Dini Ve Kültürel Değerlerimizde Üç Aylar

e-Posta Yazdır PDF

“İnsanların bedenleri ve organları birbirinden farklı olmadığı halde, Cenab-ı Hakkın bazılarına ihsan etmiş olduğu akıl, anlayış, Rabbine ibadet ve taat sayesinde bu özellikler kendilerinde bulunmayanlardan elbette üstündür. Bunu inkâra imkân yoktur ve bu herkesin kabul ettiği bir gerçektir.  İşte bunun gibi bazı zamanların Allah Teâlâ’nın ihsan etmiş olduğu özellikler sayesinde diğer zamanlardan üstün olmasında bir engel yoktur. Vakitlerin de cüzleri itibariyle birbirinden farklı olmadığı halde bazı zamanların üstün olması, diğer zamanlarda olmayan bir ibadetin veya hayırlı bir işin o vakitte olmasındandır.”1

İnsan hayatı her zaman tekdüze değildir. Hayat bazen sağlıklı, bazen hastalıklı; bazen mutlu, bazen mutsuz; bazen tatlı, bazen acılı günlerle doludur. İnsana düşen, mutlu olduğunda şükretmesini, sıkıntıya düştüğünde sabretmesini bilmektir. Çünkü şükür, nimetin artmasına sebep olduğu gibi, sıkıntılar karşısında sabretmenin neticesinde de insanın Allah katında derecesini artırır. Tekdüze devam eden hayatın içinde bazı etapların olması insana nefes aldıracaktır. Şöyle de denebilir: Uzun bir sefere çıkan bir kimsenin yolculuktan kaynaklanan, kendisini bekleyen sıkıntılar vardır. Sıkıntılardan bunaldığı bir sırada mola verebileceği, dinlenebileceği bir yer bulduğu zaman ne kadar rahatlarsa, bazı ay ve günleri de hayatın karmaşası içinde bir değerlendirme vakti olarak düşünmek gerekir.

Şirket yöneticilerinin belirli zaman dilimlerinde şirketin genel bir muhasebesini yaparak, ne yaptık, ne yapıyoruz, ne yapacağız sorularının cevabını bulmaya çalıştıkları zamanlarda olduğu gibi, belirli ay ve günlerde insanlarda kendileri için bir muhasebe yaparak ne yaptım, ne yapıyorum, ne yapacağım sorularının cevabını bulmaya çalışır. “Bu durumda mübârek gün ve geceleri, mutluluklarımız için şükrümüzü, sıkıntılarımız için de sabrımızı artırmak için karşımıza çıkan önemli bir fırsat olarak görmek mümkündür.”2 Ayrıca “Günahların silinmesinde, iyiliklerin artmasıında zaman ve mekânların katkısı büyüktür.”3 Bundan dolayı bazı ayların, günlerin, gecelerin diğer ay, gün ve gecelere üstünlükleri vardır.

O halde değerlendirmek istenilen vakit ne kadar faziletli ise o zamanda yapılan ibadetten istifade de o derece fazladır. İbnü’l-Cevzî’nin dediği gibi: “Amelin sevabı vaktin şerefi nisbetinde artar; kalbin huzuru ve niyetin ihlâsı ile arttığı gibi.”4

Faziletli zamanlarda insanlar geçmişteki hataların muhasebesini yaparak, gelecekle ilgili projelerini, yapmak istediklerini belirlerler. Geçmişte yapılan hatalardan dersler çıkarırlar ve daha güvenli, daha dikkatli daha mutlu bir hayat geçirmiş olurlar. 

Mübârek zamanların önemli bir dilimi de halk arasında “üç aylar” olarak bilinen receb, şâban ve ramazan aylarıdır. “Kameri aylardan peş peşe gelen üç ay olan receb, şâban ve ramazan ayları, Müslüman halkın ortak hafızasında “üç aylar” olarak şöhret bulsa da, bu “nassî” olmaktan çok “hissî” bir kavramdır.”5 Bunların ilki receb ayıdır.

