Mübârek Ramazan Ayına Hazırlık Zamanı

e-Posta Yazdır PDF

Allah Teâlâ insanlar içinde Hz. Muhammed’i (s.a.v.), şehirler içinde Mekke’yi aylar içinde Ramazan ayını seçmiştir. Receb ve Şâbân ayları da Ramazan ayının habercisi mübârek aylardır. Bu mübârek zamanları, mutluluğumuz için şükrümüzü, sıkıntılarımız için de sabrımızı artırmak için karşımıza çıkan önemli bir fırsat olarak görmek mümkündür. Yine Receb ve Şâban, içlerinde Regâib, Mi’rac ve Berat gecelerinin bulunduğu aylardır. Aynı zamanda bu zamanları geçmişin muhasebesini yapmak için de birer fırsat olarak değerlendirmek gerekir. Ramazan ayına hazırlık olarak değerlendirilebilecek ayların ilki Receb, ikincisi Şâban ayıdır. Bu iki ayla ilgili olarak Ebû Bekr el-Belhî şöyle demektedir: “Receb ayı ziraat (ekim) ayıdır. Şâban ayı ürünü sulama ayıdır. Ramazan ayı ise ürünü toplama ayıdır.” Yine Ebû Bekr el-Belhî şöyle demektedir: “Receb ayı rüzgâr gibidir. Şâban ayı bulut gibidir. Ramazan ayı yağmur gibidir.”

Receb ayı girdiği zaman Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dua ederdi: “Allah’ım bize Receb ve Şâban ayını mübârek kıl ve bize Ramazan ayını da mübârek kıl.”  Hadisin bir başka rivayeti ise şöyledir: “Allah’ım bize Receb ve Şâban ayını mübârek kıl ve bize Ramazan ayına ulaştır.”  


Bu hadis, halk arasında mübârek üç aylar diye bilinen Receb, Şâban ve Ramazan aylarında, özellikle bu ayların başlangıcında ve mübârek gecelerde vâizlerin sıkça zikrettiği ve kendisiyle dua ettiği bir hadistir. Bu hadisi âlimler şöyle değerlendirmişlerdir: “Bu hadis, sâlih amellere kavuşmak için faziletli zamanlarda duaya devam etmenin müstehaplığına delildir. Çünkü mü’mine ömrü ancak hayır getirir. İnsanların hayırlısı; ömrü uzun ve ameli güzel olandır. Selefi sâlihîn, ramazan orucu, hac dönüşü gibi yaptıkları bir sâlih amelin akabinde ölmeyi isterlerdi. Hatta “Kim sâlih bir amelin akabinde ölürse bağışlanır” derlerdi.  


Halk arasında yaygın olan “üç aylar” isminin kaynağı olabilecek rivayetlerden birisi de şu hadistir: “Receb Allah’ın ayı, Şâban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır.” Ramazan ayına hazırlık olarak değerlendirilecek ayların ilki aynı zamanda Araplar arasında “haram aylar”dan da kabul edilen Allah’ın ayı Receb’dir.


Receb Allah’ın Ayıdır


Receb ayı, Mekke civarında oturanların umre yapmaları için savaşmanın haram kabul edildiği “haram aylar”dan birisidir. Aynı zamanda üç aylardan da ilkidir.  Receb ayı câhiliye döneminde de ta’zim edilir ve onda savaşılmazdı. Receb ayı ile ondan sonra gelen Şâban ayına Araplar recebân derlerdi.


