Tesettür Allah’ın Emridir

e-Posta Yazdır PDF

Sözlükte “örtünmek, kuşanmak; başkaları ile kendisi arasına perde koymak, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek” anlamlarındaki tesettür, terim olarak ilgilileri ve ölçüleri dinen belirlenmiş örtünme yükümlülüğünü ifade eder.


Namaz kılmak, zekat vermek, hacca gitmek ne kadar farz ise, tesettür de o kadar farzdır ve Allah’ın emridir. Yani birilerinin bir zamanlar iddia ettiği gibi teferruat değildir. Oruç ibadeti nasıl tüm semavi şeriatlarda varsa (Bakara, 2/183), tesettür de tüm semavi şeriatlarda vardır.  Hz. Âdem ile Havva Cennette yasak ağaçtan yediklerinde avret yerleri açılmış ve ağaç yapraklarıyla avret yerlerini örtmüşlerdi (A’raf, 7/22). Hz. Âdem’in ilk peygamber olması örtünmenin bütün ilâhi dinlerde olduğunu gösterir.

Dolayısıyla inanan insan için örtünmek bir zorunluluktur. Bu anlamda insan kendisine göre örtünmenin sınırlarını belirleyemez. Belirleme yetkisi Allah Teâlâ’dadır ve dinin temel kaynağında bu durum açıkça belirtilmiştir. O zaman inanan insanın yapacağı Kitab’a uymaktır yoksa kitabı kendisine uydurmak değildir.


Kur’an-ı Kerim’de kadının örtünmesi ve dışarıdaki kıyafetiyle ilgili iki ayrı düzenleme vardır. Kadınların örtünmesi ile ilgili âyet şudur: “Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (Nûr, 24/31). Bu âyet örtünmenin nasıl olması gerektiğini ve kişinin mahremlerini belirlemektedir.

Âyette geçen “Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.” ifadesine iki farklı yorum getirilmiştir. “Kur’an’da başörtüsünün yakayı/göğsü kapatacak biçimde bağlanması emrinin anlamına yönelik iki açıklama vardır. Bunlardan birine göre o dönemde Arap kadınları başlarını örtüyorlar, fakat başörtüsünün uçlarını sırtlarına doğru attıkları ve gömleklerinin yakaları da açık olduğundan boyun ve gerdanları görünebiliyordu. Başörtüsünün göğsü de kapatacak şekilde bağlanmasının önerilmesi, giyilen gömleğin yakasının göğsü tam örtmemesinin sakıncasını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Diğer bir açıklamaya göre bunun sebebi, kadınların saçlarının yanında küpelerinin ve boyunlarının örtülmesinin de amaçlanmış olmasıdır. Sonuç bakımından bu iki açıklama arasında önemli bir fark yoktur. Âyette geçen “hıfz-ı fürûc” ifadesi, bazılarınca iffeti korumak veya zinadan kaçınmak şeklinde yorumlansa da yaygın kanaate göre Kur’an’da geçtiği diğer yerlerden farklı olarak burada “mahrem yerlerinin örtülmesi” anlamındadır. Aslında bunlardan ilki tesettürün uzak, ikincisi yakın amacı kapsamında değerlendirilebilir.” (Apaydın, H. Yunus, “Tesettür”, DİA, XL, 538-543).


Kadınların dışarıdaki giysilerinin nasıl olması gerektiğini ise şu âyet belirlemektedir: “Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.” (Ahzâb, 33/59). Âyete göre, ergenlik yaşına ulaşmış her kadın bu emirlerin muhatabıdır ve bu şekilde davranmak Mü’min kadınlara farzdır. Bu âyetlerdeki emirler bağlayıcıdır ki şu âyette çok yaşlı kadınlara dışarı çıkarlarken biraz esnek davranılmıştır: “Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, zinetleri (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin (bazı) elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. İffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.” (Nûr, 24/60).


Şöyle bir soru akla gelebilir: “Tesettür tamamen bayanlara mı âittir?” Elbette öyle değildir. Yukarda tamamını verdiğimiz âyetten “Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler…” (Nûr, 24/31) bir önceki âyette Rabbimiz Mü’min erkeklere şöyle emretmektedir: “(Rasûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.” (Nûr, 24/30). Yani hitap her iki cinse ve aynı ifadelerle kullanılmıştır: “Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar ve ırzları korusunlar.”  Kadınlar kadar erkekler de haramdan sakınmak ve iffetli olmak zorundadırlar.


Namazın farzlarından birisi de setr-i avrettir yani namaz kılacak kişinin namazının kabul olma şartlarından birisi namazda örtünme ile ilgili kurala uymaktır. Bu kadınlarda el ve yüz hariç bütün vücudun örtülmesi; erkekler de ise göbekle diz kapağı arasıdır. Hz. Âişe’den nakledilen rivayette Allah Rasûlü şöyle buyurdu:  “Allah Teâlâ ergenlik çağına ulaşan kadının namazını başörtüsüz kabul etmez.” (Ebû Dâvud, Salât, 84/641; İbn Mâce, Tahâret, 132/655).