1.RECEB

Receb ayı İslâmiyetten önce savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan biri olup6  dini geleneğimizde önemli yeri olan üç ayların ilkidir. “Receb ayı câhiliye döneminde de ta’zim edilir ve onda savaşılmazdı. Receb ayı ile ondan sonra gelen şâban ayına müşrikler recebân derlerdi.”7

Receb ayının haram aylardan sayılması, senenin ortasında Mekke civarında oturanların umre yapmaları içindir.8 

Câhiliye devrinde, receb ayı boyunca savaştan ve baskınlardan uzak durulur, özellikle ilk on gününde umre ziyaretleri yapılır ve putlardan oluşan tanrılara “atîre” veya “recebiyye” denilen kurbanlar takdim edilirdi. Receb ayının Arab-ı baîde (Âd ve Semûd) döneminde “hevber”, Arab-ı ârıbe döneminde “esamm” (sağır) diye adlandırıldığı, kan dökmenin, mala ve ırza dokunmanın yasak olduğu bu ayda kavga ve silâh sesleri, imdat çağrıları duyulmadığı için bu adla anıldığı rivayet edilir.9

Bazıları receb ayının on dört hatta on yedi ismini saymışlardır.10 Receb ayına verilen bu isimlere bakarak; Arapların bu ayda savaşmadığı ve bu aya pek ziyâde değer atfettikleri söylenebilir.11

  Receb ayı Faziletli Vakitlerle ilgili kitaplarda “haram aylar” başlığı altında incelenmektedir. Halk arasında ise receb ayı daha çok üç aylar arasında sayılmaktadır. Hatta üç aylar kavramının oluşmasına sebep olan hadislerden birisi şudur: Receb ayı girdiği zaman Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle dua ederdi:

 “Allah’ım bize receb ve şâban ayını mübârek kıl ve bize ramazan ayını da mübârek kıl.”12 Bezzâr’ın Müsned’inde hadis daha çok tanındığı şekliyledir: 

“Allah’ım bize receb ve şâban ayını mübârek kıl ve bize ramazan ayına ulaştır.”13

Bu hadis halk arasında mübârek üç aylar diye bilinen receb, şâban ve ramazan aylarında, özellikle bu ayların başlangıcında ve mübârek gecelerde vâizlerin sıkça zikrettiği ve kendisiyle dua ettiği bir hadistir. 

Receb ayıyla ilgili olarak bu aya özel namaz, zekât vermek, oruç tutmak,14 umre yapmak gibi hususlar sahih rivayetlerde vârid olmamıştır.

Diğer zamanlarda olduğu gibi receb ayında da nafile oruç tutulabilir. Müslim’in Sahîh’inde geçtiği gibi Rasûlüllah (s.a.v.), receb ayını tamamıyla oruçlu geçirmeyi yasaklamıştır;15 çünkü Rasûlüllah ramazan ayı hariç hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmemiştir.16

Recep ayına ait özel bir namaz yoktur. Recep ayının ilk cuma gecesinde kılınan regâib namazının faziletiyle ilgili rivâyet edilen hadisler mevzûdur, bâtıldır, doğru değildir.17 Cumhûru ulemaya göre böyle bir namaz bid’attir. Bu namazı muteahhirîn âlimlerinin ileri gelenlerinden Hafız Ebû İsmail el-Ensârî, Ebû Bekir b. es-Sem’ânî, Ebü’l-Fadl b. Nâsır, Ebû’l-Ferec b. el-Cevzî ve başkaları zikretmişlerdir. Bu namaz ilk defa hicri dört yüzden sonra ortaya çıktığı için mutekaddimûn âlimler ondan bahsetmemişlerdir.18

2.ŞÂBAN  

Kamerî yılın receb ayından sonra, ramazandan önce gelen sekizinci ayının adıdır. Halk arasında üç aylar olarak kabul edilen ayların ikincisidir. 

