Osmanlı Devleti’nde Enerji

e-Posta Yazdır PDF

Osmanlı Devleti’nde enerji ihtiyacı ve kullanımı esas olarak sanayileşme adımları ile ön plana çıkmaya başlamıştır. Bununla beraber demiryolu ağlarının 19. yüzyıl ortalarından itibaren örülmeye başlanması da Osmanlı Devleti’nde belli enerji kaynaklarının yoğun şekilde kullanılmaya başlandığını göstermektedir. Aynı zamanda 19. yüzyılda başlayan modernleşme hareketleri ile beraber enerji üretimi ve ithal enerji miktarları da paralel oranda artışlar göstermeye başlamıştır. Özellikle elektrik enerjisinin kullanımında İstanbul 6. Daire-yi Belediye’nin önemli bir yeri vardır. XX. başlarında ise Osmanlı Devleti ithalat sepeti içinde yakıt belirli yüzdelerle görülmeye başlanmış, hatta II. Abdülhamit Han Osmanlı Devleti sınırları içinde petrol haritaları çıkarttırmıştır. Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nin enerji konusundaki ilerlemeleri ve son dönemde geldiği noktalar analiz edilecekti

Giriş


XIX. yüzyılda Avrupa özellikle sanayileşme anlamında önemli ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerlemenin altında yatan temel sebep ise kuşkusuz gerçekleştirdiği “Sanayi Devrimi” olmuştur. Osmanlı Devleti’nde ise sanayi üretimi küçük el zanaatlarına dayalı olarak başlamıştır. 18. Yüzyılın başlarında ise devlet eli ile kurulan fabrikalar ortaya çıkmaya başlamıştır. Özel girişimlerin kuruduğu fabrika ve imalathanelerin ortaya çıkışı ise 1880’lerden itibaren ortaya çıkmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti’nin sanayileşme adımlarında ortaya çıkan bir önemli hususta enerji meselesi olmuştur. Bu anlamda yapılan çalışmalarda çok kısıtlı olarak kalmıştır. Bu çalışmada Osmanlı’da enerji kullanımı ve sanayileşme süreci kronolojik olarak incelenmeye çalışılacaktır. Osmanlı Devleti’nin enerji politikaları, enerji üretimi ve enerji ithalatı İpek Yolu’na bağlı kalınarak incelenecek olup, İpek Yolu’nun bu anlamda Osmanlı sanayisi üzerindeki etkisi tartışılacaktır.


Osmanlı’nın imalat alanında göze belli başlı birkaç bölge çarpmaktadır. Bunlar İpek Yolu üzerinde de bulunan Balkanlar, Batı Anadolu, Adana ve İzmit bölgeleridir. Bu coğrafyalarda sadece tarımsal üretim değil aynı zamanda sanayileşmeye yakın fabrikalaşmalar ve üretim merkezleri de mevcuttur. Bu imalathane ve fabrikalar XIX. yüzyılda daha da genişletilmiş ya da yenileri kurulmuştur. Osmanlı’nın XIX. yüzyıl sanayi yapısı incelendiğinde, çökmüş bir imparatorluktan ziyade XIX. yüzyılda yenilikleri takip eden ve bunlara uyum sağlamaya çalışan bir yapı görülmektedir. İlerleyen teknoloji, daha ucuz ve kaliteli üretim teknikleri günümüzde bile bazı sanayilerin gerilemesine sebep olurken, paralelinde yeni üretim yapıları ve ürünleri çıkarmaktadır. İşte bu dönemde de Osmanlı üretiminde bazı malların üretiminde gerileme olduysa da, Osmanlı yöneticileri bu durumda talebin yoğun olduğu alanlara yönelmiş ve bu üretimleri teşvik ederek başka üretim alanlarında genişlemeyi sağlamayı başarmışlardır. Belli alanlardaki bu başarıyı de çağın gerekliliği olan doğru enerji kaynaklarını üretim ile bütünleştirerek sağlamışlardır


Sanayileşme Adımları ve Kullanılan Enerji Türleri


Osmanlı Devleti’nin sanayi alanında en gelişmiş faaliyet gösteren üretim dalı dokumacılık olmuştur. XIX. yüzyıla gelene kadar Osmanlı dokumacılık alanında hem ülke ihtiyacını karşılayabilmiş hem de bu ürünlerin ihracatını yapabilmiştir. XVIII. yüzyılın başlarında devlet eliyle kurulmuş yünlü, ipekli ve yelkenli endüstrileri mevcuttur.