Üç aylardan ilki olan Receb ayında ramazan ayına hazırlık olarak nafile oruç tutulabilir. Müslim’in Sahîh’inde geçtiği gibi Rasûlüllah (s.a.v.), Receb ayını tamamıyla oruçlu geçirmeyi yasaklamış; çünkü Rasûlüllah (s.a.v.) Ramazan ayı hariç hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmemiştir. Burada şu rahatlıkla söylenebilir. Halk arasında özellikle bazı bölgelerde yaygın olan, üç ayları tutmak olarak değerlendirilen yani Receb, Şâban ve Ramazan ayını da dahil ederek üç ay peş peşe oruç tutmanın dînî dayanağı yoktur. Ramazan ayına hazırlık olarak Şâban ayında biraz daha fazla oruç tutulabilir. Receb ve Şâban aylarını tamamen oruçlu geçirmenin tavsiye edilmemesinin hikmeti, esas oruç tutmamız gereken Ramazan ayına dinç bir şekilde girilmesi içindir. Hatta şu da söylenebilir. Oruç tutan mü’min nafile oruç tuttuğunda daha hayırlı bir iş yapmasına mani olacaksa oruç tutmayıp daha hayırlı işi yapması uygundur. O halde Receb ayında da diğer zamanlarda olduğu gibi bazı yıllarda fazlaca, bazı yıllarda da çok az nafile oruç tutulabilir. Nitekim İbn Abbâs “Rasûlüllah (s.a.v.), Receb ayında oruç tutmaya başladığında biz, “bir daha oruç tutmayı bırakmaz; oruç tutmadığında da artık bir daha oruç tutmaya başlamaz” diye tahmin ederdik”  demiştir. Hz. Âişe tarafından rivâyet edilen bir rivâyette benzer ifadeler Şâban ayı için de söylenmiştir.  


Halk arasında – özellikle Türkiye’de- Receb ayının ilk perşembesini cumaya bağlayan gece Regâib Gecesi’dir. Bazılarının bu geceye has bir ibadet olarak telakki ettikleri ve adına da “regâib namazı” adını verdikleri namazla ilgili rivayet edilen hadisler ‘mevzû’dur, bâtıldır, doğru değildir.  


Receb ayının 27. gecesi de Mi’rac Gecesi olarak kutlanmaktadır. Hz. Peygamber’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya oradan da semâya yükseltildiği gecenin adıdır. Mi’rac olayını anlatmak için isrâ ve mi’rac kelimeleri kullanılmıştır. Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya yaptığı yolculuğa isrâ, oradan göklere yüksetilmesine mi’rac denilmiştir. İsrâ ile ilgili âyet meali şöyledir: “Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir.”  


Mi’racla ilgili birçok hadis vardır. Bu hadislerden birine göre, bu gecede beş vakit namaz farz kılınmış, Bakara sûresinin son âyetleri nazil olmuş, Allah’a şirk koşmadıkları sürece ümmetinin bağışlanacağı müjdesi Hz. Peygamber’e verilmiştir.  


Şâban Efendimizin Ayıdır 


Kamerî yılın Receb ayından sonra, Ramazan ayından önce gelen sekizinci ayının adıdır. Halk arasında üç aylar olarak kabul edilen ayların ikincisidir. Bu ayla ilgili rivayetlerden bir kaçı şöyledir: Üsâme b. Zeyd’den (r.a.) şöyle rivâyet edildi: 


“Rasûlüllah (s.a.v.), bazen günlerce peş peşe oruç tutar, artık orucu hiç bırakmayacak; bazen de günlerce oruç tutmaz, o zaman da neredeyse hiç oruç tutmayacak denilirdi. Oruç tuttuğu günler arasında cuma günü ister yer alsın ister yer almasın iki günde orucunu tutardı. Şâban ayında oruç tuttuğu kadar başka hiçbir günde oruç tutmazdı. Ben: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sen, bazen hiç bırakmayacakmış gibi oruç tutuyorsun, bazen de hiç oruç tutmuyor gibi oluyorsun; ama iki gün mutlaka tutuyorsun” dedim. Rasûlüllah (s.a.v.): “O iki gün hangi günlerdir?” dedi. Ben:  “Pazartesi ve Perşembe” dedim. Rasûlüllah (s.a.v.): “Bu iki gün, amellerin âlemlerin Rabbi’ne arz edildiği günlerdir. Ben, amelimin oruçluyken arz edilmesini severim” dedi. “Ey Allah’ın Rasûlü! Şâban ayında tuttuğun kadar başka aylarda oruç tuttuğunu göremiyorum (sebebi nedir?) diye sordum. Şu cevabı verdi:  “Bu (Şâban ayı) Receb ayı ile Ramazan ayı arasında insanların gafil oldukları bir aydır. Hâlbuki o, amellerin âlemlerin Rabbine yükseltildiği bir aydır. Ben, oruçlu olduğum halde amellerimin yükseltilmesini arzu ederim.”

