Hile, Tebliği Boğar

e-Posta Yazdır PDF

“Meşru hedefe yalnız meşru vesileler kullanılarak ulaşılır” kaziyyesi, ehl-i dinin diline pelesenk olmuş durumda ama bu sözün mazmûnunun aynı kesâfette hayata taşındığı ve mûcebince amel edildiği hususunda şüphe taşımak için yeteri miktarda veriye sahibiz.


Tıpkı Allah Resulü’nün (sav) ‘emin’ olduğu tespiti gibi, işbu ‘meşru vesileler’ vurgusu da söylem planında tıkanıyor, eyleme tahvil olunamıyor/olunmuyor. Bu tür hayati erdemler, bugünün müslümanlarının kaydadeğer bir kısmı için, elverişli bir sohbet malzemesi olmaktan öte anlam taşımıyor.


Oysa iletişim ağının bu ölçüde geliştiği bir çağda, hiçbir tasarruf çok uzun süre gözden ırak kalmıyor. Bugün dine omuz vermeyi gerekçe kılarak alengirli, dümen çevirici işlere dâhil olan ve İslâmîlik iddiası taşıyan herhangi bir yapı, güya dine hizmet adına bulaştığı kirli ilişkiler açığa çıktığında onca yıl adeta dantel işlercesine hassas uğraşlar sonucu ortaya koyduğu kazanımları, kendi eliyle bir çırpıda berhava etmiş oluyor. Çünkü insanlar, dürüstlüğü, doğru sözlü olmayı, hileye hurdaya bulaşmamayı kendi çıkarları uğruna rahatlıkla paranteze alabilen bir oluşuma kalplerini açamıyor. İnsan tekinin yer yer fıtratı bozulmuş olabiliyor ama insanlığın ortalama fıtratı, ortak vicdanı külliyen tefessüh etmediği için bu tür gayr-ı ahlâkî tasarruflar hüsn-ü kabul görmüyor.


Burada kalsa iyi… Bu şüphe ve soğukluk, o oluşumun tebliğ edegeldiği değerler bütününü de insanlar nezdinde töhmet altına itiyor.


Dindar kitlenin muhatabı olduğu güven bunalımının böyle bir boyutu da var.


Daha önce ifade etmiştim, tekrar yazayım:


Harama bulaşmadığımızda değil, birileri harama bulaştığımıza dair bir iddia ortaya attığında, toplumun ortak muhakemesine “Bu insanlar mı harama tenezzül edecek, asla yapmazlar” dedirtebildiğimizde ‘emin’ sıfatının hakkını vermiş oluruz.


Dinî Bilginin Avâmîleşmesi


“İslâm’da ruhban sınıfının bulunmadığı”, “Din’in kimsenin tekelinde olmadığı” gibi yargıların olur olmaz yerde istimâli sonucu, dinî entelektüel bilginin harcıâlem düzeye indirgendiğini ve herkesin dinî sahada ahkâm kesmeye yeltendiğini müşahede ediyoruz. Aslında insanlarla dinî bilgiyi buluşturma ve dinî bilgiyi işler/değerli kılma amaçlı bir iyi niyetin ürünü gibi ortaya konan bu yaklaşım, hedeflediğinin aksine, dinî bilgi ve uzmanlığın hafife alınması gibi bir neticeye müncer olmuştur.