 Şâban ayının fazileti onun Ramazan ayından önce gelmesinden kaynaklanmaktadır. Bilindiği gibi ramazan oruç ayıdır. Nasıl beş vakit farz namazlardan önce aynı cinsinden sünnet namazlar teşvik edilmişse ramazan ayından önce oruç tutmak tavsiye edilmiştir.  Şâban ayının faziletinden bahseden hadislere bakıldığı zaman bu rahatlıkla görülecektir. Bu örneklerden birisi şu hadistir:  

Üsâme b. Zeyd  “Ey Allah’ın Rasûlü! Şâban ayında tuttuğun kadar başka aylarda oruç tuttuğunu göremiyorum (sebebi nedir?) deyince Rasûlüllah şöyle cevap verir: 

“Bu (şâban ayı) receb ayı ile ramazan ayı arasında insanların gafil oldukları bir aydır. Hâlbuki o, amellerin âlemlerin Rabbine yükseltildiği bir aydır. Ben, oruçlu olduğum halde amellerimin yükseltilmesini arzu ederim.”19 

Câhiliye döneminde Mekkeli müşrikler receb ayını savaşmanın yasak olduğu haram aylardan sayıyorlardı. İslâmiyet döneminde de bu gelenek devam etti. Daha sonra Müslümanlar kendisinde Kur’an’ın indiği ve içinde bin aydan hayırlı bir gecenin olduğu ramazan ayına önem vermeye başladılar. Aynı zamanda câhiliye döneminden kalma bir âdet olarak receb ayına da önem verilmeye devam edilince ikisi arasındaki şâban ayı ihmal edildi. Hâlbuki o, İslâmiyette önem verilen ve kendisinde oruç tutulan ramazan ayından sonraki faziletli bir aydır. Ramazan ayına hazırlık için özellikle şâban ayının oruçlu geçirilmesi iyi olur. Bu, tıpkı farz namazlardan önce kılınan sünnet namazlar gibidir. Doğrusunu Allah bilir. 

Bir başka rivayette ise şâban ayı Rasûlüllah’ın (s.a.v.)  oruç tutmayı en sevdiği ay olarak belirtilmektedir: “Rasûlüllah’ın (s.a.v.) oruç tutmayı en çok sevdiği ay şâbandır. Hatta onu oruçlu geçirerek ramazan ayına ulaşırdı.”20

Şu hadiste ise şâban ayında oruç tutmanın faziletinin ramazan ayından kaynaklandığını bildirmektedir: Rasûlüllah’a (s.a.v.): “Ramazan ayından sonra hangi ayda oruç tutmak daha faziletlidir?” diye soruldu.  Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ramazan ayına hürmeten şâban ayında.”21

Dolayısıyla şâban ayında özellikle ramazan ayına hazırlık olarak oruç tutulabilir.

3. RAMAZAN 

Kur’an-ı Kerim’in nâzil olduğu aydır. Üç ayların sonuncusudur. Ramazan ayı cahiliye döneminde de bilinen bir aydı. Cahiliye döneminde kendisine bir kutsiyet atfedilmemiş, yani kan dökülmesi ve savaşılması yasak edilmemişti. Bu ayın ayrıcalıklı olması İslâmiyetle birlikte oldu. Bu ay on iki ay içinde ismi Kur’an’da anılan tek aydır.22 Kur’an’ın bu ayda indirilmesi, bin aydan hayırlı kadir gecesinin bu ayda olması, İslâmiyetin temel ibadetlerinden birisi olan orucun bu ayda tutulması,23 terâvih kılınması, mukâbele okunması, iftar yapılması, sahura kalkılması, itikâfa girilmesi ve fıtır sadakasının verilmesi gibi ibadetlerin bu ayda yapılması, İslam dininin dolayısıyla Müslümanların bu aya ayrı bir önem vermesine neden olmuştur.

Kendisine verilen önemden dolayı bu ay halk arasında “On bir ayın sultanı” ve “Şehr-i Mübârek” (Mübârek Ay)olarak kabul edilmiştir. Ramazan ayı Müslümanların değerlendirmek için adeta yarış yaptığı en önemli aydır.

