Şefkat Tokadı, Eleştiriye Değil, Özeleştiriye Yol Açmalı

e-Posta Yazdır PDF

Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar’da, “şefkat tokadı” diye bir kavramdan söz eder. Kastı, Cenâb-ı Hakk’ın (cc), kötü bir iş yapan kuluna, aynı kötü güzergâhta daha fazla ilerleyip kendisini hepten helâk etmesinin önüne geçecek küçük ikazlarda bulunmasıdır. Bu, Rabbimizin kul üzerindeki rahmetinin bir tecellisidir.

Kul, bir yanlışa adım atar, Allah (cc), onu uyaracak küçük bir musibet vererek kulun aklını başına getirir ve bu sayede kul hatasını anlar, yanlışından döner.

Bediüzzaman’ın kavrama yüklediği anlam budur ve ilgili risalede, faillerinin izni dairesinde bu ihtarlara dair örnekler verir.

Dikkat etmemiz gereken husus, şefkat tokadı terkibinin yüklendiği mânânın, yanlışa düşen kula bahşedilen bir özeleştiri imkânıyla ilintili oluşudur. Kul, hata yapmış, bir şekilde ikaz edilmiş ve bu tecrübe onda bir iç nedâmet sürecini tetiklemiştir.

İşin maksadı aşan tarafı ise, işbu şefkat tokadı vurgusunun, hata edip ikaza muhatap olan ferdin iç dünyasıyla sınırlı kalmayıp, işin içine başka şahısların girmesi ve sürecin özeleştiriden çok bir eleştiri mekanizmasının dinamosu haline getirilmesidir.

Bu Din, dünyada salâh, âhirette felâh için gönderilmiştir. Hiç kimse bir takım kavram ve olguları kullanarak, başkaları üzerinde mütehakkim bir dinî otorite tesisine kalkmamalı, kimse tabiri câizse manevî din polisliğine soyunmamalıdır.

“Şöyle yaparsan tokat yersin” veya “tokat yedin” gibi dinî sahada racon kesmeyi andıran cümlelerle, elimizin altındaki insanlara istikamet kazandıracağımızı sanıyorsak, fena halde yanılıyoruz. Bilakis bu tür adı konulmamış baskılar, kişilerin bilinçaltlarında ve iç dünyalarında onulmaz hasarlar meydana getirebilmektedir.

Her hareketinden şüphe eden, her zaman tedirgin, Cenâb-ı Hakk’ı sürekli kullarını cezalandırmaya teşne bir varlık olarak mülâhaza eden bir benliğin, dünyada salâh bulması epeyce zordur.

Şefkat tokadı terkibini hayatlarımızda işleteceksek, ki tekraren söyleyelim, bu, kulun kendi iç dünyasıyla ilgili olan ve kendisinin de abartmaması gereken bir olgudur, işi Cenâb-ı Hakk’ın rahmetiyle irtibatlandırmalı, şahsî hayatlarımızın dışına taşıyarak buradan yeni bir Demokles kılıcı türetmemeliyiz.