Mehmet Genç 18. Yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti’nde kurulan 3 önemli fabrikayı işaret eder.1 Bu fabrikalar yünlü, ipekli ve yelkenli tekstili üreten tesisler olup, Osmanlı Devleti tarafından kurulmuştur. Bu üretim tesislerinde kullanılan enerji kaynağına baktığımızda ise, Genç’e göre son teknolojiye göre ithal edilmiş makineler bu fabrikalarda kullanılmaktaydı.2 Fakat bu makinelerin kullanılmasında insan gücü kullanılmıştır. Fakat 19. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti’nin sanayide ve sosyal hayatta yeni enerji kaynaklarına başvurduğunu görmekteyiz.

Osmanlı Sanayisinde Enerji Kaynağı Olarak İnsan Gücü


Yukarıda bahsettiğimiz devlet eliyle kurulan fabrikalardan da anlaşılacağı üzere Osmanlı sanayisinin en gelişmiş alanı dokumacılıktır. Fakat 19. yüzyılda Sanayi Devriminin sonuçlarının Osmanlı dünyasına etkisi ile birlikte dokumacılık gerilemeye başlamıştır. Osmanlı imalatının büyük çoğunluğunu küçük ölçekli zanaatkarlar tezgahlardan sağlamıştır. Bu küçük üreticilerin ne kadar ürettiğini tespit etmek oldukça zordur.3 Fakat nüfusun tekstile olan talebi ve kullanma zorunluluğundan belirli çıkarsamalar yapılabilir. XVIII. yüzyılın son otuz yılında ve XIX. yüzyılın ilk yıllarında Osmanlı pamuklu tekstil üretimi yaklaşık 12 milyon nüfusun oluşturduğu iç pazarın ihtiyacını karşılayabilmekteydi. Fakat XIX. yüzyıl başlarında bu alanda da gerileme başlamıştır. Sanayi Devrimi’nin sonuçlarının ortaya çıkmaya başlaması ile birlikte Avrupa’da makine ile üretilen mallar Osmanlı pazarlarına girmeye başlamıştır. Bu malların fiyatları ucuzluğu ile Osmanlı iç tüketiminde önemli bir yer almaya başlamıştır. 1812 senesinde İşkodra’da 200, Tırnova’da 2000 tezgah çalışmaktayken 1831 senesinde tezgah sayısı İşkodra’da 40’a, Tırnova’da ise 200’e düşmüştür.4 Bu düşüş eğilimi yüzyıl boyunca sürmüş fakat yine de tam anlamıyla ortadan kaybolmamıştır. Osmanlı sanayisi bu alanda belli alanlarda rekabet karşısında direnişler göstermiştir. Özellikle yurt dışından ithal edilmeye başlanan ucuz iplikler sayesinde halıcılık ve iplikli dokuma alanında Osmanlı üretimi önemli ilerleme kaydetmiştir. Bu ilerleme sağlanırken kullanılan enerji kaynağı yine insan gücü olmuştur. 


Osmanlı’nın tarımsal üretimden sonraki en önemli üretim kalemi tekstilidir. XIX. yüzyıl başlarından itibaren Avrupa mallarının piyasaya girmesi ile Osmanlı tekstil üretimi önemli bir gerileme yaşamıştır. Bu yüzdendir ki ithal mallar karşısında en çok gerileyen alan tekstil olmuştur. Baskıcı’nın konsolosluk raporlarından tespitlerine göre, Bursa’da İngiliz mallarının rekabeti nedeniyle 1840’lardan itibaren ipekli ve pamuklu imalatıyla uğraşan el tezgâhlarının sayısı azalmıştır.5 1858 senesinde Bursa’da havlu ve bornoz imalatıyla uğraşan 200 tezgâh varken 1861’de bu rakam 86’ya düşmüştür. Trabzon’da evlerde keten bezi dokuyanlar Avrupa ithal malları karşısında zor duruma düşmüştür. Maraş’ta üretim kaba pamuklu ve yünlü kumaşa kaymıştır. Adana’da dericilik gerilemiş ve yine tezgâh sayıları azalmıştır. Yaşanan bu düşüşlerin sonrasında Osmanlı Devleti üretim kapasitesini artırmak ve rekabete cevap verebilmek için insan gücü ile üretim yapan tesislerden vazgeçmeye ve yeni enerji kaynağı olan buhar gücü ile üretim yapan endüstrilere yönelmeye başlamıştır.


