Doğrularla Beraber Olun!..

e-Posta Yazdır PDF

İnsanoğlu toplumsal bir varlıktır. Toplumu oluşturan insanların bazısı doğruluk, güvenilir olmak gibi güzel vasıflarla bazısı da kötü özellikleriyle ön plana çıkar. Allah’ın elçilerinin ortak özelliklerinden birisi de sıdk yani doğru olmalarıdır. Yani Allah’ın gönderdiği bütün elçiler insanların en doğrularıdır. Bu haslet peygamberlerden ayrılmaz sıfatlardandır.  Doğruluğun zıddı yalancılıktır. Allah’ın elçileri, kendilerine inanmayanlar tarafından şâirlik, sihirbazlık, delilik ve benzerleri ile itham edilmişlerdir. Bu âyetlerden bir kaçının meali şöyledir: 


“Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğretilmiş bir deli! dediler.” (Duhân,14)


“İşte böylece, onlardan öncekilere herhangi bir peygamber geldiğinde hemen: O, bir büyücüdür veya delidir, dediler.” (Zâriyât, 52).


“(Rasûlüm!) Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin ne de bir deli.” (Tûr, 29). 

Rasûlüllah (s.a.v.) İslamiyeti tebliğe başlamadan önce “el-Emin” yani güvenilir kimse diyen aynı Mekkeliler bu sefer onu yalancılıkla itham etmişlerdir. “(Rasûlüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçekten senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.” (Âl-i Imrân, 184).


Bilinmesi gerekir ki peygamberler insanların en doğru, en güvenilir ve en zekileridir. Hz. Ebû Bekir (r.a.), Rasûlüllah’ın (s.a.v.) söyledikleri hakkında “o söylemişse doğrudur” derken; Müşrikler ise ona olmadık iftiralar atıyorlardı. Belki de bunlardan her birisi Rasûlüllah’a (s.a.v.) baktıkları zaman kendilerini görüyorlardı. Hz. Ebû Bekir (r.a.), karşısında yalan söylemeyen doğru bir insanı görürken; bir başkası sihirbaz, deli veya yalancı bir şâir görüyordu.


Rasûlüllah’a (s.a.v.), 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret ederken yanına ashabından sıddık (doğru insan) lakabıyla öne çıkan Hz. Ebû Bekir’i (r.a.) almıştır. Rabbimiz de doğru insanlarla beraber olmamızı istemektedir: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe, 119).


Gerçek Dostun Özellikleri


Doğru kimselerin özelliklerini Rabbimiz şöyle saymaktadır: “Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır, Rasûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekâtı verirler.” (Mâide, 55)


Gerçek dost lanet edici de olmamalıdır. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Sıddık kimseye çok lanet etmesi yakışmaz.” (Müslim, Bir, 84).


İnsan, etkileşimi hayat boyu devam eden bir varlık olduğundan dostunu seçerken titiz davranmalıdır. Allah’ın Rasûlü şöyle buyurmaktadır: “Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 16; Tirmizî, Zühd, 45). Dostların, arkadaşların birbirlerinin etkileşiminden Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle bahsetmektedir: “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın veya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın.” (Buhârî, Büyu‘, 38; Müslim, Birr, 146).


Mü’min ancak mü’mini dost edinmelidir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?” (Nisâ, 144). Allah Rasûlü ise şöyle buyurmaktadır: “Yalnız mü’minle arkadaş ol ve ekmeğini ancak takvalı kimse yesin.” (Tirmizî, Zühd, 56).


Dostlukların hem dünya hem de ahiret için olması gerektiği, muttakiler dışında edinilen dostlukların düşmanlık olduğunu Rabbimiz şöyle belirtir:  “O gün, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar (bile) birbirlerine düşman kesilirler.” (Zuhruf, 67). Bunların pişmanlıkları ise şöyle belirtilir: “O gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım! Yazık bana! Keşke falancayı (bâtıl yolcusunu) dost edinmeseydim!” (Furkan, 27-28). 


Mü’minleri dost edinenler sonuçta kazanacaklardır: “Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse, (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır.” Mâide, 56).

Selam ve dua ile…

..................................................................

*Aksaray Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi.