En Güzelle Konuşma… DUA

e-Posta Yazdır PDF

Her imtihanda, topluluklardan farkı olduğunu gösteremeli insan Allah’a. Hayatında göstermeli ve duasında tabi.


Kendine yardım etmeli insan, topluluklara yardım etmeli, dua etmeli.


Bizi daha çok sevsin diye Allah, Ona bahaneler vermeli.


Yalnız kaldığında öyle şeyler söylemeli ki en büyük dosta, sevdirmeli kendini.


Derdini dökmeli insan. Evet “Zaten biliyor” lakin bu bilmeye olan imanını yakin ‘leştirmeli, bu bilmeye olan imanın yakinini ziyadeleştirmeli, iç ahvalini kendine göstermeli, kendi içi ile yüzleşmeli. “Allah biliyor” ‘un içine dahil olan ‘kalpte gömülü ne varsa’, duaya dönüştürmeli, ellerine dökmeli. Anlatmalıyız her şeyi Allah’a. ‘Güya Allah’a.’ Asıl ‘nefsimizi’ şahit etmeliyiz duaya. Ve içimiz tekrarlamalı, “Hani şimdi duadasın, Allah duyuyor ya, anlat ne var ne yoksa, anlat ve bil, “hal yoluna koyulacakların listesidir anlattıkların.” Unutma.” Topu at ona. Dua şahit olmak ve şahit etmektir. Dua, şahit olduğuna şahit etmek, şahit ettiğine şahit olmaktır. Davada da, duada da şahitlik gerektir. Ve bil ki kararları sadece hakim verir. Ona verilen her konu halledilir. Hal böyle iken, neden konular verilmez Allah’ a, neden verdiğine kendi kendin şahit edilmez, neden sende durur bunca yük.


Neden her gelişmeyi otomatik duaya dönüştüren bir iç mekanizması geliştirmeyiz. Yer gök dua üstüne madem, neden yeri göğü inletmeyiz, hakkıyla dua etsek dağları yürüteceğiz madem, neden uzun, içli, samimi dualar etmeyiz. Bırakın böyle yapmayı içimizden geçenler, dilimize değenler, bilmeden ettiğimiz en büyük dualar hükmünde iken, sabah akşam Allah’a ne olumsuz düşünceler, ne negatif ses kayıtları veririz.


SIRDAŞIN KİM?


Ve evet... Ne mutlu sırdaşlık tercihi “sadece Allah” olanlara. Ne mutlu sırrını başkasına s’açmayanlara. Ne mutlu hüznünü ve derdini yalnızca Allah’ a arz eden kullara. Ne mutlu Allah’ la sırdaş olmayı, başkasına içini dökmeye kurban etmeyenlere.


VE NE MUTLU...


Ne mutlu yumurta küfesi gibi dünyayı sırtına yük edinmemişlere, ne mutlu dünya kadar derdi dünyanın sahibine vermişlere. Ne mutlu her anını duaya çevirenlere. Ne mutlu, Allah’a uzun uzun derdini dökenlere. Ne mutlu dua etmek suretiyle “Allah katında bir kıymeti olacağı” kesin bir dille müjdelenenlere. 


Müjdeler olsun duayı sığınak bilip her şeyden emin olanlara, müjdeler olsun duayı hazine görüp, kendini en zengin bilenlere. Müjdeler olsun müjdelerin sadece müjdelerin sahibinden geleceği güveniyle, isteyeceğini sadece müjdelerin sahibinden isteyene. 


Müjdeler olsun duayı iletişimden etkileşime, enerjiden sinerjiye çevirenlere. 


Hayırlar hayırlı olsun sizlere. 

Eyvallah... 

Selam ve dua ile.


Oğuzhan GÜRHANİ