Osmanlı Sanayisinde Kullanılan Yeni Bir Enerji: Buhar Enerjisi 


Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu öne sürülenlerin aksine belli sanayi girişimlerinde bulunmuştur. Bu girişimlerin temel üretim hedefi ithal ikamesi alanında yoğunlaşmak olmuştur. Kuşkusuz Osmanlı’nın en önemli harcama kalemini askeri giderler oluşturmaktadır. Bu nedenle askerin gerek kıyafet gerekse araç gereç ihtiyaçları için fabrikalar kurulmuştur. Seyitdanlıoğlu, Tanzimat’a kadar kurulan sanayileri tespit etmiştir: 


“1805’te Beykoz’da kağıt ve çuha fabrikaları açılarak ülkenin ihtiyacı olan bu ürünlerin yine ülkede üretilmesine çalışıldı. II. Mahmut tahta çıktıktan yirmi yıl kadar sonra 1827’de Eyüp’te on beş çarktan oluşan bir iplik fabrikası kurdu. Ayrıca 1810’da Hamza Bey isimli bir girişimci arafından kurulan Beykoz Deri Fabrikası, 1816’da II. Mahmut tarafından satın alınarak ordu emrine verildi. 1830’ların başlarında bu dabakhane ve kundura fabrikası yenilendi. Beykoz’da bulunan kağıt fabrikasının bir kısmı kumaş fabrikasına dönüştürüldü. Ordunun fes ihtiyacının karşılanması amacıyla, daha sonra kurulduğu yere göre Defterdar Fabrikası diye anılan Feshane 1835 yılında kuruldu. 1836 yılında da İslimiye’de bir yün-iplik ve dokuma fabrikası faaliyete geçirildi. Sultan II. Mahmut saltanatının son yıllarında Tophane yakınlarında bir kereste ve bakır levha fabrikası inşa etmişti. Tophane’ye bağlı Top Döküm Fabrikası ve Dolmabahçe Tüfek Fabrikası ilk kez hayvan gücü yerine buhar gücünden yararlanabilecek modern üretim tekniği ile donatılmış ve endüstri devriminin modern üretim tekniği olan buhar gücü ülkemizde de uygulanmaya başlanmıştır.”6 


Yapılan tespitlerden de görüldüğü üzere 1800-1839 yılları arasında tam 9 adet kitlesel üretim yapabilen fabrika kurulmuştur. Bu fabrikalar bu dönemde kurulmuş ve daha sonra da dönemin ihtiyaçları göz önüne alınarak değiştirilmiş ya da genişletilmiştir. Bu değişim ve genişlemelerin en göze çarpan özelliği ise, yeni enerji kaynağı olarak buhar gücünün kullanımına geçilmiş olmasıdır. Bu dönemde Osmanlı Devleti buharlı üretim yapan fabrikaları aylık 120.000 kuruşluk ödenekler ile desteklemiştir.7 Ayrıca Yabancı ustaların destekleri alınarak çuha fabrikası kurulmuştur.8 Osmanlı Devleti buharlı üretim yapan fabrikaları Muhimmat-ı Harbiye bütçesinden aylık 125.000 kuruş ve Darphane kaynaklarından 100.000 kuruş göndererek destek vermiştir.9 Bunlara ek olarak, hükümet Bolu Akmise de bulunan fabrikanın çalışmaya devam etmesi için aylık 150.000 kuruşluk yardımı uygun görmüştür.10 Bu sayede Osmanlı hükümetinin buhar enerjisi ile üretim yapan fabrikaları desteklediğini görmekteyiz.


