Tatil Anlayışımız

e-Posta Yazdır PDF

İnsanoğlu beden ve ruhtan müteşekkildir. İnsanoğlunun ihtiyaçlarını en iyi bilen Rabbimiz gündüzü çalışmak ve geceyi de istirahat için yarattığını ve aynı zamanda dinlenmenin bedenin bir ihtiyacı olduğunu belirtmektedir. “O (Allah), geceyi içinde dinlenesiniz diye sizin için yaratan, (çalışıp kazanmanız için de) gündüzü aydınlık kılandır…” (Yunus, 10/67) . “Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü de dağılıp çalışma (zamanı) yapan, O’dur…” (Furkan, 25/47). “Dinlensinler diye geceyi (karanlık) ve (çalışsınlar diye) gündüzü aydınlık kıldığımızı görmediler mi?..” (Neml, 27/86). “İçinde dinlenesiniz diye geceyi, görmeniz için de gündüzü yaratan Allah’tır…” (Mümin, 40/61).


Ruhumuzun dinlenmesi, düşünmemiz ve gördüklerimizden ibret almamız için Rabbimiz yeryüzünde dolaşmamızı istemektedir. “Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı?...” Rum, 30/9). “(Sana karşı çıkanlar) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu…” (Hac, 22/46). “Onlar, yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin âkıbetinin nasıl olduğunu görsünler! Onlar, kuvvet ve yeryüzündeki eserleri yönünden bunlardan daha da üstündüler…” (Mümin, 40/21). “Onlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur, görsünler!...” (Mümin, 40/82). “Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi?...” (Muhammed, 47/10).

Bir İşi Bitirince Hemen Diğer Bir İşe Yönel!

İslâm’ın üzerinde ısrarla durduğu konulardan birisi sıla-i rahim denilen yakın akraba ziyaretidir. Çünkü çağın gerektirdiği bir durumdur ki, insanların akrabaları her zaman yanında olamamaktadır. Bundan dolayı yılda bir defa veya bayramlarda dahi olsa uzakta olanları ziyaret etmek dinimizin istediği bir emirdir. Ayrıca insanlar, hem akraba ziyaretlerinde bulunmak hem de sağlık ihtiyacından dolayı veyahut da çağın hastalığı olan stresten ruhunu rahatlatmak için dinlenmeye ihtiyaç duymaktadırlar. Bazılarının tatil, izin veya dinlenme dediği; hiçbir iş yapmayarak âtıl bir vaziyette durmak ise dinimizin onayladığı bir durum değildir. Boş vakit konusunda Allah Rasûlü bizleri uyarmaktadır: “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.” (Buhârî, Rikâk, 1; Tirmizî, Zühd, 1; İbn Mâce, Zühd, 15).


 Müslüman için boş vakit söz konusu değil; dinlenme vakitleri söz konusudur. Çünkü Rabbimiz bir işi bitirdiğimiz zaman yeni bir işe yönelmemizi istemektedir. “Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır. Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul. Yalnız Rabbine yönel.” (İnşirah, 94/5-8). Yani Müslümanın tatili bir yerde bir işi bitirip başka bir işle meşgul olmaktır. Çalışırken yorulur, istirahat etmek için başka bir işe, ibadete, akraba ziyaretine, sağlığını korumak için bazı etkinliklere yönelir. Her anında Rabbinin rızasına uygun davranış sergilemiş olur. 


Bu anlamda insan hayatının farklı zamanlarda ağırlık vereceği durumlar olabilir. Oyun, çalışma ve ibadet insan için ayrılmaz değerlerdir. Çocukluk ve gençlik zamanında gelişimiyle de bağlantılı olarak oyun ve eğlence; olgunluk döneminde çalışma; yaşlılık döneminde ibadet. Farklı dönemlerde bunların sadece öncelenmesi değişmektedir. Yoksa insan, hayatının her aşamasında ergenlik yaşından ölünceye kadar kulluktan sorumludur. “Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” (Hıcr, 15/99). 