Ramazan ayı bir hadiste “… mübârek bir ay…” 24 başka bir hadiste “Ayların efendisi…”25 olarak vasıflandırılmıştır. Bir başka hadiste ise ramazan ayı kutsal kitapların indiği ay olarak bildirilmektedir: 

“İbrahim’in (a.s.) sahifeleri ramazan ayının ilk gecesinde indirildi. Tevrat ramazan ayının altısında indirildi. İncil ramazan ayının on üçünde indirildi. Kur’an da ramazan ayının yirmi dördünde indirildi.”26

Bu hadise göre İbrahim’in (a.s.) sahifeleri, İncil, Tevrat ve Kur’an-ı Kerim ramazan ayında inmişlerdir.  Kur’an-ı Kerim’in Ramazan ayında indiği âyetle sabittir. “(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolu ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır.”27

Ramazan ayı aynı zamanda Rasûlüllah’ın (s.a.v.) Cebrail’e (a.s.) Kur’an’ı arz ettiği aydır. “Rasûlüllah (s.a.v.) her yıl ramazan ayında Cibril’e (a.s.) Kur’an’ı arz ederdi. Vefât ettiği yıl iki defa arz etti.”28

Ramazan ayının fazileti ile ilgili Rasûlüllah (s.a.v.)  “Ramazan ayı gelince semânın kapıları açılır; cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.”29  “Her kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ramazan orunu tutarsa o kimsenin geçmiş günahları affedilir.”30 “Beş vakit namaz, iki cuma ve iki ramazan büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde aralarında işlenen küçük günahlara keffârettir.”31 buyurmaktadır.

Enes’ten (r.a.) rivâyet edilen bir hadiste, Rasûlüllah (s.a.v.) “En faziletli sadakanın ramazan ayında verilen sadaka”32, Buhârî ve Müslim’de rivâyet edilen bir hadise göre “Ramazanda umre yapmanın hacca eşdeğer” veya Hz. Peygamber’le “beraber haccetmeye eşdeğer”  olduğu belirtilmiştir.33

Sonuç olarak, bazı zamanların kudsiyet bakımından birbirinden üstünlükleri vardır. Bunlar mübârek günler, geceler ve aylar olarak gruplara ayrılabilinir. Bu faziletli aylardan birisi de halk asında üç aylar diye bilinen receb, şâban ve ramazan aylarıdır.  Receb ayı özellikle cahiliye döneminde değer atfedilen en önemli aydı. İslamiyetle birlikte bu değer atfı ramazan ayına geçti. Beş vakit farz namazlardan önce nasıl sünnet namazlar teşvik edilmişse oruç ayı olan ramazan ayından önce de özellikle şâban ayında oruç tutmak tavsiye edilmiştir. 

Kaynaklar

*Aksaray Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi.