Osmanlı yöneticileri XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sanayiye verdikleri önemi artırmışlardır. Özellikle 1864-1873 yılları arasında kurulan “Islah-ı Sanayi Komisyonu” bu alanda atılan önemli adımlardan biri olmuştur. Komisyonun ilk hedefi esnafların birleşerek şirketler kurmasını sağlamaya çalışması olmuştur. Komisyonun diğer hedefi ise mevcut fabrikaların geliştirilmesi ve ihtiyacın olduğu alanlarda yeni fabrikalar kurulmasını sağlamak olmuştur. 


Osmanlı İmparatorluğu, Tanzimat ile birlikte bir dizi reformlar başlatmıştır. Bu reformların bir sonucu olarak 1840’lardan itibaren devlet eliyle fabrikalar kurulmaya başlanmıştır. Bu girişimlerin en önemlisi Zeytinburnu bölgesinde kurulan fabrikalar tesisi olmuştur. Buraya “Büyük Fabrika” denilmiş ve burada üretimi yapılacak mamuller demir, demir boru, çelik raylar, pulluk, gem, üzengi, tüfek çakmakları, mızrakbaşı, kılıç, kilit, anahtar, bıçak, ustura, yivli top, havan topu, süvari ve piyade tüfekleri, tabanca, şayak, astar, pamuklu kumaş ve çorap gibi çok çeşitli ürünlerden oluşmuştur.11 Bu tesiste Avrupa kalitesinde savaş silahları üretilmiştir. Ayrıca belirtilen ürünler arasında sadece savaş silahı yerine tekstil mallarının da varlığı göze çarpmaktadır. Bu fabrikada üretilen tekstil ürünlerin büyük çoğunluğu yine ordunun ihtiyaçları için üretilmiştir. 


Bu tesislerin dışında ayrıca Bakırköy’de bir üretim alanı daha mevcuttur ve burada bir iplik bükme, dokuma ve pamuklu basma fabrikası, iki ocaklı bir demir atölyesi, bir buharlı makine ardiyesi, küçük buharlı gemiler yapan bir tersane olmak üzere 4 fabrika daha kurulmuştur.12 Bu ünitede ilk defa 1848 senesinde buharlı gemi üretilmiş ve denize indirilmiştir. 


Devlet eliyle kurulan fabrikalar bunlar ile de sınırlı kalmamıştır. Bu dönemde kurulan fabrikalardan bir tanesi de Hereke Fabrikası’dır. İlk olarak özel teşebbüs olarak kurulan 50 pamuklu ve 25 ipekli canfes13 tezgahından oluşan fabrika 1845 yılında devlete geçmiş ve sarayın döşemelikleri için kumaş dokumak üzere 1850’de 100 adet jakarlı el tezgahı14 getirilerek, mevcut pamuklu tezgahları İstanbul Sanayi Kompleksine bağlı Bakırköy fabrikalarına nakledilmiştir.15 1845 senesinde ise Falkeisen isimli İsviçreli sanayici ipek iplik üreten buharlı fabrika kurmuş ve içerideki makineler sayesinde bu tesis hızla büyümüş ve 1876 yılında Bursa’da bu fabrikaların sayısı 14’e çıkmıştır.16


Osmanlı Devleti 1860’lı yıllardan sonra sanayileşme politikalarını değiştirmeye başlamıştır. Yapılan harcamaların bütçe üzerindeki baskıları ve serbest ekonomiye geçiş eğilimleri nedeni ile bu dönemden sonra özel teşebbüslerin fabrika kurmasını teşvik etmeye başlamıştır. İlk önemli özel teşebbüslerde bu bölgede karşımıza çıkmaktadır. Bursa’da 1856 senesinde makineleşmiş 37 ipek fabrikası işletilmektedir.17


