‘Geçiş Süreci’ Aldatmacasına Tesettür Üzerinden Bakmak

e-Posta Yazdır PDF

İçinden geçtiğimiz ‘aslında gayr-ı İslâmî ama İslâmî olma iddiasında’ki sürece dönük itirazlar geliştirdiğinizde mukabelede bulunulan kontra cevaplardan biri, bunun bir ‘geçiş süreci’ olduğu savunusudur.


Bu savunuyu üst perdeden seslendirenler, bizim itiraz edip durduğumuz modern dayatmayı İslâmî sosa bulayan ideolojik karışımı, genelde bunun bir geçiş süreci tezahürü olduğu bağlamında olumlarlar.


Onlara göre ‘eskiye göre daha iyi durumdayız’dır, ‘epey bir mesafe alınmıştır’, ‘sistemle içli dışlı olup onu içselleştirmenin bazı götürüleri olsa da son tahlilde süreçten kârlı çıkanlar, önü açılan müslümanlardır’ vs vs…


Peki gerçekten böyle midir? Gerçekten toplumda yükselen bir dinî şuurlanmadan bahsedebilir miyiz? Dedikleri gibi geçiş sürecini atlattığımızda gerçekten ufukta bizi bir İslâmî bahar bekliyor mu?

Esasen buna genel anlamda, “yürüdüğümüz yolun bizi iyiye götürüp götürmediğini test etmek istiyorsak, yola çıktığımız nokta ile şu an bulunduğumuz kıvam arasında bir mukayese yapmak yeterli olacaktır” şeklinde bir cevap verebiliriz.


Toplumdaki dinî ritüel boyutlu artışı, İslâm’ın bir tapınak dini hüviyetiyle hayattan ötelendiği vasata rağmen ‘İslâmî kazanım’ olarak etiketleyenler müstesna, dindarların önünün açıldığı bu süreçte yaşadığımız ciddi çözülme ve yozlaşmayı görmeyen herhalde yok gibidir.


Muhafazakâr görünürlüğün ivme kazandığı ama her değerin popülerleşirken içinin boşaltıldığı ve şuurumuzun budandığı bu vetire bizi şimdiye kadar başta olduğumuzdan daha iyi bir noktaya taşımadı ki, bundan sonrası adına içimizde coşkun umutlar büyütelim!


Şimdiye kadar en baskın meziyeti(!), sistemin argümanları karşısında müslüman direncini aşındırmak olan bu tür bir akışa neden kendimizi kandırma pahasına boyunu aşan misyonlar yükleyelim!?


İyiye gidip gitmediğimizin en basit ölçütü, iyiye yaklaşıyor olup olmadığımıza bakmaktır.


Dedim ya, bu genel manada bir yaklaşım…


Şimdi, söylediğimizi somut bir görüntü üzerinden açalım: Tesettür meselesi…


Evet, işbu şatafatlı ve -sözüm ona- tesettür algısı toplumda yer bulmaya başladığı demlerde, bazı ‘iyimser’ arkadaşlar ne diyorlardı:


“Olsun, bu bir geçiş süreci… Belki bu şekilde tesettür şuuru zayıflıyor gibi görünüyor ama zamanla bu, tesettürün yaygınlaşmasına zemin hazırlayacak ve belli bir süre sonra insanlar hakiki/şer’î tesettürü de benimsayecek!”


Peki, geldiğimiz noktada samimi olarak soralım kendimize… Gerçekten böyle mi olmuştur? Gerçekten, bu -âmiyane tabirle- ‘altı kaval, üstü bilmemne’ tesettür (!) olgusu, defilelerle desteklenen ‘baş örtme seferberlikleri’, toplumda hicap şuuruna hizmet eden bir işlev görmüş müdür?

Görmediği çok âşikâr…


Peki, soruyu bir adım öteye taşıyalım: Şimdi bu tür bir işlev görmese de, gelecekte görebileceğine dair bizlere gerçekçi umutlar bahşetmekte midir? İşte, meselenin bamteli burasıdır. Bu soruya makul bir cevap verebilirsek, sadece tesettür bahsinde değil, genel anlamda bu ‘geçiş süreci’ retoriğinin içinin ne kadar dolu olduğu hususunda da doğru bir fikre sahip olacağız.


Hayır, bu modern ve nevzuhur tesettür algısı, açıkça hicap ve hayâ şuurunu geliştirmediği, tam tersi tesettürü yozlaştırdığı gibi, bundan sonra iyi şeyler olacağına dair bir umutla, muvakkaten, geçici olarak mazur görebileceğimiz bir model de sunmuyor.


Tam tersi, bu modern tesettür saçmalığı, kendi durumunu ehl-i dine günden güne daha fazla kanıksatıyor, her geçen gün daha fazla kimsenin aklına tesettür dendiği zaman işbu ucube kıyafet şablonu yerleşiyor.


Bu yol, bir ‘geçiş süreci’ falan değil, kendimizi kandırmayalım. Genel anlamda müslüman bilincini mecalsiz bırakan entegrasyon süreci de, tıpkı tesettür meselesindeki gibi, bu tür ‘geçiş dönemi’ palavralarıyla meşrulaştırılamaz.


Başta “biraz gösterişli ve cazip bir örtünme tarzı bulalım da, kapanma konusunda daha çok insanı özendirelim!” niyetiyle yola çıkan birileri olmuşsa, onların birilerini ne kadar ve neye özendirdiği şöyle dursun, süreç, bizzat onların bu çarpık ve köksüz tasavvuru benimsemelerine yol açan bir seyir izledi.


Hesabı iyi yapalım…


Modern tesettüre, ‘geçiş süreci’ mantığıyla vize verenler, daha da iyi yapsınlar…


Geçiş süreci, bir türlü geçmek bilmedi; hatta iyiden iyiye yoz bir hüviyete bürünerek kökleşti, muhkemleşti.


Biz de, bu çözülmenin eli kolu bağlı seyircileri olarak, züğürt tesellisiyle baş başayız.