Örtünmede de Kuralı Rabbimiz Belirler


Müslüman bir hanımın yabancılara hangi uzuvlarını gösterebileceğini bizzat Allah Rasûlü tarif etmektedir: Hz. Aişe’den rivayet edildiğine göre Esma, binti Ebî Bekir (bir gün) üzerinde ince (bir elbise) ile Rasûlüllah’ın (s.a.v.) yanına gelmişti. (Hz. Peygamber) ondan yüzünü çevirdi “Ey Esma! (şurası) muhakkak ki, kadın ergenlik çağına erişince on(un vücudun)dan şundan ve şundan başkasının görünmesi uygun olmaz” dedi ve (kendi) yüzü ile elini işaret etti. (Ebû Dâvûd, Libâs, 31/4104).


Örtünmede Bazı Ayrıntılar


Örtünme kuralı böyle olmakla birlikte Allah Rasûlü toplumda bazı yanlış anlamaları da önlemek için ayrıca bazı ölçüler de getirmiştir. Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre: Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cehennemliklerden görmediğim iki sınıf vardır. (Biri) Yanlarında sığırkuyrukları gibi kamçılar bulunup, onlarla insanları döven bir kavim! (Diğeri) Giyinmiş çıplak sallanarak yürümeyi öğreten kırıtkan, başları Horasan develerinin eğilmiş hörgüçleri gibi bir takım kadınlar! Bunlar cennete giremeyecek, onun kokusunu da duyamayacaklardır. Halbuki onun kokusu şu kadar ve şu kadar uzaktan duyulacaktır.” (Müslim, Libâs, 125/2128).


Kadınların saçlarını gösterecek şekilde ince başörtüsü takınmaları uygun değildir. Alkame b. Ebi Alkame annesinin şöyle dediğini rivayet eder: “Abdurrahman’ın kızı Hafsa’nın başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü olduğu halde Hz. Âişe’nin huzuruna girdi. Hz. Âişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı.” (İmam Mâlik, Muvatta, Libas, 4/3383; ayrıca İbn Mâce, Tahâret, 132/654).

 

Tesettürle ilgili İslam genel kurallar belirlemiş fakat bunun mahiyetini kültüre bırakmıştır. İslam âlimlerinin genel kanaatine göre dinin örtünme ile ilgili emrettiği bir kıyafet şekli yoktur. Söz konusu kıyafet zamana ve mekana bağlı olarak örf ve âdete göre değişiklikler gösterir ve çok defa farklı isimlerle anılır. Asıl olan mahrem yerlerini örtecek ve vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde geniş olmasıdır. Bu anlamda kıyafetin şekli ve rengi de önemli değildir. 


Örtünmede Hikmetler


Şüphesiz Rabbimizin emrettiğinde birçok hikmetler vardır. Hakikatte Müslüman olarak hikmeti ne olursa olsun o emri alır ve sorgulamaksızın kabul eder ve hayatımıza uygularız. Çünkü Rabbimiz iyi olanı emreder kötü olanı yasaklar. (A’raf, 7/157). Bununla birlikte örtünmenin birçok hikmetleri olabilir. Bunlardan birkaçı şöyledir: 


a.Örtünme Fıtrîdir

Örtünme, insanlık tarihi kadar eskidir.  İnsan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. “Böylece (şeytan) onları (Adem ile Havva’yı) hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar…” (A’raf, 7/22). Bu âyete göre Hz. Âdem ile Havva ilk insan olmaları nedeniyle örtünmenin fıtrî olduğu kadar insanî bir eylem olduğu da anlaşılmaktadır. Örtünmede insanın cinsiyetinin değil; kişiliğinin ön plana çıkarılmadır. Dolayısıyla kişiliğinizi öncelemek yerine; bilgi ve beceriyi öncelemek daha önemlidir. 


b.Takvalı Olmak

Örtünmede belki de en önemli hikmet edep yerlerini koruyarak kişinin kötülüğe düşmesine engel olmaktır. “Ey Ademoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi). Ey Âdemoğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık.” (A’raf, 7/26-27). Elbise nasıl vücudun ayıp yerlerini, kusurlarını örter ve insanları soğuktan ve sıcaktan korursa; takva da kalbin kusurlarını örter. Elbise nasıl insanı güzel gösterirse ona bir estetik verirse, takva da insanı güzel gösterir ve ona bir ahlak güzelliği verir. 


Rabbimiz özellikle peygamberin hanımları şahsında bütün Mü’min kadınlarından “açılıp saçılarak dışarıya çıkmalarının uygun olmadığını, kendilerine yakışanı yapmalarını” istemektedir: “Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah’tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Rasûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.”  (Ahzâb, 33/32-33).