Özel sektör bazında teşebbüsler sadece Bursa ile sınırlı kalmamış aynı zamanda Ege bölgesinde de devam etmiştir. J.B. Gout adlı İngiliz girişimci 1863 yılından başlayarak yaklaşık 10 yılda İzmir, Manisa, Aydın, Tire, Bayındır ve Menemen’de on pamuk çırçır fabrikası kurmuştur.18 1853 senesinde, İzmir’de 1000 işçinin çalıştığı bir halı dokuma tesisi ve Konya yakınlarında bir tane daha halı dokuma tesisi mevcuttur.19 Ayrıca Mc Andrews ve Forbes isimli bir şirket 1854-1875 yılları arasında Aydın, Söke, Kuşaklı ve Nazilli’de dört meyan kökü işleme fabrikası açmıştır.20 1852 senesinde Lübnan’da 5’i Fransız, 2’si İngiliz ve ikisi de yerli sanayici tarafından işletilmek üzere 9 iplik fabrikası çalışmıştır.21 Yine Ege bölgesinde önemli bir üretim kalemlerinden sabun ve zeytinyağı içinde üretim tesisleri kurulmuştur. İsviçre sermayesi ile Kartal’da 1 adet konserve fabrikası kurulmuştur.22 Kurulan bu fabrikalar son teknolojiye sahip makinelere sahip olup, buhar gücü ile üretim yapan tesisler olmuştur.


Yeni Enerji Kaynağı Olarak Madenler:  Kömür Madeni


1861’de çıkarılan Maden Düzenlemesi, imparatorluk sınırları içindeki madenlerin kullanımının tekellerini ortadan kaldırmış ve en yüksek sermayeyi teklif eden kuruluşa ya da bireye satılması öngörülmüştür. Bunun akabinde özel teşebbüsler hemen harekete geçmiş ve Zonguldak kömür madenlerini, Rumeli ve Anadolu’daki demir, kurşun, gümüş, bakır madenlerini, Bursa ve Kastamonu’daki linyit madenlerini, Çanakkale’deki mangan yataklarını almışladır.23


Kuşkusuz Sanayi Devrimi’nin gerçekleşmesinde en önemli enerji kaynağı kömür olmuştur. Osmanlı Devleti’nde kömür üretimine önem vermiştir. 1848 senesinden itibaren kömür üretimi için çalışmalar başlamıştır. Eldem’in tespitlerine göre Osmanlı kömür üretimi Hazine-i Hassa döneminde kömür üretimi 30-50 bin ton, Bahriye devrinin birinci safhasında 65 bin ton, 1875’te 142 bin ton ve 1880 senesinde 56 bin ton olarak gerçekleşmiştir.24 1880 senesinden sonra yabancı sermaye ile kurulan şirketlerinde etkisi ile Osmanlı Devleti’nde kömür üretimi 1882 senesinde yaklaşık 65 bin tondan 1914 senesinde yaklaşık 651 bin tona çıkmıştır.25


Osmanlı’da Elektrik Üretimi 


Osmanlı Devleti’nde aydınlatma için ilk olarak havagazı kullanılmaya başlanmıştır. Avrupa’da havagazı kullanımı 1820’lerde başlamış olmasına rağmen, Osmanlı Devleti’ne bu enerji türü ancak 1856 senesinde Dolmabahçe Sarayı’nın inşası ile gelmiştir. Bu dönemden sonra İstanbul’un belirli yerlerinde havagazı ile aydınlatma kullanılmıştır. Havagazı uygulamasını ise ilk olarak içinde Beyoğlu, Pera gibi yerleri barındıran 6. Daire-i Belediye kullanmıştır. 


Havagazının enerji kaynağı olarak kullanılmaya başlamasından sonra ise, II. Abdülhamit döneminde elektrik üretimi ile ilgili çalışmalar ve görüşmeler başlamıştır. Bu görüşmeler sonunda somut adımlar atılmış olunsa da, Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi ancak 1910 yılında devlet tarafından açılan ihale ile Avusturya-Macaristan sermayeli Ganz Electric Company adlı şirketin ihaleyi kazanması sonucu Brüksel Bankası ve Macar Kredi Genel Bankası’ndan almış olduğu finansal destekle 1911 kurulmuştur.26 Üretilen ilk elektrik ise öncelikle Dolmabahçe Sarayı ve tramvaya verilmiştir. Böylelikle havagazına alternatif bir enerji kaynağı elde edilmiştir.