Bir başka hadis de şöyledir:  Hz. Âişe (r.a.) dedi ki: Rasûlüllah (s.a.v.) en fazla Şâban ayında oruç tutardı. Dedim ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! En fazla Şâban ayında oruç tuttuğunu görüyorum.” Dedi ki: “Ey Âişe! Bu ayda ölüm meleğine kimin canını alacağı yazılır. Ben de ancak oruçlu iken ismimin yazılmasını isterim.”  


Bir başka hadiste ise Şâban ayı,  Ramazan ayından sonra oruç tutmanın en faziletli olduğu ay olarak belirtilmiştir. Hz. Âişe (r.a.), Rasûlüllah’ın (s.a.v.) orucundan şöyle bahsetmektedir: “Rasûlüllah’ın (s.a.v.) oruç tutmayı en çok sevdiği ay Şâbandır. Hatta onu oruçlu geçirerek ramazan ayına ulaşırdı.”  


Enes’ten (r.a.) rivâyet edilen bir hadis de şöyledir: Rasûlüllah’a (s.a.v.):  “Ramazan ayından sonra hangi ayda oruç tutmak daha faziletlidir?” diye soruldu. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ramazan ayına hürmeten Şâban ayında.” 


Şâban ayının yarısındaki geceye Berat Gecesi denir. Bir hadiste Şâban ayının yarısındaki (Berat Gecesi’nde) gecede “Bir kişinin evleneceği kişi, doğacak çocuğu, hatta o çocuğun ismi, ölecekler listesinde olup olmayacağı da belli olur” denmektedir. 


Bu gecenin faziletiyle ilgili rivayet edilen birkaç hadis meali şöyledir: “Şâban ayının yarısındaki gece oldu mu, gündüzünü oruç tutun, gecesini ibadetle değerlendirin. Muhakkak ki Allah Teâlâ o gecede dünya semasına (af, rahmet ve mağfiretiyle) güneşin batışıyla birlikte iner ve fecir doğana kadar: Yok mu benden af dileyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona sıhhat-afiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle! der.”


Bir başka rivayet de Hz. Âişe (r.a.)’dendir. O, şöyle demiştir: Rasûlüllah’ı (s.a.v.) bir gece evden çıktı. Arkasından ben de çıktım, bir de baktım ki, kendisini Bâki mezarlığında başını gökyüzüne kaldırmış olarak buldum. Dedi ki: “Allah ve Rasûlünün sana zulmedeceğinden mi korktun?” Ben de dedim ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! Senin kadınlarından birisine gittiğini zannetmiştim.” Rasûlüllah (s.a.v.) da dedi ki: “Allah Tebâreke ve Teâlâ Şâban ayının yarısındaki gecede dünya semasına iner ve Kelp kabilesinin koyunlarının yünü adedinden daha çok kişiyi bağışlar” buyurdu.  Hadiste özellikle Kelb kabilesinin zikredilmesi, bu kabilenin diğer Arap kabilelerine göre daha fazla koyun sürüsüne sahip olmasındandır.


Berat Gecesi’nde Bağışlanmayacaklar


Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah, Şâban ayının yarısındaki gecede (yeryüzündekilerin yaptıklarına) muttali olur, bütün yarattıklarını affeder. Şirk koşan ve düşmanlık güden kişiler hariç.”  


