Cemaat Olgusu ve Farklılık Düşüncesi

e-Posta Yazdır PDF

Ahmet Çiğdem, Tönnies’ten menkul olarak, bir cemaat teorisinde, “farklı konumlarda bulunan insanların ilişkilerinin hangi ölçüde önceden belirlendiğinin ve verili olduğunun” ehemmiyetini dile getirir. *


Burada işaret edilen cemaat tanımının karakteristiği, bir araya gelişin pek de doğal/fıtrî bir birlikteliğe işaret etmiyor oluşunda saklıdır.


Yani belki bu anlamda ‘cami cemaati’ ile verili cemaat yapılarını sosyolojik temelde birbirinden ayırmak gerekecektir. Cami cemaati, önceden planlanmamış bir birlikteliktir. Namaz kılındığı esnada, o an o camide olmayanlarla aralarında –camide bulunup bulunmama anlamında- bir ayrım noktası oluşmuş olsa da, namazın bitmesiyle işbu ‘farklılık’ durumu nihayete erecektir.


Verili cemaat yapılarında ise cemaat üyeleri nezdinde varlığını her daim sürdüren ve alttan alta psikolojik yansımalarıyla bilinç düzeyine çıkan bir ‘farklılık mülahazası’ mevzubahistir.


Ait oldukları cemaat yapısının, cemaat dışı toplum katmanlarıyla ortak noktalarının az ya da çok olması da sonucu pek değiştirmez; ilişki hiyerarşisi ve iç motivasyonu sağlayan farklılık düşüncesi, cemaat fertlerinin zihnî altyapısında kolayca ötelenemeyecek bir tesir icra eder.


Hal böyle olunca, cemiyetin selâmetinin yanına, o cemiyetin kurgusal bir parçası olan cemaatin selâmeti gibi bir gündem de eklenecektir. Bu iki ‘selâmetin’ birbiriyle çatışma ihtimali ise, ferdin zihninde meydana gelecek bölünmenin kökenine dair fikir sahibi olmamızı sağlayabilir.


Bu psikolojik süreç, yola yeni çıkan heyecanlı cemaat üyelerinde daha fazla hissedilir olacak, kendisini ‘kurtulmuş’, başkalarını ise ‘kurtarılmayı bekleyenler’ olarak göreceği ikili bir bakış ivme kazanacaktır.


Bu tür bir bilinç pozisyonunun düzeltilmesi çok kolay olmasa da, çareyi, ‘cemaat yapılarına kategorik muhalefet’te görmek de -sosyolojik gerçeklere takla attırmak olacağı için- fevkalade isabetsiz bir tutumdur.


Belki yapılması gereken, cemaat yapılarının cemaat dışı ortamla geçişkenliğini arttırmak, içinde bulunulan davaya boyu aşan mistik anlamlar yüklememek, cemaate girmeyi veya cemaatten çıkmayı zorlama bir takım yorumlarla sadakat-ihanet denklemleri zemininde ele almamaktır.