Osmanlı’da Petrol İthalatı ve Araştırmaları


Osmanlı Devleti’nde özellikle II. Abdülhamit Dönemi ile birlikte enerji kaynağı olarak petrole önem verilmeye başlanmıştır. Fakat Osmanlı Devleti’nde Kanuni Sultan Süleyman zamanında bazı bölgelerde petrol (neft) üretilip kullanıldığı görülmektedir.27 Kerkük bölgesinde neft (petrol) varlığı kanuni zamanından bu yana bilinmekte olup, bölgedeki 2 adet maden halk tarafından çıkarılarak, gerek savaşlarda kullanılmak üzere, gerekse de tımarlarda kullanılmak üzere pazarda satılıyordu.28 Fakat petrolün gerçek anlamda sanayiye konu olması ise daha geç dönemlerde gerçekleşmiştir. Osmanlı Devleti’nin petrolü sanayi alanında kullanması ise ticaret kayıtları baz olarak alındığında 1870’lerden sonraya dayanmaktadır.  Aşağıdaki tablo belli yıllarda Osmanlı petrol ithalatının değerlerini göstermektedir.

Tablo 1’de verilen rakamlar 3 önemli Osmanlı limanına ithal edilen petrolün değerini gösteren rakamlardır. Bu rakamların daha anlam kazanması için tablo 2’de petrol ithalatının toplam ithalat içindeki yüzdesi gösterilmiştir.

Tablo 2’ye gore Osmanlı’nın 20. Yüzyılın ilk yıllarında petrol ithalatı toplam ithalat içinde ortalama olarak %4’lük bir paya sahip olmuştur. Bir digger önemli gelişme ise günümüzde ortaya çıkan II. Abdülhamit’in gayretleri sonucu ortaya çıkarılan petrol haritasıdır. Günümüzde büyük tartışmalara sebep olan fakat geçerliliği Kabul edilen bu harita, Osmanlı Devleti’nin enerjiye verdiği önemi göstermektedir. Enerji anlamında Osmanlı Devleti gelişmeleri yakından takip etmiş ve yeni enerji kaynaklarına gecikmeli de olsa ulaşma konusunda yatırımlarını yapmıştır.


Sonuç


Günümüzde dünya fosil yakıtların yaklaşık %70’i Ortadoğu ve hazar bölgesinde yer almaktadır. 19 yüzyılda adeta bir petrol denizi üzerinde bulunan ve bu bölgeyi kontrol eden Osmanlı devletinin enerji kaynaklarına dair farkındalığı ancak II. Abdülhamit han zamanında oluşmuştur. Oluşan bu farkındalığa rağmen Osmanlı devleti eldeki belgelere göre 1905-1915 arası artan petrol ithalatıyla karşı karşıya kalmıştır. 


Buna benzer bir şekilde Osmanlı devleti diğer enerji kaynaklarını elde etme ve üretim sürecine katma konusunda geç kalmıştır. Artan enerji üretimine rağmen, yerli enerji kaynaklarının üretim sürecine aktarımı yeterli düzeyde olmamıştır. Sanayi devriminden olumsuz yönde etkilenen Osmanlı devleti 19 yüzyılda 1800–1839 yılları arasında buhar enerjisi ile kitlesel üretim yapabilen fabrikalara sahip olmuştur. Bu kitlesel üretime bağlı olarak 1848 yılımda 30–40 bin ton olan kömür üretimi 1914’de 651 bin ton çıkmıştır. Böylelikle enerjinin bir sanayi girdisi olarak geç kullanımına rağmen, özellikle kömürün buhar gücü olarak sanayi girdisi olarak kullanılması kömür üretiminde ciddi bir artışa yol açmıştır. Elektrik üretimi ise Avrupa’nın çok gerisinde kalmıştır. 19. yüzyılında Londra sokakları elektrik enerjisi ile aydınlatılmaya başlanmışken Omsalı devletinin elektrik kullanımı İstanbul’da ancak yüzyılın sonunda olmuştur.

