KUR’AN MUHAFIZLARI

e-Posta Yazdır PDF

Kur’an karşısında insanlar üç sınıfa ayrılırlar:


Birinci sınıf insan, Kur’an’a zarar vermek isteyenlerdir. Ana gayeleri Kur’an’ı ortadan kaldırmaktır. Bunu başaramayacaklarını anladıklarında bir takım stratejilerle, tehdit, baskı, sindirme hatta katletme yolunu tutarak öğretimini engellemeye; buna da güçleri yetmezse kısıtlamaya çalışırlar. Şeytanın kardeşleri olan bu insi şeytanlar, Kur’an’ın ilk vahyolunduğu andan itibaren Kur’an’a hasım kesilmiş lerdir. Bu hasmane tutumları hazımsızlıklarından; hazımsızlıklarının nedeni ise hep gururları, kibirleri,  politik-ekonomik çıkarlarından kaynaklanmıştır. Ebu cehil Peygamber Efendimiz’in hakîkaten peygamber olduğunu bildiği halde tıpkı şeytan gibi guruna ve kibrine yenik düşerek inkar ve mücadele yolunu seçmişti. Sadece cehaletin babası mı?


Sihirbazlar nasıl ki Musa (as)’ın asasının ejderha olup küçük yılancıklar şeklinde görülen ipleri yutmasıyla bunun sihir değil de gerçek olduğunu anlamışlarsa o günkü arap toplumu da en kudretli şairleri ve edipleriyle beraber Kur’an’ın bir beşer sözü değil de ilahi bir kelam, bir mucize olduğunu anlamışlardı. Ancak onların da inkar yolunu tutmaları başka ne şekilde izah edilebilir ki? 


Zira Efendimiz’e verilen en büyük mucize Kur’an-ı azimü’ş-şan’dır. Kur’an kainattaki bütün diller içinde belağat, fesahat ve mana açısından tek zirve olan vecîz yani mûciz bir kitaptır. İnsanların bir benzerini meydana getirmekten aciz olmaları bakımından da Efendimiz’e verilen mu’ciz yani aciz bırakan bir kitabdır. Cenab-ı Hakk’ın inkarcılara karşı bir meydan okuması olan bu büyük mucize hala devam etmektedir. Kıyamete kadar da bütün insanlar bu büyük mucizyle karşı karşıyadırlar. Diğer enbiyaya verilen mucizeler ise o anda olmuş bitmiş ve sadece müşahede edenleri bağlamıştır.


İkinci sınıf insan, Kur’an’a bakanlardır. Üzülerek belirtelim ki Müslümanların çoğu bu sınıfa giriyor. Allah’ın (c.c) Cebrail (as.)’a, Cebrail (as)’ın Efendimiz (sav)’e, Efendimiz (sav)’in de sahabeye öğrettiği şekliyle Kur’an’ı okuyup anlamaya çalışmıyorlar. Vakitlerini Kelamullah ile değil de boş laflarla geçiriyorlar. Diziler, sinemalar, internet, eğlenceler, android cihazlarla vakit geçirmek daha hoş geliyor nefislere.


Mushaflar süslü ciltleriyle, süslü kütüphanelerde tozlanmaya ve eskimeye terk ediliyor.


Üçüncü sınıf insan, Kur’an’ı muhafaza edenlerdir. Allah (c.c), Efendimiz (sav) zamanından itibaren bunları Kur’an hizmeti için seçmiştir.


İnsanlar içinden Kur’an’ın ilk muhafızı ve hizmetkarı Resulullah (sav)’dir. O aynı zamanda ilk hafız ve ilk kurradır. Resulullah (sav), Kur’an’ı muhafaza etmek için ezberlemenin yanında vahiy katiplerine yazdırarak da arşivlemiş ve koruma altına almıştır.


Sahabe-i kiram da Kur’an’ın muhafazasına yani öğrenilmesine, öğretilmesine, okunmasına, ezberlenmesine fevkalade önem vermişler ve çoğu Kur’an’ı ya tamamen ya da kısmen ezberlemişlerdir. Ezberlemenin yanı sıra onu aralarında müzakere edip anlamak hususunda birbirleriyle yarışmışlardır. Öyleki gece ashabın evlerinin önlerinden geçenler arı uğultusu gibi Kur’an sesi işitirlerdi. (Zerkanî, Menahilü’l-İrfân, I, 241)


Mescid-i Nebî’den de sürekli Kur’an sesleri yükselirdi. Hatta Resulullah (sav) bir defasında birbirlerini şaşırtmasınlar diye ashabına seslerini kısmalarını emretmiştir. (Ebu Davud, Salat, 15)


Sahabe-i kiram içinden Hz. Osman, Ali, Zeyd b. Sabit, Übey b. Ka’b, Ebu Musa El-Eş’ari, Abdullah b. Mes’ûd (r.anhüm) gibi yedi kura hafız yetişmiş onlar da sahabeye ve tabiine Kur’an hocalığı yapmışlar, pek çok hafız sahabi ve tabiin yetiştirmişlerdir.


Bu kurra sahabilerin yanı sıra bizzat Resulullah, kendisinin yetiştirdiği, İslam’ın ilk akademisi sayılan Ashab-ı Suffe Üniversitesi’nden mezun ve sayıları bazen 400’ü bulan sahabeyi yakın-uzak yerlere Kur’an hocası olarak görevlendirmiş ve oralarda Kur’an mektepleri açtırmıştır.


Tabiin ve tebe-i tabiin döneminde de bu aynı şekilde devam etmiş ve günümüze değin nice Kur’an muallimi, hafız ve kurralar yetişmiştir.


Kur’an’a zarar vermek isteyenlerin olduğu ve Kur’an’a bakanların çok olduğu dönemlerde sayıları çok az olan Kur’an muhafızları Rabbimiz’in Kur’an’ı kıyamete kadar koruyacağı vadinin bir mazharı olarak, aldıkları icazetnamelerle bu müstesna silsilede çok değerli bir halka olmuşlardır. Çok büyük çilelere, iftiralara, politik, ekonomik, sosyal baskılara ve şantajlara maruz kalmışlar ancak vazifelerini bihakkın yerine getirmişlerdir. Ruhları şad olsun.


Sahi, biz bu üç sınıf insan içinden hangisine giriyoruz?