1. Vehbi, Mehmed, Hulâsatü’l-beyân, XIII, 5249- 5250.   2. Algül, Hüseyin, Mübârek Gün ve Geceler, s. 15.  3. Konevî, Sadreddin, Şerh-i Hadisi Erbaîn, (Tercüme Ekrem Demirli, Kırk Hadis Şerhi), s. 128.  4. Davudoğlu, Müslim Şerhi, VI, 514.  5. Bulut, Ahmet, Ramazanı Nasıl İhyâ Ederim?, s. 9.  6. Buhârî, Bed’ül-halk, 2, Tefsîr (sûre 9), 8; Edâhî, 5,Tevhid, 24; Müslim, Kasâme,29; Ebû Dâvûd, Hac, 27; Ahmed b. Hanbel, V, 37.  7. Cevherî, İsmail b. Hammad, Sıhâh Tacü’l-lüga ve sıhâhu’l-Arabiyye (thk. Ahmed Abdülğafur Attar), I, 133.  8. İbn Receb el-Hanbelî, Letâifü’l-maârif, s. 222, 456.  9. Günay, Hacı Mehmet, “Receb”  DİA, XXXIV, 506.  10.  İbn Receb el-Hanbelî, Letâif, s. 225.  11. Geylânî, Abdulkâdir, Gunyetü’t-tâlibîn, I,195,(Tercüme: Güner, Mustafa, Üç Aylar ve Faziletleri, s. 10- 11).  12. Ahmed b. Hanbel, I, 259; Bezzâr, el-Müsned, XIII, 117; Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, IV, 189; Heysemî, Mecmau’z-zevâid, III, 140; Sââtî, Bülûğu’l-emâni min esrâri’l-fethi’r-Rabbânî, , IX, 230- 231.  13. Bezzâr, el-Müsned, XIII, 117; Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, IV, 189.  14. Receb ayında oruç tutmanın faziletiyle ilgili hadis olarak rivâyet edilen şu söz başta basın kuruluşları tarafından yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Ebû Saîd el-Hudrî’den (r.a.) bildirilen hadiste: “Allah Teâlâ yer ve gökleri, latif ve kesif cisimleri yarattığından beri (Levh-i Mahfuz’da) ayların adedi on ikidir. Onlardan dördü hürmetli aylardır ki, bunlarda dövüşmek ve öldürmek yoktur; yasak edilmiştir. Haram aylardan biri de recebdir. Ona Şehrullah-i Esam denir.  Üçü de bir biri arkasından gelen, zilkâde, zilhicce ve muharrem aylarıdır. Recep ayı ise tektir ve şehrullahtır. Yani Allah’ın ayıdır. Bundan sonra gelen şâban benim ayımdır. Bunun arkasından gelen ramazan ümmetimin ayıdır. ..” Hadisin devamında her günkü oruca -yirmi güne kadar- farklı vaadlerde bulunulmuştur. Ayrıca bk. Geylânî, Abdulkadir, Gunyetü’t-tâlibîn, I, 198-199 (Tercüme: GÜNER, Mustafa, Üç Aylar ve Faziletleri, s.121).  Benzer hadis bk. Hallâl, Fezâilu şehri receb, s.64-67. Eseri tahkik eden Amr Abdülmün’ım bu hadisin mevzu olduğunu söylemiştir. Bu sözlerde fazlaca abartı olduğunu düşünmekteyiz. Bilindiği gibi mevzû hadisleri tanıma yollarından biri de “halkı hayırlı işlere teşvik etmek amacıyla hadis uyduranların sözlerindeki aşırı mubâlağadır.” Bu konuda bk: Kandemir, M. Yaşar, Mevzû Hadisler, s. 176-186.   15. Müslim, Libas, 10.  16. Müslim, Sıyâm, 175.  17. Ali el-Kârî, el-Esrâru’l-merfûa, s. 459; el-Edeb fî receb, s. 36.   18. İbn Receb el-Hanbelî,  Letâif, s. 228.  19. Nesâi, Savm,70; Ahmed b. Hanbel, V, 201.  20. Ebû Dâvûd, Savm, 57; Nesâî, Savm,70.  21. Tirmizî, Zekât, 28.  22. el-Bakara, 2/185.23. el-Bakara, 2/183.  24. Ahmed b. Hanbel, II, 230, 385, 425; Nesâî, Savm, 3.   25. Beyhakî, Fezâilü’l-evkât, I, 335; Şuabü’l-İmân, V, 310; Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, IX, 205.  26.  Ahmed b. Hanbel, IV, 107; Katâde’nin Vâsıla’dan bir başka rivâyetinde “Zebur, ramazan ayının on ikisinde indirildi” ilavesi vardır. Kurtubî, el-Câmî li ahkâmi’l-Kur’an, XVI, 126.  27.  el-Bakara, 2/185.  28. Buhârî, Menâkıb,25; Müslim, Fedâil, 50;Fedâilu’s-Sahâbe, 98,99; İbn Mâce, Cenâiz, 64.  29. Buhârî, Savm,5; Müslim, Sıyâm, 1-2.  30. Buhârî, Salâtü’t-Terâvîh,1; Savm,6;Müslim, Salatü’l-Müsâfirîn, 175,176.  31. Müslim, Taharet, 14- 16; Tirmizî, Salat, 46.   32.   Tirmizî, Zekât, 28; Ali el-Muttakî, Kenzü’l-ummâl, VI, 399; Suyûtî, el- Câmiu’s-sagîr, I, 50;Münâvî, Feyzü’l-kadîr, II,38.    Bu hadis “Şabân” ayı başlığı altında incelenmişti. Hadiste ayrıca şu bilgi de vardır: “Ramazandan sonra hangi ayda oruç tutmak daha faziletlidir?” sorusuna Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle cevap verdi: “Ramazana ta’zim için şâban ayında.”   33.  Buhârî, Umre, 4; Müslim, Hac, 221- 222.