Osmanlı devleti son yüzyılda ekonomik açıdan pekte fazlasıyla olumsuz bir görüntü vermemesine rağmen sahip olduğu zengin enerji kaynaklarını kitlesel üretimde de kullanamamış ve böylelikle sanayi devriminden olumsuz yönde etkilenmiştir. Bu dönemde kontrol edilen bölgenin sahip olduğu enerji kaynaklarının çekiciliği Batıl devletler tarafından da fark edilmiştir. Sahip olunan petrol rezervleri Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kerkük bölgesinde neft olarak çıkarılıp ticarete konu oluyordu. Fakat sanayileşme anlamında petrolün kullanılmasın yönelik kayıtlar ancak 1870’li yıllar sonuna kalıyordu. Osmanlı devleti tıpkı Türkiye Cumhuriyeti gibi enerjide dışa bağımlı bir ülke konumundaydı..


Kaynaklar


1 Mehmet Genç, Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Ekonomi, İstanbul: Ötüken 2000, ss. 238-255.

2 a.g.e., s.241.

3 Şevket Pamuk, Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme 1820-1913 İstanbul: Tarih Vakfı 2005. s. 127.

4 Mehmet Seyitdanlıoğlu, “Tanzimat Dönemi Osmanlı Sanayii” Ankara Üniv.  DTCF Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt:26 Sayı: 46 s.56.

5 Murat Baskıcı, 1800-1914 Yıllarında Anadolu’da İktisadi Değişim Ankara: Turhan Kitabevi 2005. s.170.

6 Mehmet Seyitdanlıoğlu, “Tanzimat Dönemi Osmanlı Sanayii” Ankara: DTCF Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt:26 Sayı: 46 ss. 58-59.

7 BOA, Cevdet İktisat, 30/1483, 1836.

8 BOA, Cevdet İktisat, 6/275, 1805.

9 BOA, Cevdet İktisat, 34/1652. 1835.

10 BOA, Cevdet İktisat, 9/448. 1851.

11 Edward Clark, “Osmanlı Sanayi Devrimi” cev: Yavuz Cezar, Ankara: TTK Belgelerle Türk Tarihi Dergisi 1974, Sayı: 82-83-84, s. 18.

12 Edward Clark, “Osmanlı Sanayi Devrimi” cev: Yavuz Cezar, Ankara: TTK Belgelerle Türk Tarihi Dergisi 1974, Sayı: 82-83-84, s. 18.

13 üzerinde desen bulunmayan ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş

14 Karmaşık desenli dokuma yapabilen tezgah

15 Mehmet Seyitdanlıoğlu, “Tanzimat Dönemi Osmanlı Sanayii” Ankara: DTCF Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt:26 Sayı: 46 ss. 63.

16 Standford Shaw & Ezel Kural Shaw, “History of the Ottoman Empire and Modern Turkey Vol. II” New York: Cambridge University Press 2002. s. 123.

17 Mehmet Seyitdanlıoğlu, “Tanzimat Dönemi Osmanlı Sanayii” Ankara: DTCF Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt:26 Sayı: 46 s. 65.

18 Orhan Kurmuş, “Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi” İstanbul: Bilim 1974. s.

19 Standford Shaw & Ezel Kural Shaw, “History of the Ottoman Empire and Modern Turkey Vol. II” New York: Cambridge University Press 2002. s. 123.

20 Orhan Kurmuş, “Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi” İstanbul: Bilim 1974 s.

21 Ömer Celal Sarc, “Tanzimat ve Sanayimiz”, Tanzimat I, İstanbul: Maarif Vekaleti Yayınları 1940. 

22 Standford Shaw & Ezel Kural Shaw, “History of the Ottoman Empire and Modern Turkey Vol. II” New York: Cambridge University Press 2002. s. 123.

23 Standford Shaw & Ezel Kural Shaw, “History of the Ottoman Empire and Modern Turkey Vol. II” New York: Cambridge University Press 2002. s. 123.

24 Vedat Eldem, Osmanlı İmparatorluğu’nun İktisadi Şartları Hakkında Bir Tetkik, Ankara: TTK 1994, s.49.

25 a.g.e. s.50.

26 Göncüoğlu, Süleyman Faruk, “İlk Elektrik Santrali”. İstanbul’un İlkleri Enleri. İstanbul: Ötüken 2010, ss. 129.

27 BOA, Kerkük Livası Mufassal Tahrir Defteri (Kanuni Dönemi), Ankara, 2003, s.V.

28 BOA, Kerkük Livası Mufassal Tahrir Defteri (Kanuni Dönemi), Ankara, 2003, s.14.