Son zamanların modası olan Ramazan ve Kurban bayramlarını fırsat bilerek tatil beldelerine akın etmek İslamî olarak doğru olmasa gerek. O zaman bayramların ruhuna uygun hareket edilmemiş olunur. Hiç olmasa yılda iki defa aile büyüklerini ziyaret etmek ve onların dualarını alıp gönüllerini hoş etmek gerekmektedir. Özellikle bayramlarda bir birleriyle dargın olan Müslümanlar barışmalı, büyükler ziyaret edilmeli ve küçükler sevindirilmeli her yerde bir bayram havası esmelidir.

Kazancımızı Nereye Harcadığımızdan Sorumluyuz

Toplumun ekonomik gelişmişliğiyle de bağlantılı olarak tatil denince bugün çoğu insanın aklına daha çok deniz ve lüks oteller gelmektedir. Geceliği asgari ücretlinin bir ayına karşılık gelen lüks otellerde kalmak da bunun başında gelir. Ayrıca bu otellerde yapılan israfın zaten hattı hesabı yoktur. İnsanlar kıtlıktan çıkmış gibi tabaklarına yiyebileceğinden daha fazla alarak güzelim yemek ve ekmeklerin çöpe gitmesine sebep olmaktadırlar. Biz kazandığımızdan sorumlu olduğumuz yani ailemize helal rızık temin ile mükellef olduğumuz gibi helal kazancı nerelere harcadığımızdan da sorumluyuz. “Kıyâmet gününde beş şeyden sorgulanmadıkça, kulun ayakları yerinden kımıldamaz: 1. Ömründen; onu ne ile yok etti? 2. Gençliğinden; onu nerede çürüttü? 3. Malından; onu nereden kazandı? 4. Malından; onu nereye sarf etti?  5. İlminden; onunla ne yaptı?” (Tirmizî, Kıyâme, 1/2416-2417).

Müslüman Allah’ın verdiği nimetlerin helal olanlarından israfa düşmeden istediğini yiyebilir. “Ey Ademoğulları! Her mescide gidişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’raf, 7/31). Müslüman deniz kenarında abdest gibi bir ibadeti yerine getirmek için dahi olsa israf etmemesi gerekir. Abdullah b. Amr’ın haber verdiğine göre (Bir gün) Sa’d abdest alırken Rasûlüllah (s.a.v.), onun yanından geçti ve “Bu israf nedir?” buyurdu. Sa’d de “Abdestte israf var mı?” diye sorunca, Rasûlüllah (s.a.v.) “Akan bir nehir üzerinde bile olsan evet (abdestte israf vardır.)” buyurdu. (İbn Mâce, Tahâret, 48/425). İsrafı önleyerek hem Rabbimizin emrine uygun davranmış olduğumuz gibi hem aile hem de milli ekonomiye katkı yaparak böyle tesislerin uygun fiyatlara çekilmesine katkı sağlamış oluruz. 


Şu bir hakikat ki, muhâfazakâr Müslümanların gittiği oteller diğer otellere göre daha pahalıdır. Bunda bu tip otel sayısının yeterince yaygın olmaması ve müşterilerin israf konusunda yeterince duyarlı olmamaları gibi farklı sebepler sayılabilir. Eğer israf önlenirse fiyatlar daha makul seviyelerde olabilir, dolayısıyla Rabbimizin büyük bir nimeti olan denizden herkesin İslamî kurallar çerçevesinde faydalanması da sağlanmış olur.  Müslüman hayatının her aşamasında israf, haram iş ve fillerden kaçınmalı, ibadet ve kulluktan ayrılmamalıdır.  

Tatil Öğrenciler İçin Bir Fırsattır 

Bir eğitimcinin benzetmesiyle “yarış arabaları birbirlerine tatillerde fark attığı gibi öğrenciler de birbirlerine yaz tatillerinde fark atar.” Yani öğrencilerin dönemeçleri tatillerdir. Bu anlamda veliler çocuklarını yönlendirerek hem derslerindeki hem de dini ilimlerdeki eksikliklerini tamamlamalarını temin etmeleri gerekir. Bunun için tatiller büyük bir fırsattır. Çocuklar, Kitabımız Kur’an-ı Kerim’i okuma, ezberleme ve anlama konularında Kur’an Kurslarına gönderilmelidir. Kur’an Kursları ise çocuklara el, beden ve zihin gelişimine katkı yapacak bazı etkinlikler ve yarışmalar mutlaka sunmalıdır.


Selam ve dua ile…