Mü’min kadın ve erkekler sosyal şartlar gereği bazen konuşmak zorunda kalırlarsa aralarındaki mesafeyi korumaları gerektiğini Rabbimiz şöyle ifade etmektedir:  “Ey iman edenler! Siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe, Peygamber’in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber’i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber’in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah’ın Rasûlü’nü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu Allah katında büyük bir günahtır.” (Ahzâb, 33/53).


Evleneceklerin eş seçiminde birinci önceliği takva olmalıdır. Evlilikte güzel olmak önemli olmakla birlikte fakat birinci öncelik veya birinci tercih sebebi olmamalıdır. Birinci öncelik ahlak güzelliği ve dini duyarlılığı olması tavsiye edilmektedir. Çünkü güzellik geçicidir fakat ahlak güzelliği yaşam boyunca vardır. “Kadın dört şey için nikâh edilir: Malı, asaleti, güzelliği ve dini. Sen dindar olanlarına talip ol ki huzurlu bir hayat yaşayasın!” (Buhârî, Nikah, 15/5090; Müslim, Radâ, 53/1466, 54/1467).


c.Sıcaktan ve Soğuktan Korunmak

Örtünmenin bir hikmeti de insanları soğuktan ve sıcaktan korumaktır. “Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yaptı ve sizin için davar derilerinden gerek göç gününüzde, gerekse konaklama gününüzde, kolayca taşıyacağınız evler; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından bir süreye kadar (faydalanacağınız) bir ev eşyası ve bir ticaret malı meydana getirdi. Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı. Dağlarda da sizin için barınaklar yarattı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar yarattı. İşte böylece Allah, Müslüman olmanız için üzerinize nimetini tamamlıyor.” (Nahl, 16/80-81). Diğer canlılarda kendilerini sıcaktan ve soğuktan korumak için başka etkenler varken insan bundan mahrumdur ve elbiseye muhtaçtır. Elbise sayesinde soğuktan, sıcaktan ve birçok hastalıklardan korunur ve yine elbise sayesinde temiz bir insan olmuş oluruz. 


d.Güzel Görünmek

Elbise, insanoğlunu birçok etkenlerden koruduğu gibi aynı zamanda ona güzel bir görünüm ve estetik verir. “Ey Ademoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık…” (A’raf, 7/26).


Rabbimiz, Müslümanlardan her mescide gidişlerinde güzel elbiselerini giymelerini ve her konuda olduğu gibi bu konuda da israfa kaçılmamasını istemektedir. “Ey Ademoğulları! Her mescide gidişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez. De ki: Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle kıyamet gününde müminlerindir. İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.” (A’raf, 7/31-32). 


Kimsenin Mazereti Kalmamıştır


Yıllarca kamu kurumlarında, okullarda, üniversitelerde başörtüsüyle ilgili sıkıntılar yaşandı. O sıkıntılı günler bir daha gelmesin diye hem dua etmek hem de çalışmak gerekmektedir. Rabbimiz bize daha önce hayal dahi edemeyeceğimiz şekilde bu anlamda büyük lütuflarda bulundu. Dolayısıyla bunun kıymetini bilmek gerekir. 

Kılık kıyafet konusunda sıkıntı olduğu yıllarda bazıları tesettüre girmek için birçok mazeretler ileri sürerlerdi. Artık kimsenin yanında bir mazereti kalmadı. “İnandım ve dinimi yaşamak istiyorum” diyen her hanımefendi tesettüre girmek zorundadır. İslami duyarlılığı olanlar çocuklarını bu konuda teşvik etmelidirler. Nasıl çocuklarımızın ibadetinden, ahlakından sorumlu isek aynı şekilde onların tesettürlü olup olmamasından da sorumluyuz. “Şimdilik serbest bırakalım da ilerde (evlenince vb.) tesettüre bürünür” dememek gerekir. Çünkü atalarımız “Ağaç yaşken eğilir” demişler. Ayrıca onlar, ebeveynleri olarak bizlerin sorumluluğundadır ve Allah bizi onlardan dolayı hesaba çekecektir. “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.” (Tahrim, 66/6). “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumludur. İnsanlara hükmeden emîr bir çobandır; o sürüsünden sorumludur. Kişi ailesi fertlerine çobandır. O da onlardan sorumludur. Kadın kocasının evine ve çocuklarına çobandır; o da onlardan sorumludur. Köle, sahibinin malına çobandır; o da ondan sorumludur. Dikkat! Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumludur.” (Buhârî, Cuma, 11/893, Nikah, 81/5188, 90/5200, Ahkâm, 1/7138; Müslim, İmâre, 20/1829).    


Sonuç olarak; Kur’an, kadın ve erkeğe belirli kimselere karşı belirli ölçülerde, tesettür yükümlülüğü getirmiştir. İslam’ın kıyafet sahasında getirdiği nizamın içinde kadının örtünmesi özel bir yer işgal eder. Örtünme emri kadın ve erkek ilişkisinin cinsiyet üzerinden değil, şahsiyet üzerinden gerçekleşmesi içindir.


Selam ve dua ile…