Osman b. Ebi’l-Âs’ın (r.a.) rivâyet ettiği hadiste Şâban ayının yarısındaki gecede bağışlanmayacak kişiler olarak “zina edenler ve müşrikler” Abdullah b. Amr’ın rivâyetinde ise, “düşmanlık güden ve katil kişiler” denmiştir.  


Diğer gecelerde olduğu gibi Şâban ayının on beşindeki geceyi de Müslüman istediği şekilde değerlendirebilir. Bu geceye has bazı eserlerde ayrıntısı verilen bir ibadet ve namaz şekli yoktur.


Rasûlüllah’ın (s.a.v.) Ramazan ayından sonra en fazla orucu Şâban ayında tutmasını Ramazan ayına bir hazırlık olarak değerlendirmek gerekir. Nasıl beş vakit namazda farz namazlardan önce farza hazırlık olarak sünnet namazlar kılınması tavsiye edilmişse Receb ve özellikle de Şâban ayında oruç tutmayı böyle değerlendirmek gerekir. Farz namazlardan önce ve sonra kılınan “ravâtıp sünnetler” fazilet bakımından farz namazlara dâhildir. Aynı şekilde Ramazan ayından önceki ve sonraki aylarda tutulan oruçlar da fazilet bakımından Ramazan ayına dâhildir. Böylece Ramazan ayından önceki ve sonraki aylarda tutulan oruç, diğer aylara göre daha faziletlidir. 


Ramazan ayına hazırlık olarak değerlendirilebilecek Receb ve Şâban aylarını ve bu iki ayında içinde olan Regâib, Mi’rac ve Berat Gecelerini tekdüze hayatın içinde inananlara nefes aldıran ve muhasebe yapma imkanı veren mübârek zamanlar olarak değerlendirmek gerekir. Uzun bir yolculuğa çıkan bir yolcunun yolculuk boyunca, yolculuktan kaynaklanan, kendisini bekleyen sıkıntılar olabilir. Yolculuktaki sıkıntılardan bunaldığı bir sırada mola verebileceği, dinlenebileceği bir yer bulduğu zaman ne kadar rahatlarsa, bu ay ve geceleri de hayatın karmaşası içinde bir değerlendirme vakti olarak düşünmek gerekir. Veya da şirket yöneticilerinin belirli zaman dilimlerinde şirketin genel bir muhasebesini yaparak, ne yaptık, ne yapıyoruz, ne yapacağız sorularının cevabını bulmaya çalıştıkları gibi, bu ay ve geceleri insanlar kendileri için bir muhasebe yaparak ne yaptım, ne yapıyorum, ne yapacağım sorularının cevabını bulmaya çalışmaları gerekir.


Kendisinde Kur’an’ın indiği ve içinde bin aydan hayırlı bir geceyi barındıran Ramazan ayının gölgesi üzerimizdedir. Gelin hep beraber el ele vererek önce kendimizden, ailemizden, komşularımızdan, akrabalarımızdan başlayarak bir seferberlik başlatalım. Bunun için kulluğumuzu yeniden gözden geçirerek ve bu zamanları bir fırsat olarak değerlendirerek kötü alışkanlıklar bırakalım. İbadetlerinde eksiklikleri olan mü’minler bunları telafi yoluna gidelim. Olmaması gerekir ama; üzerimizde kaza namazları varsa bunları bir an evvel ödeyelim. Kur’an okumasını bilmeyenler Kur’an ayına yaklaştığımız bu günlerde bir an evvel harekete geçelim. Kur’an’ı bilenler onu anlamaya çalışalım. Oruç ayına hazırlık olarak özellikle Şâban ayında oruç tutalım. Sadece teravih, Cuma ve Bayram namazlarında değil; diğer namazlarda da cemaate devam edelim özellikle yatsı ve sabah namazlarına. 


Selam ve dua ile…