmesine ve kardeşlik hukukunun gereklerinin yerine getirilmesine, Allah’ın da kendisini sevmesine vesile teşkil eder. Aynı şekilde O (sav.) kardeşler arasında sevgisizliği, kötü niyet ve düşünceleri, nefreti ortaya çıkarıcı davranışlardan uzak durulmasını öğütler. Bu minvalde “Mü’min bir kişiye, müslüman kardeşini hakir görmesi, ona değer vermemesi kötülük olarak yeter” (Müslim, Birr 32) buyurarak din kardeşlerine karşı ne derece dikkatli olunması gerektiğini hatırlatır. Sadece müslümanlara değil İslam davetine muhatap olan herkese peygamberleri üzerinden mesajlar vermiştir. Bütün peygamberlerin kardeş olduğunu söyleyerek diğer dinler ve ümmetler arasında oluşması muhtemel sürekli nefreti, kavgayı ve tarih boyunca örnekleri çok görülmüş olan insan zayiatını önlemeyi hedeflemiştir. Aslında bu dünyamız için bir ışıktır. Ahiret gününün elim ve şedid zamanlarında birbirine ihtiyacı olan insanların, en aşağısı ahiret azığı ve en yücesi Cemalullah olan hüsn-ü netice için dünya hayatında da birbirlerine şiddetli ihtiyaçları olduğu anlaşılmaktadır. Allah ü Teâla’nın nizam için vazettiği bütün emir ve nehiylerin kullarının hep iki cihan saadetine yönelik olduğu bu gerçekle de bir kez daha gözler önüne serilmiştir.