Kriz ve Enerji: Rusya ve Enerji Fiyatlarındaki Sert Düşüş

e-Posta Yazdır PDF

Ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklar genellikle ya enerji fiyatlarını yükseltmiş veyahut enerji fiyatlarında ki yukarı doğru dalgalanmalar ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklara yol açmıştır. Nitekim 1970’li yıllarda siyasi gelişmeler OPEC in kurulmasına ve petrol fiyatlarının artışına ve nihayetinde dünya ekonomik krizine dönmüştür. Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür. Her bir askeri müdahale beraberinde yüksek enerji maliyeti getirmiştir. Fakat son 10 yılda Arap baharı, Suriye ve Irak siyasi krizlerine rağmen enerji fiyatlarında her hangi bir çıkış olmamıştır. Rusya merkezli siyasi kriz ve Rusya’nın şu an içinde bulunduğu ekonomik kriz açmazı yine enerji fiyatlarında ki düşüşü engelleyememiştir. Petrol varil fiyatı 55 dolar ile tarihinin en düşük seviyelerinde seyretmektedir.

Rusya krizi; Rusya, Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte planlı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçmiştir. Rusya ilk on yılda plansız geçişin maliyetini yüksek oranda ödemiştir ve kaydedilebilir bir ekonomik büyüme sağlayamamıştır. Dolayısıyla Rusya 1990’lı yıllarda ekonomik krizler yaşamıştır. Fakat 2000’li yıllarda Rusya Putin yönetimiyle birlikte 2000-2008 yılları arası çift haneli büyüme oranlarına sahip olmuştur.  2008 yılında ise Türkiye ile birlikte yükselen ekonomiler arasında 2008 dünya küresel ekonomik krizinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer almıştır. Dünya’nın en büyük 8. Ekonomisi olan ve Yüksek oranda fosil enerji kaynaklarına sahip olan Rusya bugünlerde Kırım politikası nedeniyle batı tarafından yoğun bir şekilde eleştirilmekte ve ciddi ekonomik yaptırımlara maruz kalmaktadır. Şu günlerde batının uygulamış olduğu ekonomik yaptırımlar ve enerji fiyatlarındaki sert düşüşler Rusya ekonomisini zor durumda bırakmıştır. Bu süreçte Rusya’nın enerji fiyatlarındaki düşüş ve ekonomik yaptırımlar nedeniyle toplam kaybının 120 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Son altı ayda ruble dolar karşısında yaklaşık olarak %100’ü aşan bir miktarda değer kaybetti. Bu değer kaybının nereye kadar süreceği ise meçhul. Ülkeden 100 milyar dolar sıcak para çıktı. Ruble deki bu aşırı değer kaybını önlemek amacıyla piyasaya yapılan müdahalelerin bedeli yaklaşık 130 milyar dolar oldu.   Yine bu süreçte Her ne kadar Rusya devlet başkanı Putin alışıla gelmiş ve 2012 den bu ya yapmadığı ve bu yıl tekrar düzenlediği basın toplantısında krizin ön görülebilir olumsuz etkilerinin 2 yıl süreceğini söylemiştir. Fakat bu söylem krizin süresine dair belirsizliği gidermemektedir. Son günlerde Rusya Başbakanı Medvedev yaşanılan krizin etkilerinin 2008 yılında yaşanan Dünya Ekonomik Mali krizinden daha derin olacağını söylemiştir. Hatırlamak gerekirse 2008 yılında yaşanılan krizden en çok etkilenen ülkelerin başında  Rusya gelmektedir.

Peki, Rusya da meydana gelen ekonomik kriz ve dünya piyasalarında petrolde yaşanan düşüşün jeo-politik etkileri nelerdir?

Suudi Arabistan son sürece dair yaptığı bir açıklamada, petrol fiyatlarının kısa vadede 60 doların üzerine çıkamayabileceğini belirtmiştir. Ayrıca Suudi Arabistan herhangi bir şekilde enerji arz sınırlamasına gitmeyeceğini belirtti. Dünya’nın en büyük ve istikrarlı petrol arz edici Ülkesi olan Suudi Arabistan, ın bu beyanı oldukça önemlidir. OPEC ülkelerinden ise en azından şimdiye kadar meydana gelen enerji fiyatlarında ki sert düşüşe karsı kayda değer bir refleks gelişmemiştir. Esasında gelirinin büyük bir kısmını enerjiden elde eden bu ülkelerin bu tepkisizliğini anlamak hiçte zor değil. Zira birden vuku eden ve Irak ve Suriye de enerji noktalarını kontrol eden IŞID 30 dolardan daha az bir miktara petrol satması ve elde ettiği gelir ile de başta Suudi Arabistan olmak üzere enerji zengini Ortadoğu ülkeleri için tehdit oluşturması enerji tedarikçi ülkeleri ortak söylem içerisine sokmuştur. Böylelikle enerji fiyatlarının bir nedeni olarak IŞID gösterilmekle beraber IŞID tehdidi altında ki enerji zengini Ortadoğu ülkeleri düşük enerji fiyatlarını IŞID’in daha az gelir elde etmesi niyetiyle zımnen onaylamaktadırlar.  Öte yandan, düşük enerji fiyatlarının oluşmasında Batının uyguladığı politikada önemlidir. Bir şekilde batı tedarikçi ülkelerin desteğiyle enerjiyi Rusya ve İran için cezalandırma aracı olarak kullanmaktadır. Önceden uygulaması pek mümkün olmayan bu politika alternatif enerji kaynaklarının oluşumu ve tedarikçi ülkeler ile varılan anlaşmayla mümkün hale gelmiştir. 

5- 10 yıl öncesine kadar Arap Baharı, Suriye, Irak ve son olarak Rusya da yaşanan krizlerin tam olarak enerji fiyatlarını yükseltmesi ve hatta dünyayı bir ekonomik krize götürmesi beklenirdi.  Şöyle ki enerji arz eden bölgelerde siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar yaşanıyor ve halen enerji fiyatları artan global talep ve daralan enerji üretimine rağmen düşmeye devam ediyor. Dünya ekonomisi böylesine bir duruma daha önce hiç tecrübe etmemişti. Yaşanan tüm bu gelişmelerin analizini iki nedenle açıklayabiliriz. Bunlar;

a) Enerji fiyatlarının tehdit algılanan ülke ve bölgelere karşı düşük kalmasına dair batı ve Suudi Arabistan’ın uzlaştığı kolektif irade

Rusya ve İran batının son dönemde politika ve güvelik eksenine tehdit kabul ettiği ülkelerdir. İran batı ile yaptığı nükleer müzakerelerde yavaşta olsa ilerleme kaydetmesine rağmen karşılıklı güvensizlik devam etmektedir. Yoğun bir ambargo altında olan İran enerji fiyatların daki bu düşüşten hayli olumsuz etkilenmektedir. Zira İran gelirin büyük bir kısmını enerji satışlarından elde etmektedir. İran ayrıca Irak ve Suriye de yaşana Sünni Şii çekişmesinin doğal bir tarafı durumundadır. Bu tutum öncelikle Sunni grular tarafından tepki almaktadır. Esad rejimine verdiği destek ise İran’ın politik olarak daha fazla risk almaya zorlamıştır. Üstlenmiş olduğu bu politika Türkiye, Batı ve birçok Ortadoğu ülkesi tarafından yadırganmıştır. Şii eksenli dış politika ve yürüyemeyen nükleer müzakereler İran’nın elini zayıflatırken IŞID tehdidine karşı Irak’taki tavrı elini güçlendirmiştir. Fakat ABD ve İran’ın Hürmüz boğazında ki ABD uçak gemilerine dair sert söylemleri ve İsrail’in İran’ı IŞID’ten daha büyük bir tehdit görmesi batıda İran’la ilgili var olan yargının değişmesine yol açmamıştır. Ayrıca Suudi Arabistan’ın İran karşıtı politikası yine aynıdır. Rusya’nın Kırımı ilhakı Rusya’yı batı için bir tehdit haline getirmiştir. AB ve ABD’den gelen açıklamalarda Rusya karşı bir ortak tavır görülmektedir. Ortak tavır neticesinde kararlılıkla uygulanan ambargo ile birlikte enerji fiyatların düşmesi Rusya Ekonomi Bakanı Alexei Ulyukayev dediği gibi Rusya için tam bir kusursuz fırtına olmuştur.

b) Alternatif enerji kaynakların oluşması ve kaya gazı; Son dönem de geliştirilen teknolojiyle çıkarılmaya başlanan kaya gazı özellikle ABD de enerji bağlamında olumlu gelişmeler ile sonuçlanmıştır. Artık ABD yeniden enerji ihracatçısı ülke konumuna gelmiştir. Dolayısıyla ABD’nin Ortadoğu ve diğer bölgelerde geliştirdiği politikalarda enerjinin rolü giderek azalmaktadır. Kaya gazı sadece ABD’de değil aynı zamanda Avrupa, Asya ve Afrika’da da bulunmaktadır. Beklentiler o yöndedir ki 2020 yılında kaya gazı çıkarma teknolojisi birçok ülke için mümkün olacaktır. Bu gelişmeler enerji fiyatlarında ki artışı baskılamaktadır. Öte yandan gelişmiş ülkelerde enerji verimliliğin giderek artması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının diğer fosil yakıtlara oranının giderek artması enerji fiyatlarında ki artışı yine baskılamaktadır. 

Sonuç olarak siyasi ve ekonomik sorunlar son dönemde petrol fiyatlarını artırmamış tam tersi bir şekilde düşürmüştür. Rusya enerjiden ve amborgodan dolayı ciddi ekonomik kayıplar ile karşı karşıya kalmıştır. Ruble 9 ayda ciddi değer kaybı ile karşı karşıya kalmıştır. Yüksek döviz rezervleri Rusya’yı karşılaştığı ekonomik krizden kurtarmaya yeterli olmamıştır. Su an Rusya ile kısıtlı olan krizin Rusya’nın alım gücünde yaşanan düşüşle beraber çevre ülkeleri de etkileyeceği beklenmektedir. Türkiye bu durumdan etkilenecek ülkelerin başında gelmektedir. AB’nin bıraktığı meyve ve sebze ihracatını Türkiye’nin doldurması bir fırsat olmakla beraber, Rusya’nın alım gücünün düşmesi başta turizm olmak üzere bir çok alanda orta vadede  olumsuz yönde hissedilecektir. Daha kötü bir seneryo ise Rusyanın sermaye hareketlerini kısıtlamasıdır. Gerçekleşmesi halinde bunun TL ye ciddi biçimden vurmasından endişelenilmektedir. ISID, İran, Rusya denklemi, Suudi Arabistan’ın zimmî onayı ve enerji sektöründe gerçekleşen gelişmeler enerji fiyatlarının kolayca 60 doların üzerine çıkamayacağını göstermektedir.